7. Sınıf Türkçe Ders Kitabı Cevapları Meb Yayınları Sayfa 70
Merhaba sevgili öğrencim!
Bugünkü dersimizde Milli Mücadele dönemimizin önemli kahramanlarından biri olan Şerife Bacı’nın hikayesini okuyup, bu hikayeyi onun ağzından özetleyerek anlatacağız. Bu etkinlik, hem okuduğunu anlama becerini geliştirecek hem de olayları farklı bir bakış açısıyla yorumlamana yardımcı olacak.
Şimdi görseldeki soruyu adım adım inceleyelim ve çözümünü yapalım.
Soru A) Aşağıdaki metni okuyunuz. Metindeki olayları Şerife Bacı’nın ağzından özetleyerek sözlü biçimde anlatınız.
Çözüm:
Sevgili öğrencim, bu soruda bizden iki şey isteniyor:
- Öncelikle metni dikkatlice okuyup anlamak.
- Sonra da metindeki olayları, sanki Şerife Bacı kendisi anlatıyormuş gibi, yani onun ağzından özetlemek. “Şerife Bacı’nın ağzından anlatmak” demek, hikayeyi “ben” diliyle, yani birinci kişi ağzından aktarmak demektir.
Şimdi bu adımları tek tek uygulayalım:
Adım 1: Metni Anlama
Metni dikkatlice okuduğumuzda, Şerife Bacı’nın Kurtuluş Savaşı sırasında cepheye mermi taşıyan kahraman bir anne olduğunu görüyoruz. Kışın dondurucu soğuğunda, bebeği Elif’le birlikte yola çıkıyor. Mermilerin ıslanmaması için kendi canını hiçe sayarak onları koruyor ve bu uğurda şehit düşüyor. Onun bu fedakarlığı, vatan sevgisinin en güzel örneklerinden biri olarak tarihe geçiyor.
Adım 2: Şerife Bacı’nın Ağzından Özetleme
Şimdi metindeki bu önemli olayları, Şerife Bacı’nın gözünden, onun duygularını da yansıtarak özetleyelim. Sanki o anları yaşayan kişi senmişsin gibi düşünmelisin.
İşte Şerife Bacı’nın ağzından özet:
Merhaba, ben Şerife Bacı. Kastamonu’nun o soğuk ve zorlu günlerinde yaşayan bir anneyim. Minik bebeğim Elif’i bağrıma basmış, hayata tutunmaya çalışıyorduk. Bir gün duyduk ki, cephedeki kahraman askerlerimizin mermiye ihtiyacı varmış. İstanbul’dan İnebolu’ya gelmiş mermilerin, bir an önce Ankara’ya, cepheye ulaşması gerekiyormuş.
Erkeklerimiz zaten cephede vatan savunmasındaydı. Bu kutsal görevi biz kadınlar üstlendik. Hiç düşünmeden, ben de gönüllü oldum. Bebeğim Elif’i kucağıma aldım ve İnebolu’ya doğru yola çıktım. Orada, kağnıma mermileri yükledim, Elif’i de mermilerin yanına yatırdım. Biliyordum ki bu mermiler, vatanımızın kurtuluşu için çok önemliydi.
Yolculuk kışın en dondurucu zamanına denk gelmişti. Ellerim, ayaklarım soğuktan buz kesiyordu. Yağan kar, yolumuzu daha da zorlaştırıyordu. Bir ara bebeğimin ağlama sesini duydum. Yanına gittiğimde, üzerine örttüğüm battaniyenin kardan sırılsıklam olduğunu fark ettim. O an sadece bir şeyi düşündüm: “Mermiler ıslanmamalı, cepheye sağ salim ulaşmalı!”
Kendi canımı hiçe saydım, bebeğimi kurtardığım gibi, mermileri de ıslanmaktan korumak için kendi bedenimi siper ettim. Onları battaniyemle örttüm, sanki kendi evladım gibi sarıp sarmaladım. Soğuk bedenimi dondursa da, içimdeki vatan aşkı beni ısıtıyordu. Sabah olduğunda, askerler kağnının başında beni cansız bulmuşlar. Ama ben biliyorum ki, o mermiler sayesinde vatanımız kurtuldu, gelecek nesiller özgürce yaşadı.
Benim bu fedakarlığım, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün “Gözüm cephede, kulağım İnebolu’da…” sözleriyle anıldı. 30 Ağustos Zaferi’ne giden yolda, benim gibi nice kahramanın fedakarlığı vardı. Ruhumuz şad olsun.
Sevgili öğrencim, bu özetle Şerife Bacı’nın yaşadığı zorlukları, vatan sevgisini ve fedakarlığını onun dilinden anlamış olduk. Unutma, tarihimizdeki kahramanlarımızı anlamak ve onların anılarını yaşatmak çok önemli.