4. Sınıf Türkçe Ders Kitabı Cevapları Meb Yayınları 1 Sayfa 104
Merhaba sevgili öğrencim,
Bugün seninle Türkçe dersimizdeki çok önemli konuları tekrar edeceğiz. Noktalama işaretleri, eş anlamlı kelimeler ve kelimelerin gerçek mi yoksa mecaz anlamda mı kullanıldığını bulma üzerine harika sorularımız var. Hadi gel, bu soruları adım adım, dikkatlice inceleyelim ve doğru cevapları bulalım! Emin ol, bu konuları anladığında Türkçe dersinde çok daha başarılı olacaksın.
Şimdi hazırsan, ilk sorumuzla başlıyoruz!
3. Verilen cümlelerde noktalama işaretlerinin kullanımı doğruysa cümlenin başına “D”, yanlışsa “Y” yazınız.
Sevgili öğrencim, noktalama işaretleri, yazıya anlam ve duraklama kazandıran küçük ama çok önemli işaretlerdir. Onları doğru kullanmak, ne demek istediğimizi başkalarına en iyi şekilde anlatmamızı sağlar. Şimdi her cümleyi tek tek inceleyelim:
- (…) Atatürk’ün Samsun’a ayak basmasıyla Millî Mücadele başlamıştır!
- (…) Eyvah; Bugün tavuk ve horozların yemini vermeyi unuttum.
- (…) Atatürk’ün “Nutuk” adlı eserini okudun mu?
- (…) Besinleri sabah, öğle ve akşam olmak üzere üç ana öğünde tüketmeliyiz.
- (…) Kardeşler bir problemle karşılaştıklarında birbirlerine destek olurlar?
- (…) Sağlıklı yaşamak için düzenli spor yapmalıyız!
- (…) Kişisel güvenliğin korunması için genel ağ ortamında fotoğraf ve bilgi paylaşımında gizliliğe dikkat edilmelidir.
- (…) Evlerde su tasarrufu nasıl sağlanır?
Bu cümle, önemli bir olayı bildiren bir cümledir. Bir bilgi veriyor, bir duygu veya şaşkınlık ifade etmiyor. Bu yüzden sonuna ünlem işareti yerine nokta konulmalıydı. Ünlem işareti, genellikle sevinç, korku, şaşkınlık gibi güçlü duyguları veya emirleri belirtmek için kullanılır.
Sonuç: Y
“Eyvah” kelimesi bir ünlem kelimesidir. Duygu belirten bu kelimeden sonra virgül ya da ünlem işareti kullanmalıyız. Noktalı virgül burada yanlış kullanılmıştır. “Eyvah!” deseydik, “Bugün” kelimesi büyük harfle başlamalıydı. Eğer “Eyvah,” deseydik, “bugün” küçük harfle devam edebilirdi. Ama noktalı virgül kesinlikle yanlış.
Sonuç: Y
Bu cümlede bir soru soruluyor ve sonunda soru işareti kullanılmış, bu doğru. Ayrıca “Nutuk” bir eser adı olduğu için tırnak içine alınması da doğru bir kullanımdır. Atatürk’ün derken özel isme gelen çekim ekinin kesme işaretiyle ayrılması da doğru.
Sonuç: D
Bu cümle bir bilgi veriyor ve sonunda nokta kullanılmış, bu doğru. “Sabah, öğle ve akşam” derken, eş görevli kelimeleri ayırmak için virgül kullanılması da doğrudur.
Sonuç: D
Bu cümle bir soru cümlesi değil, bir bildirme cümlesidir. Yani bir durumu anlatıyor. Bu yüzden sonuna soru işareti değil, nokta konulmalıydı.
Sonuç: Y
Bu cümle, yapılması gereken önemli bir şeyi güçlü bir şekilde ifade ediyor. Bir tavsiye veya gereklilik bildiren cümlelerin sonuna nokta konulabileceği gibi, vurgu yapmak amacıyla ünlem işareti de konulabilir. Burada ünlem işareti kullanılması, sağlıklı yaşamanın önemini vurguladığı için doğru kabul edilebilir.
Sonuç: D
Bu cümle de bir bilgi veriyor, bir durumdan bahsediyor. Sonunda nokta kullanılması doğrudur.
Sonuç: D
Bu cümle açıkça bir soru soruyor ve sonunda soru işareti kullanılmış. Bu da doğru bir kullanımdır.
Sonuç: D
Şimdi de eş anlamlı kelimeleri bulup onlarla cümle kurma zamanı!
4. Verilen kelimelerin eş anlamlılarını yazınız. Yazılan kelimeler ile ilgili birer cümle kurunuz.
Eş anlamlı kelimeler, yazılışları ve okunuşları farklı olsa da aynı anlama gelen kelimelerdir. Dilimizi zenginleştiren bu kelimeleri bilmek, kendimizi daha iyi ifade etmemizi sağlar. Hadi her kelimenin eş anlamlısını bulalım ve o eş anlamlı kelimeyle bir cümle kuralım:
-
Kelime: Doktor
Eş Anlamlısı: Hekim
Cümle:Hekim, hastaları iyileştirmek için gece gündüz demeden çalışır.
-
Kelime: Cömert
Eş Anlamlısı: Eli açık
Cümle:Eli açık insanlar, paylaşmayı ve yardım etmeyi çok severler.
-
Kelime: Millet
Eş Anlamlısı: Ulus
Cümle:Türk ulusu, vatanını ve bayrağını çok sever.
-
Kelime: Lisan
Eş Anlamlısı: Dil
Cümle:Her ülkenin kendine özgü bir dili ve kültürü vardır.
-
Kelime: Görev
Eş Anlamlısı: Vazife
Cümle:Öğrencilerin en önemli vazifesi, derslerine düzenli çalışmaktır.
-
Kelime: Kıymet
Eş Anlamlısı: Değer
Cümle:Bu eski defterin benim için çok büyük bir değeri var.
Harikasın! Şimdi son sorumuza geçiyoruz.
5. Verilen cümleleri inceleyiniz. Altı çizili kelimeler gerçek anlamda kullanıldıysa başına “G”, mecaz anlamda kullanıldıysa başına “M” yazınız.
Sevgili öğrencim, kelimelerin iki farklı kullanım şekli vardır: gerçek anlam ve mecaz anlam. Gerçek anlam, bir kelimenin akla gelen ilk, temel anlamıdır. Mecaz anlam ise kelimenin gerçek anlamından tamamen uzaklaşarak kazandığı yeni anlamdır. Bunu bir örnekle açıklayalım: “Ayakkabımın bağı koptu.” dediğimizde, bağın gerçekten ikiye ayrıldığını anlarız, bu gerçek anlamdır. Ama “Sabrım koptu.” dediğimizde, sabrın fiziksel olarak ikiye ayrılmadığını, artık dayanamadığımızı anlarız. Bu da mecaz anlamdır. Şimdi cümleleri tek tek inceleyelim:
- (…) Küçük kardeşi çok tatlı bir çocuktu.
- (…) Çantası ağır olduğu için taşıyamıyordu.
- (…) Çayı sıcak içmeyi sever.
- (…) Bilge, keskin zekâya sahip bir öğrencidir.
- (…) Parkta yorulan Halil, derin bir uykuya daldı.
“Tatlı” kelimesinin gerçek anlamı, şekerli, bal gibi lezzetli bir yiyeceğin tadıdır. Ama burada bir çocuğun sevimli, cana yakın, hoş huylu olduğunu anlatmak için kullanılmış. Yani kelime gerçek anlamından uzaklaşmış, yeni bir anlam kazanmış.
Sonuç: M
“Ağır” kelimesinin gerçek anlamı, çok fazla ağırlığı olan, kaldırması zor olan şey demektir. Bir çantanın gerçekten de çok ağırlığı olabilir ve bu yüzden taşınması zorlaşabilir. Burada kelime kendi gerçek anlamında kullanılmış.
Sonuç: G
“Sıcak” kelimesinin gerçek anlamı, yüksek ısıda, yakıcı veya ılık olmayan şey demektir. Çay da gerçekten sıcak olabilir. Burada kelime kendi gerçek anlamında kullanılmış.
Sonuç: G
“Keskin” kelimesinin gerçek anlamı, bıçak gibi, çok iyi kesen, sivri olan şey demektir. Ama zekâ “keskin” olamaz, zekânın ucu olmaz. Burada “keskin zekâ” derken, çok hızlı düşünen, çabuk anlayan, parlak bir zekâ kastediliyor. Kelime gerçek anlamından uzaklaşmış.
Sonuç: M
“Dalmak” kelimesinin gerçek anlamı, suya veya bir şeyin içine hızla girmektir. Mesela “havuza daldı” deriz. Ama burada Halil suya değil, uykuya “dalmış”. Yani çok hızlı ve derin bir şekilde uyumaya başlamış. Kelime gerçek anlamından uzaklaşarak yeni bir anlam kazanmış.
Sonuç: M
Aferin sana! Bütün soruları başarıyla tamamladık. Bu konuları tekrar ettikçe ve bol bol alıştırma yaptıkça çok daha iyi anlayacaksın. Unutma, Türkçe dersi çok eğlenceli ve öğrendiğin her bilgi, hayatının her alanında sana yardımcı olacak!