5. Sınıf Türkçe Ders Kitabı Cevapları Meb Yayınları 2. Kitap Sayfa 119
Merhaba sevgili 5. sınıf öğrencim! Türkçe dersinde bugün çok güzel iki etkinliğimiz var. Bu etkinliklerde hem konuşma becerilerimizi geliştireceğiz hem de dilimizin zenginliğini keşfedeceğiz. Hazırsan, adım adım soruları inceleyelim ve birlikte çözelim!
***
6. ETKİNLİK
Bu etkinlik, bir durumu canlandırmanızı ve karşılıklı konuşma yapmanızı istiyor. Hadi, alt maddelerine bakalım:
6.a. Aşağıdaki rol kartlarından birini seçiniz.
Sevgili öğrencim, bu bölümde öncelikle sana sunulan iki farklı rol kartından birini seçmen gerekiyor. Bu kartlar, sana bir karakter ve bir durum sunuyor. Hadi, kartlara bir göz atalım:
- Birinci rol kartı: Sen 11 yaşında bir çocuksun. Okul tatili gelmiş ama sen neredeyse tüm vaktini tabletinde oyun oynayarak geçiriyorsun. Hatta bazen gün boyu evden çıkmadığın bile oluyor. Deden de bu durumdan endişeli ve seninle konuşmak istiyor.
- İkinci rol kartı: Sen Serdar’ın dedesisin. Torunun Serdar’ın tabletle çok vakit geçirmesinden ve dışarı hiç çıkmamasından dolayı çok üzülüyorsun. Onunla bu konuda konuşmak istiyorsun.
Ben bu etkinlikte 11 yaşındaki çocuk rolünü seçiyorum. Neden mi? Çünkü günümüzde birçok çocuk tablet veya telefonla çok vakit geçiriyor. Bu rolü üstlenerek, bir çocuğun neden bu kadar çok tablet kullandığını, neler hissettiğini daha iyi anlamaya çalışabilirim. Aynı zamanda, büyüklerin bu konudaki endişelerini ve haklılıklarını da bu rol sayesinde daha iyi görebilirim. Bu, hem eğlenceli hem de düşündürücü bir rol olacak bence!
6.b. Seçtiğiniz rol kartlarından hareketle konuşmayı arkadaşınızla devam ettiriniz.
Şimdi sıra geldi seçtiğin rolü hayata geçirmeye! Ben çocuk rolünü seçmiştim, arkadaşım da dede rolünü üstlenecek. Bu bir canlandırma etkinliği olduğu için, ben şimdi burada seninle konuşma yapamam ama sana nasıl bir konuşma yapman gerektiği konusunda rehberlik edebilirim. İşte dikkat etmen gerekenler:
Adım 1: Rolünü iyice anla.
- Eğer çocuk rolündeysem, dedemin benimle konuşmak istemesine şaşırmış gibi yapabilirim. Belki biraz da sıkılmışımdır evde oturmaktan ama tabletin başında zamanın nasıl geçtiğini anlamıyorumdur.
- Eğer dede rolündeysen, torununa karşı hem sevgi dolu hem de endişeli bir tavır takınmalısın. Onun sağlığı için kaygılandığını hissettirmelisin.
Adım 2: Konuşmaya başla.
- Dede olarak konuşmayı başlatan sen olacaksın. Örneğin, “Serdar, gel bakalım yanıma. Seninle önemli bir konuda konuşmak istiyorum. Bir haftadır seni gözlemliyorum, hep tabletin başındasın, dışarı hiç çıkmıyorsun. Bu durum beni biraz düşündürüyor.” diyebilirsin.
- Çocuk olarak (Serdar): “Ne oldu dede? Ben sadece oyun oynuyordum. Hem dışarıda da yapacak bir şey yok ki…” gibi bir cevap verebilirsin.
Adım 3: Diyaloğu geliştir.
- Dede olarak, tabletin gözlerine, duruşuna, sosyal becerilerine zararlarından bahsedebilirsin. Dışarıda oynamanın, arkadaşlarınla vakit geçirmenin, doğayla iç içe olmanın faydalarını anlatabilirsin. Belki kendi çocukluğundan örnekler verebilirsin.
- Çocuk olarak, tabletindeki oyunların ne kadar eğlenceli olduğunu, arkadaşlarının da oynadığını, bazen ders çalışmak için bile tableti kullandığını anlatabilirsin. Belki de “Ama dede, dışarıda hava çok sıcak/soğuk/sıkıcı!” gibi bahaneler üretebilirsin.
Bu diyalogda önemli olan, karşılıklı olarak birbirinizin düşüncelerini ve duygularını anlamaya çalışmaktır. Unutma, bu sadece bir oyun ama gerçek hayatta da bu tür konuları konuşurken karşılıklı anlayış çok önemlidir.
6.c. Karşılıklı konuşmanız esnasında konuşma kurallarına uyunuz. Cevap vermek için uygun zamanı bekleyiniz.
Sevgili öğrencim, bir önceki maddedeki rol oyununu yaparken veya genel olarak günlük hayatımızda konuşurken uymamız gereken bazı kurallar vardır. Bu kurallar, hem bizi daha iyi bir dinleyici ve konuşmacı yapar hem de karşımızdaki kişiye saygı duyduğumuzu gösterir. İşte dikkat etmen gereken bazı önemli konuşma kuralları:
- Sıranı bekle: Arkadaşın konuşurken sözünü kesme. Onun cümlesi bitince veya durakladığı zaman sen konuşmaya başla. Bu, ona değer verdiğini gösterir.
- Göz teması kur: Konuştuğun kişinin gözlerine bakmak, onu dinlediğini ve söylediklerine önem verdiğini gösterir.
- Empati kur: Karşındaki kişinin ne hissettiğini anlamaya çalış. Onun yerine kendini koyarak ne düşündüğünü tahmin etmeye çalış.
- Kibar ol: Konuşurken “lütfen”, “teşekkür ederim”, “rica ederim” gibi sihirli kelimeleri kullanmayı unutma. Ses tonunu iyi ayarla, bağırmadan veya fısıldamadan konuş.
- Net ve anlaşılır konuş: Düşüncelerini açıkça ifade et ki arkadaşın seni kolayca anlasın.
- Konu dışına çıkma: Konuşmanın akışını bozmamak için konuyla ilgili kalmaya çalış. Eğer aklına başka bir şey gelirse, arkadaşının sözü bitince uygun bir geçişle konuyu değiştirebilirsin.
Bu kurallara uyarak hem daha keyifli sohbetler edebilir hem de arkadaşlarınla daha iyi anlaşabilirsin. Unutma, iyi bir dinleyici olmak, iyi bir konuşmacı olmanın ilk adımıdır!
***
7. ETKİNLİK
Bu etkinlikte dil bilgisi konularından olan “sıfatlar” yani “ön adlar” üzerinde duracağız. Hadi, alt maddelerine bakalım:
7.a. Okuduğunuz “Haydi Doğa Yürüyüşüne!” adlı metinden bir ismi niteleyen ya da belirten kelimelerin bulunduğu üç cümle yazınız. Bu kelimelerin altını çiziniz.
Sevgili öğrencim, bu soruyu çözebilmek için “Haydi Doğa Yürüyüşüne!” adlı metni okumuş olmamız gerekiyordu. Ancak metin burada olmadığı için, ben sana bu tür kelimelerin ne olduğunu ve nasıl kullanıldığını anlatmak amacıyla örnek cümleler yazacağım. Bu tür kelimelere Türkçede sıfat veya ön ad deriz. Sıfatlar, isimlerin önüne gelerek onları renk, şekil, durum, sayı gibi yönlerden niteleyen (yani “nasıl?” sorusuna cevap veren) veya belirten (yani “hangi?”, “kaç?”, “ne kadar?” gibi sorulara cevap veren) kelimelerdir. Kısacası, bir ismin özelliğini anlatan veya onu işaret eden kelimelerdir.
İşte metinden alınmış gibi düşünebileceğimiz üç örnek cümle ve altı çizili sıfatlar:
-
O yeşil ormanda uzun bir patikadan yürüyorduk.
(Burada “yeşil” kelimesi “orman” ismini nitelemiş, “nasıl orman?” sorusuna “yeşil orman” cevabını vermiş. “Uzun” kelimesi de “patika” ismini nitelemiş, “nasıl patika?” sorusuna “uzun patika” cevabını vermiş.)
-
Minik kuşlar rengarenk çiçeklerin arasında cıvıldaşıyordu.
(“Minik” kelimesi “kuşlar” ismini, “rengarenk” kelimesi ise “çiçekler” ismini nitelemiş.)
-
Şu dağın zirvesinde bembeyaz karlar vardı.
(“Şu” kelimesi “dağ” ismini işaret ederek belirtmiş, “hangi dağ?” sorusuna “şu dağ” cevabını vermiş. “Bembeyaz” kelimesi de “karlar” ismini nitelemiş.)
Gördüğün gibi, altı çizili kelimeler kendilerinden sonra gelen isimleri nitelemiş veya belirtmiş. Bu kelimeler olmasaydı, cümlelerimiz o kadar canlı ve anlamlı olmazdı, değil mi?
7.b. Belirlediğiniz kelimeleri siz de bir ismi niteleyecek biçimde cümle içinde kullanınız.
Harika! Şimdi de 7.a maddesinde altını çizdiğimiz kelimelerden bazılarını alıp, onları bambaşka cümlelerde, yine bir ismi niteleyecek şekilde kullanalım. Böylece bu kelimelerin farklı durumlarda da nasıl sıfat olarak kullanılabileceğini daha iyi anlayacaksın.
-
Serin
Yazın sıcağında serin bir limonata içmek gibisi yoktur.
(Burada “serin” kelimesi “limonata” ismini nitelemiş.)
-
Minik
Bahçemizdeki minik fidanlar büyüyüp ağaç olacaklar.
(“Minik” kelimesi “fidanlar” ismini nitelemiş.)
-
Bembeyaz
Annemin bembeyaz saçları, yaşadığı tecrübelerin izleriydi.
(“Bembeyaz” kelimesi “saçları” ismini nitelemiş.)
Gördün mü? Aynı kelimeler farklı isimlerin önüne gelerek onları yine niteledi. Bu, dilimizin ne kadar zengin ve eğlenceli olduğunu gösteriyor, değil mi? Artık sen de sıfatları çok daha iyi tanıyorsun ve cümlelerinde daha güzel kullanabilirsin!