7. Sınıf Türkçe Ders Kitabı Cevapları Meb Yayınları Sayfa 65
Merhaba sevgili öğrencim,
Bugün Çanakkale Savaşı ile ilgili çok önemli bir metin okuduk ve şimdi de bu metinle ilgili soruları beraber cevaplayacağız. Unutma, her zaman metni dikkatlice okumak ve anlamak çok önemlidir. Haydi, sorulara geçelim!
2. Etkinlik
Aşağıdaki soruları okuduğunuz metinden hareketle cevaplayınız.
1. Metnin birinci bölümünde bahsedilen askerin siperdeki gözlemleri nelerdir? Anlatınız.
Sevgili öğrencim, metnin ilk bölümü olan “Bir Askerin Siperdeki İlk Gecesi” kısmında, askerin siperde ilk gecesinde neler hissettiğini ve neler gördüğünü anlatılıyor. Bu askerimiz, siperde etrafını dikkatlice gözlemlemiş. Gördüklerini şöyle sıralayabiliriz:
-
Gökyüzünde kartallar gibi uçuşan bulutlar görmüş.
-
Ortamın sessizliğini ve bu sessizliği yaran “Allah bağıran!” sesini duymuş.
-
Siperde dolaşan gölgeleri, fısıltıları ve verilen kısa, sert emirleri fark etmiş.
-
Diğer askerlerin yorgun ama cesur yüzlerini, gözlerindeki aslan yüreği görmüş.
-
Düşman saldırısı haberine askerlerin alaycı bir tebessümle karşılık verdiğini, hiç kimsenin heyecan veya tereddüt göstermediğini gözlemlemiş. Yani, ölüme bile hazır olduklarını görmüş.
Gördüğün gibi, askerimiz hem doğayı hem de arkadaşlarının ruh halini çok iyi gözlemlemiş.
2. “Düşman taarruz ediyormuş!” haberini alan askerlerin bunu alaycı bir tebessümle karşılamasını nasıl yorumluyorsunuz? Açıklayınız.
Bu haber karşısındaki alaycı tebessüm, askerlerimizin inanılmaz cesaretini ve kararlılığını gösteriyor sevgili öğrencim. Şöyle düşünebiliriz:
-
Cesaret ve Kararlılık: Askerlerimiz ölümle burun buruna yaşamaya o kadar alışmışlar ki, düşman saldırısı haberi onları korkutmuyor, aksine belki de bir an önce savaşmak istediklerini gösteriyor.
-
Yüksek Moral: Bu tebessüm, düşmana karşı duyulan küçümsemeyi ve kendi güçlerine olan inançlarını belli ediyor. Yani “Gelsinler bakalım, biz hazırız!” der gibi bir halleri var.
-
Vazgeçmeyiş: Ne olursa olsun, vatanlarını savunmaktan asla vazgeçmeyeceklerinin bir simgesi bu. Ölümü bile göze almış, gözlerini karartmış kahramanlar olduklarını gösteriyor.
Bu, onların sadece fiziksel olarak değil, ruhsal olarak da ne kadar güçlü olduklarını ortaya koyuyor.
3. Fransız Generali Guro, Türkiye’ye niçin gelmiştir? Anlatınız.
Metinde de okuduğumuz gibi, Fransız Generali Guro, Çanakkale Savaşı’nda Kirte Cephesi’nde savaşırken sol bacağını kaybetmiş biriydi. Yıllar sonra, Haziran 1930’da Atatürk’ün misafiri olarak Türkiye’ye gelmiş.
Yani, geliş amacı öncelikle Mustafa Kemal Atatürk’le görüşmek ve bu önemli ziyaret kapsamında Çanakkale’deki Fransız Mezarlığı Anıtı’nı ziyaret etmiş, Türk Şehitliği’ne de çelenk koyarak saygısını sunmuş.
4. Fransız General’in Çanakkale Savaşı sırasında şahit olduğu ve unutamadığı olay nedir? Kısaca anlatınız.
Fransız General Guro’nun Çanakkale Savaşı sırasında şahit olduğu ve hayatı boyunca unutamadığı olay, metinde çok açık bir şekilde belirtiliyor: Çanakkale Kirte (Alçıtepe) Cephesi’nde savaşırken sol bacağını kaybetmesidir.
Bir savaşta uzvunu kaybetmek, bir askerin yaşayabileceği en büyük travmalardan biridir. Bu olay, onun için hem fiziksel hem de duygusal olarak ömür boyu sürecek derin bir iz bırakmıştır.
5. Koca Seyit, komutanı tarafından nasıl ödüllendirilmiştir? Koca Seyit’in bu ödüle tepkisi ne olmuştur? Anlatınız.
Sevgili öğrencim, bu soru da çok güzel bir soru ama metni dikkatlice okuduğumuzda, Koca Seyit ile ilgili herhangi bir bilgiye rastlamıyoruz. Metnimizde “Bir Askerin Siperdeki İlk Gecesi” ve “Türk Askeri” başlıkları altında farklı olaylar ve kişiler anlatılıyor. Koca Seyit, Çanakkale Savaşı’nın unutulmaz kahramanlarından biri olsa da, onun hikayesi bu metinde yer almıyor.
6. Sizce Türk askerini değerli kılan özellikler nelerdir? Açıklayınız.
Metinleri okuduğumuzda ve tarihimizden de bildiğimiz kadarıyla, Türk askerini gerçekten çok değerli kılan birçok özelliği var. Bunları şöyle sıralayabiliriz:
-
Cesaret ve Gözü Karalık: Ölümle burun buruna geldiğinde bile korkusuzca savaşması, vatanı için canını feda etmekten çekinmemesi.
-
Yüksek Moral ve Direnç: En zor şartlarda bile moralini yüksek tutabilmesi, düşman saldırısı haberini bile alaycı bir tebessümle karşılayabilmesi.
-
Vatan Sevgisi ve Fedakarlık: Toprağını, milletini her şeyden çok sevmesi ve bu uğurda her türlü fedakarlığı yapmaya hazır olması.
-
İnanç ve Maneviyat: “Allah bağıran!” sesinden de anladığımız gibi, manevi gücünün çok yüksek olması, inancından aldığı güçle ayakta durması.
-
Disiplin ve İtaat: Siperde verilen kısa ve sert emirlere uyum sağlaması, disiplinli yapısı.
Tüm bu özellikler, Türk askerini sadece savaş meydanında değil, tüm dünyada saygı duyulan bir kahraman yapıyor.
3. Etkinlik
Çanakkale Savaşı yıllarında evladını cepheye gönderen bir ebeveyn olduğunuzu hayal ediniz. Aşağıya, cephedeki evladınıza hitaben bir mektup yazınız. Mektup türünün özelliklerine dikkat etmeyi unutmayınız.
Şimdi de seninle beraber, Çanakkale’deki evladımıza bir mektup yazalım. Bu mektupta bir annenin veya babanın özlemini, gururunu ve dualarını dile getirelim:
10 Mart 1915, Gelibolu Köyü
Canım Oğlum, Aslan Parçam Ahmet’im,
Nasılsın yavrum, iyi misin? Mektubun ulaştı elime, çok şükür iyi olduğunu okuyunca içime su serpildi. Buralarda havalar soğuk, yağmurlar başladı. Sen de kendine dikkat et, kalın giyin olur mu? Üşütme sakın.
Evde her şey yolunda. Tarlayla baban ilgileniyor, Ayşe de büyüdü, artık annesine yardım ediyor. Seni çok özlüyor, her akşam yatmadan önce resmine bakıp “Abim ne zaman gelecek?” diye soruyor. Biz de her gün dualar ediyoruz, Allah’ım seni ve tüm Mehmetçiklerimizi korusun diye.
Oğlum, duyuyoruz cephede çok çetin mücadeleler oluyormuş. Geceleri uyuyamıyorum çoğu zaman, gözümde tütüyorsun. Ama biliyorum ki sen oradasın çünkü bu vatanın sana ihtiyacı var. Senin gibi yiğitler sayesinde ayakta kalacağız. Sakın moralini bozma, inancını kaybetme. Bize yazdığın “Düşmana geçit vermeyeceğiz anne!” sözlerinle ne kadar gurur duyduğumu anlatamam.
Yemeklerini iyi ye, suyunu iç. Komutanlarının sözünden çıkma. Allah yardımcınız olsun. Vatan sana emanet yavrum.
Gözlerinden öperim, Allah’a emanet ol.
Annen Fatma