4. Sınıf Türkçe Ders Kitabı Cevapları Meb Yayınları 1 Sayfa 185
Merhaba sevgili öğrencilerim! Ben sizin Türkçe öğretmeninizim. Bugün hep birlikte çok güzel bir metin inceleyeceğiz ve bu metinle ilgili soruları adım adım, dikkatlice çözeceğiz. Hazır mısınız? Öyleyse başlayalım!
3. ETKİNLİK
Metnin verilen bölümünde babaanne, eski ramazanlardan bahsetmiştir. Günümüzdeki ramazan gelenekleri ile metinde anlatılan ramazan geleneklerini karşılaştırarak düşüncelerinizi arkadaşlarınızla paylaşınız.
Sevgili çocuklar, bu soruda bizden metinde anlatılan eski ramazan geleneklerini, şimdiki ramazan gelenekleriyle karşılaştırmamızı istiyor. Haydi, önce metni tekrar okuyup eski ramazanlarda neler oluyormuş bir hatırlayalım, sonra da şimdiki geleneklerle kıyaslayalım.
Adım 1: Metindeki eski ramazan geleneklerini belirleyelim.
- Metinde anlatılanlara göre eski ramazanlar, kalabalık ailelerle, geniş konaklarda geçiyormuş.
- Ramazan yaklaşınca evlerde tatlı bir koşturmaca başlarmış.
- Kilerler erzaklar ve iftariyeliklerle doldurulurmuş.
- Şerbetler, kompostolar ve reçeller evde kaynatılırmış.
- Evler dip bucak temizlenir, mis gibi parlatılırmış.
- İhtiyaç sahibi ailelere, kimsesizlere özel olarak erzak sepetleri hazırlanır, süslenir ve güler yüzle, tatlı dille kapılarına kadar götürülürmüş.
Adım 2: Günümüzdeki ramazan geleneklerini düşünelim.
- Günümüzde aileler genelde daha küçük ve apartman dairelerinde yaşıyor. Eskisi gibi geniş konaklar pek yok.
- Ramazan hazırlıkları hala var ama eskisi kadar evde yapılan şerbetler, reçeller yerine daha çok marketlerden alışveriş yapılıyor.
- Ev temizliği de hala önemini koruyor ama bazen daha pratik çözümler aranıyor.
- İhtiyaç sahiplerine yardım etmek de çok önemli bir gelenek. Ancak bu yardımlar bazen dernekler, belediyeler veya büyük kuruluşlar aracılığıyla yapılıyor. Bazen de insanlar yine kendileri, tıpkı metindeki gibi, komşularına veya ihtiyaç sahiplerine yardımları ulaştırıyor.
Adım 3: Eski ve yeni gelenekleri karşılaştıralım ve düşüncelerimizi ifade edelim.
Sevgili öğrencilerim, metinde anlatılan eski ramazanlar, sanki daha samimi, daha el emeği göz nuru bir havaya sahipmiş gibi geliyor bana. Her şeyin evde yapılması, komşularla daha iç içe olunması, yardımların birebir, güler yüzle yapılması çok değerli. Günümüzde de ramazan ruhu devam ediyor elbette ama hızlı yaşam temposu ve modernleşmeyle bazı şeyler değişmiş. Artık birçok şeyi hazır alabiliyoruz, bu da bize zaman kazandırıyor ama belki de o eski el emeği lezzetlerini ve hazırlık heyecanını biraz azaltıyor. Yine de yardımlaşma, paylaşma, aile ve komşu ziyaretleri gibi ramazanın temel değerleri hala capcanlı bir şekilde devam ediyor. Bence önemli olan, ramazanın o güzel birleştirici ruhunu, neşesini ve paylaşma duygusunu yaşatmak. İster eski usul, ister yeni usul olsun, kalplerimiz bir olduğu sürece ramazan hep çok güzeldir!
4. ETKİNLİK
Verilen bilgileri dikkate alarak metinde aynı semboller arasındaki bölümlerin isimlerini yazınız.
Çocuklar, bu etkinlikte bize bir hikâyenin bölümleri olan “Serim”, “Düğüm” ve “Çözüm”ün ne demek olduğu açıklanmış. Sonra da bu bilgileri kullanarak alttaki boşlukları doldurmamızı istiyor. Hatırlayalım:
- Serim: Hikâyenin konusunun, kahramanların ve olayın geçtiği yerin tanıtıldığı başlangıç bölümüdür.
- Düğüm: Olayların ayrıntılı bir şekilde anlatıldığı, merak uyandıran, heyecanlı olayların olduğu bölümdür. Genellikle hikâyenin en uzun kısmıdır.
- Çözüm: Olayların bir sonuca bağlandığı, merak edilenlerin cevaplandığı son bölümdür.
Şimdi de semboller arasındaki boşlukları bu bilgilere göre dolduralım. Bir hikâyenin akışını düşünürsek, önce giriş, sonra olayların gelişimi ve en sonunda da sonuç olur, değil mi? Bazen olayların geliştiği “Düğüm” bölümü oldukça uzun olabilir, hatta kendi içinde farklı aşamalara ayrılabilir. Bu boşlukları da bu mantıkla dolduralım:
☀️
Serim
⭐️
Düğüm
🌙
Düğüm
⭐️
Çözüm
🌙
Burada ilk boşluğa hikâyenin başlangıcı olan Serim‘i, sonra olayların geliştiği ve genellikle en uzun kısım olan Düğüm‘ü yazıyoruz. Hatta bazen düğüm bölümü o kadar uzun ve olaylı olur ki, ikinci boşluğa da yine Düğüm yazabiliriz. En son olarak da olayların bittiği, çözüldüğü kısım olan Çözüm‘ü yazarız. Böylece bir hikâyenin nasıl ilerlediğini göstermiş oluruz.
5. ETKİNLİK
Metinde geçen hayalî ögeleri tespit ederek kutuya yazınız.
Sevgili çocuklar, bu soruda bizden metinde geçen hayalî ögeleri bulmamızı istiyor. Hayalî öge demek, gerçek hayatta olmayan, sadece hayalimizde canlandırabileceğimiz şeyler demek. Mesela uçan halılar, konuşan hayvanlar, sihirli değnekler gibi… Şimdi metni tekrar dikkatlice okuyalım ve böyle bir şey olup olmadığını anlamaya çalışalım.
Adım 1: Metni hayalî ögeler açısından inceleyelim.
Benim çocukluğum; kalabalık ailemle, geniş bir konakta geçti. Ramazan yaklaşınca tatlı bir koşturmaca başlar, kilerimiz erzaklar, iftariyeliklerle doldurulur; şerbetler, kompostolar ve reçeller kaynatılırdı. Dip bucak temizlikler yapılarak mis gibi parlatılırdı. Mahallemizde ihtiyaç sahibi ailelere, kimsesizlere, erzak sepeti hazırlanır, bu sepetler süslenerek güler yüzle, tatlı dille ihtiyaç sahiplerinin kapılarına götürülürdü.
Metni dikkatlice okuduğumuzda, babaannenin çocukluk anılarını anlattığını görüyoruz. Eski ramazanlardaki hazırlıklar, temizlikler, yardımlaşmalar… Bunların hepsi gerçek hayatta yaşanabilecek, gözümüzün önünde canlandırabileceğimiz şeyler, değil mi? “Tatlı bir koşturmaca”, “mis gibi parlatılırdı”, “güler yüzle, tatlı dille” gibi ifadeler var. Bunlar birer benzetme veya abartma olabilir ama gerçekdışı, hayal ürünü değiller. Örneğin, bir evi çok güzel temizleyebilir, mis gibi kokmasını sağlayabiliriz. Ya da bir işi yaparken çok keyif alıp buna “tatlı koşturmaca” diyebiliriz. Bunlar hayalî değil, gerçekçi ifadelerdir.
Adım 2: Sonucu yazalım.
Metinde geçen olaylar ve durumlar, tamamen gerçek hayatta yaşanabilecek, geçmişte kalmış olsa da gerçekliği olan anılardır. Bu nedenle metinde hiçbir hayalî öge bulunmamaktadır.