7. Sınıf Türkçe Ders Kitabı Cevapları Meb Yayınları Sayfa 75
Merhaba sevgili öğrencim! Bugün seninle beraber çok güzel Türkçe sorularını çözeceğiz. Her soruyu adım adım, tane tane açıklayacağım ki konuyu iyice pekiştirelim. Hazırsan başlayalım!
4. Aşağıdakilerden hangisi günlük türünde bir metinden alınmış olabilir?
Çözüm:
Sevgili öğrencim, günlük türündeki metinler, bir kişinin yaşadığı olayları, gözlemlerini, duygularını ve düşüncelerini günü gününe yazdığı yazılardır. Tıpkı bir deftere not alır gibi, kendi kendimize veya yakın bir arkadaşımızla konuşur gibi samimi bir dille yazılırlar. Bu metinlerde genellikle kişisel deneyimler, tarih ve zaman belirtme (bugün, dün, salı günü gibi) ve yazarın kendi bakış açısı önemlidir. Şimdi şıklara bakalım:
-
A) Duvardaki tablodan çıkan güvercin birden konuşmaya başladı.
Bu cümlede bir güvercinin tablodan çıkıp konuşması gibi gerçek hayatta olmayan, hayal ürünü bir olay anlatılıyor. Bu, bir masal, hikaye ya da fabl gibi kurgusal bir metnin özelliği olabilir, günlük değil. -
B) Dalgalar vapurumuzu bir o yana bir bu yana salladı bütün gün.
Burada bir yolculuk deneyimi, bir gözlem anlatılıyor. “Bütün gün” ifadesi zamanı, “vapurumuzu” kelimesi ise kişisel bir deneyimi işaret ediyor. Bu, bir kişinin o gün yaşadığı bir olayı anlattığı, günlük defterine yazdığı bir not gibi duruyor. -
C) Bazı bitki türleri sadece ülkemizde yetişir.
Bu cümle bize bitkilerle ilgili bilimsel, genel bir bilgi veriyor. Ansiklopedik bir bilgi veya bir araştırma yazısından alınmış olabilir. Günlük türünde bir metin olamaz, çünkü kişisel bir deneyim ya da duygu içermiyor. -
D) Deyimler, Türkçemizin zengin anlatım olanaklarındanandır.
Bu cümle de bize deyimlerle ilgili genel bir bilgi veriyor. Türkçe ders kitabından veya dil bilgisiyle ilgili bir yazıdan alınmış olabilir. Yine kişisel bir deneyim olmadığı için günlük türünde değildir.
Bu yüzden, günlük türünde bir metinden alınmış olabilecek en uygun seçenek B şıkkıdır.
Sonuç:
B) Dalgalar vapurumuzu bir o yana bir bu yana salladı bütün gün.
5 ve 6. soruları aşağıdaki metne göre cevaplayınız.
Atatürk henüz uyanmamıştı. Ülkü, çoğu zaman yaptığı gibi yatak odasının kapısının önünde durarak onun uyanmasını beklemeye başladı. Bekledi, bekledi, bekledi… Kapı bir türlü açılmıyordu. Oturdu, kalktı, gezindi… Kapıya tekrar baktı. Ülkü, kapıya yaklaşarak içeriden bir ses, ayak sesi duymaya çalıştı – – – – – Birden, kapının önüne bırakılmış kahverengi ayakkabıları fark etti. Ayakkabılar, yatak odasının önüne ancak boyanması için bırakılırdı. (…)
Süleyman BULUT (Kısaltılmıştır.)
5. Bu metinde boş bırakılan yere metnin anlam bütünlüğünü sağlamak için aşağıdakilerden hangisi getirilmelidir?
Çözüm:
Şimdi metni dikkatlice okuyalım ve boş bırakılan yerin öncesine ve sonrasına odaklanalım. Metinde Ülkü’nün Atatürk’ün uyanmasını beklediğini, kapının açılmadığını ve içeriden ses duymaya çalıştığını görüyoruz. Boşluktan hemen sonra ise “Birden, kapının önüne bırakılmış kahverengi ayakkabıları fark etti.” cümlesi geliyor. Bu, Ülkü’nün ses duyamadığı, bir hareketlilik göremediği için dikkatini başka bir şeye yönlendirdiğini gösteriyor olabilir.
-
A) bu yüzden oradan uzaklaştı.
Ülkü’nün beklemeye devam ettiğini biliyoruz, uzaklaşması metnin akışına uymaz. -
B) çünkü bu bahçeyi seviyordu.
Metinde bahçeden hiç bahsedilmiyor, bu cümle konuyla alakasız. -
C) fakat kapı hâlâ açık duruyordu.
Metinde “Kapı bir türlü açılmıyordu.” denilmişti. Yani kapı kapalıydı. Bu cümle metinle çelişir. -
D) ama hiçbir hareket yoktu.
Ülkü içeriden ses duymaya çalışıyor ama duyulacak bir ses veya hareket yok. Bu durum, onun dikkatini başka bir yere, yani ayakkabılara yöneltmesini gayet doğal kılar. Bu cümle, metnin anlam akışına en uygun olanıdır.
Bu nedenle, boş bırakılan yere “ama hiçbir hareket yoktu.” cümlesi getirilmelidir.
Sonuç:
D) ama hiçbir hareket yoktu.
6. Aşağıdakilerin hangisinde bu metindeki altı çizili kelimenin anlamını karşılayan bir ifadeye yer verilmiştir?
Çözüm:
Metindeki altı çizili kelime “ancak”. Cümle ise şöyle: “Ayakkabılar, yatak odasının önüne ancak boyanması için bırakılırdı.”
Buradaki “ancak” kelimesi, bir şeyin sadece belirli bir koşulda gerçekleştiğini, başka bir durumda olmadığını anlatıyor. Yani “yalnızca”, “sadece” anlamlarına geliyor. Ayakkabılar, başka hiçbir sebeple değil, sadece boyanması gerektiğinde dışarı bırakılırmış. Şimdi şıklara bakalım ve “sadece” veya “yalnızca” anlamını veren cümleyi bulalım:
-
A) Liderler, sadece milletini düşünür.
Buradaki “sadece” kelimesi, bizim metindeki “ancak” kelimesinin anlamıyla birebir aynıdır. Yani liderlerin başka bir şeyi değil, yalnızca milletini düşündüğü anlatılıyor. -
B) Hava soğuktu fakat üşümüyorduk.
Buradaki “fakat” kelimesi “ama” anlamına gelir, karşıtlık bildirir. “Ancak” kelimesinin buradaki anlamıyla aynı değildir. -
C) Halkın kararlılığı, kurtuluşu getirmişti.
Bu cümlede “ancak” kelimesinin anlamını karşılayan bir ifade bulunmuyor. -
D) Hiçbir güç, onları vazgeçiremeyecekti.
Bu cümlede de “ancak” kelimesinin anlamını karşılayan bir ifade bulunmuyor.
Bu durumda, “ancak” kelimesinin anlamını karşılayan ifade A şıkkında verilmiştir.
Sonuç:
A) Liderler, sadece milletini düşünür.
7. Aşağıdaki metinlerden kurgusal nitelik taşıyanların başındaki kutuya çarpı (X) işareti koyunuz.
Çözüm:
Kurgusal nitelikli metinler, gerçekte yaşanmamış, yazarın hayal gücüyle oluşturulmuş olayları, kişileri veya durumları anlatan metinlerdir. Bunlar masal, hikaye, roman gibi türler olabilir. Gerçekte olmayan, olağanüstü olaylar, kişileştirme (cansız varlıklara insan özelliği verme) gibi özellikler gösterirler. Şimdi metinleri inceleyelim:
-
A) Tatlı bir öğleden sonrası esintisiyle nazlı nazlı salınmaya başlayan bayrak, okul bahçesindeki çocuklara baktı tepeden. Ne kadar da neşeliydiler! Onların neşesinin kaynağını, biraz da kendisine duyulan güven olduğunu biliyordu bayrak. Gerine gerine ve gururla savurdu ay yıldızını.
Burada bir bayraktan bahsediliyor. Bayrağın çocuklara bakması, onların neşesinin kaynağını bilmesi, gerinmesi ve gururla ay yıldızını savurması gibi özellikler, cansız bir varlık olan bayrağa insan özellikleri verilmesidir. Buna kişileştirme deriz. Kişileştirme, kurgusal metinlerin önemli bir özelliğidir. Bu metin gerçekte yaşanabilecek bir durumu anlatmıyor, yazarın hayal gücüyle oluşturulmuş. Bu yüzden kurgusaldır. -
B) Meşe ağaçlarıyla dolu eski orman, belki de hiç bu kadar sessiz ve tenha kalmamıştı. Kuş cıvıltıları kesilmiş, çevrede zıplayıp duran neşeli hayvanlar kaybolmuştu çoktan. Aslan, bütün bu olup bitene akıl erdiremiyor; ormanın bu hâline çok üzülüyordu.
Bu metinde bir ormanın sessizleşmesi, hayvanların kaybolması gibi olaylar anlatılıyor. Ayrıca aslanın olan bitene akıl erdirememesi ve ormanın hâline üzülmesi gibi ifadeler var. Aslanın düşünmesi, üzülmesi ve “akıl erdirmesi” gibi insani duygulara sahip olması yine bir kişileştirme örneğidir. Bu da metni kurgusal yapar. -
C) Ürkek adımlarla ata yaklaşan çocuk, pamuk kadar beyaz bu atın başını okşamak için uzattı elini. At, şöyle bir başını çevirdi. Çocuk, biraz tedirgin bir şekilde elini çekti. Bu kez de at uzattı başını. Atın başıyla çocuğun elinin buluşma anı ise görülmeye değerdi.
Bu metinde bir çocuğun bir atla olan etkileşimi anlatılıyor. Çocuk ata yaklaşıyor, at başını çeviriyor, çocuk elini çekiyor, sonra at tekrar başını uzatıyor. Bunların hepsi gerçek hayatta yaşanabilecek, doğal ve olağan olaylardır. Herhangi bir kişileştirme veya olağanüstü durum söz konusu değil. Bu yüzden bu metin kurgusal değildir, gerçekçi bir gözlem veya anlatım olabilir.
Sonuç:
A ve B şıklarındaki metinler kurgusaldır.
8. Bu metinde numaralanmış cümlelerde yer alan fiillerin anlam özellikleri aşağıdaki tablonun hangi seçeneğinde doğru verilmiştir?
Çözüm:
Fiillerin anlam özellikleri üçe ayrılır sevgili öğrencim: İş (Kılış), Durum ve Oluş fiilleri. Bu konuyu hatırlayalım:
-
İş (Kılış) Fiilleri: Öznenin kendi isteğiyle yaptığı, bir nesneyi etkileyen fiillerdir. Başına “onu” kelimesini getirdiğimizde anlamlı olur. (Örnek: okumak -> onu okumak, yazmak -> onu yazmak, _sürmek -> onu sürmek_)
-
Durum Fiilleri: Öznenin kendi isteğiyle yaptığı ancak bir nesneyi etkilemeyen fiillerdir. Başına “onu” kelimesini getirdiğimizde anlamsız olur. Öznenin içinde bulunduğu bir durumu anlatır. (Örnek: oturmak -> onu oturmak olmaz, uyumak -> onu uyumak olmaz, _dinlenmek -> onu dinlenmek olmaz_)
-
Oluş Fiilleri: Öznenin iradesi dışında gerçekleşen, zamanla bir değişimi veya gelişimi anlatan fiillerdir. Genellikle doğadaki değişimler veya canlıların istem dışı değişiklikleri için kullanılır. Başına “onu” kelimesi gelmez. (Örnek: uzamak, büyümek, sararmak, çürümek, _aydınlanmak_)
Şimdi metindeki numaralanmış cümlelerdeki fiilleri bulup anlam özelliklerini belirleyelim:
(I) Gelen haber üzerine atını alıp cepheye doğru hızla sürdü.
-
Buradaki fiil “sürdü” (sürmek). “Onu sürdü” diyebilir miyiz? Evet, “Atı sürdü” diyebiliriz. Bu fiil öznenin isteğiyle yapılmıştır ve bir nesneyi (atı) etkilemiştir. Demek ki bu bir İş (Kılış) fiilidir.
(II) Hava yeni yeni aydınlanıyordu.
-
Buradaki fiil “aydınlanıyordu” (aydınlanmak). Hava kendi kendine, öznenin (havanın) iradesi dışında aydınlanır. Bu bir değişim sürecidir. “Onu aydınlanıyordu” diyemeyiz. Bu yüzden bu bir Oluş fiilidir.
(III) Küçük bir meşe ormanından geçerken kuş cıvıltılarını duydu.
-
Buradaki fiil “duydu” (duymak). “Onu duydu” diyebilir miyiz? Evet, “Cıvıltıları duydu” diyebiliriz. Bu fiil öznenin isteğiyle gerçekleşir ve bir nesneyi (cıvıltıları) etkiler. Demek ki bu bir İş (Kılış) fiilidir.
(IV) Ormanın serinliğinin içinde dinlenmek için durdu.
-
Buradaki fiil “dinlenmek”. “Onu dinlenmek” diyebilir miyiz? Hayır, diyemeyiz. Dinlenmek, öznenin kendi isteğiyle yaptığı, ancak bir nesneyi etkilemeyen, öznenin içinde bulunduğu bir durumu anlatan fiildir. Bu yüzden bu bir Durum fiilidir.
Şimdi bulduğumuz sıralamaya bakalım:
I: İş (Kılış)
II: Oluş
III: İş (Kılış)
IV: Durum
Bu sıralamayı seçeneklerde bulalım:
-
A) Durum, Oluş, İş (kılış), Durum
-
B) İş (kılış), Durum, Oluş, Durum
-
C) İş (kılış), Oluş, İş (kılış), Oluş
-
D) İş (kılış), Oluş, İş (kılış), Durum
Gördüğün gibi, D seçeneği bizim analizimizle tamamen eşleşiyor.
Sonuç:
D)
| I | II | III | IV |
| İş (kılış) | Oluş | İş (kılış) | Durum |