5. Sınıf Türkçe Ders Kitabı Cevapları Meb Yayınları 2. Kitap Sayfa 70
Merhaba sevgili öğrencim, ben senin Türkçe öğretmenin! Bugün sana gönderdiğim bu güzel metni okuyup, altındaki etkinlikleri birlikte çözeceğiz. Unutma, her sorunun cevabı metnin içinde gizli. Hadi bakalım, dikkatlice okuyup düşünerek bu soruların üstesinden gelelim!
***
1. ETKİNLİK
Aşağıdaki soruların cevaplarını okuduğumuz metinden hareketle defterinize yazınız.
1. Yazara göre mutluluğun simgesi nedir? Neden?
Sevgili öğrencim, metnin ilk paragrafını dikkatlice okuduğumuzda, yazarın çocukluk filmlerinde gördüğü bir detaydan bahsediyor. Bu detay, ona göre mutluluğun ta kendisiymiş. Hadi birlikte bulalım:
- Adım 1: Metnin ilk paragrafını oku. Yazarın “mutluluğun sembolüydü” dediği şeyi ara.
- Adım 2: Yazar, çocukken izlediği mutlu filmlerde hep “mutfaktaki kurabiye kutusunun” olduğunu söylüyor. İşte bu kurabiye kutusu, yazar için mutluluğun simgesi.
- Adım 3: Peki, neden? Yazar, o filmlerdeki çocukların eve gelip kurabiye aldığını, annelerin gülümsediğini, ailelerin bir arada olduğunu anlatıyor. Yani kurabiye kutusu, sadece bir kutu değil, aynı zamanda aile sıcaklığını, paylaşılan anları ve basit sevinçleri temsil ediyor.
Çözüm:
Yazara göre mutluluğun simgesi, mutfaktaki kurabiye kutusudur.
Çünkü çocukluk filmlerinde bu kutu, aile sıcaklığını, çocukların neşesini, annelerin şefkatini ve evdeki huzurlu, paylaşımlı anları temsil ediyordu. Yazar için bu kutu, basit ama çok değerli mutlulukları bir araya getiren bir semboldü.
2. Metinde herkesin hayalindeki ev ortamı nasıl betimlenmiştir?
Şimdi de metnin ikinci paragrafına göz atalım. Yazar, “hepimizin hayalinde bir ev vardı” diye başlıyor ve o evi bize adeta resmediyor. Bakalım hayalimizdeki ev nasılmış?
- Adım 1: Metnin ikinci paragrafını oku. “Hepimizin hayalinde bir ev vardı” cümlesinden sonraki kısımlara odaklan.
- Adım 2: Yazar bu evde “kahkahaların yükseldiğinden”, “masanın üzerinde kurabiyelerin ya da canlı çiçeklerin durduğundan” bahsediyor.
- Adım 3: Devamında şömine, soba ya da kalorifer peteği önünde kahve yudumlanan, pencere önünde begonyaların, sardunyaların olduğu, mum ışığında sevgi dolu yemeklerin yendiği, ışıklı, ferah ve tarçın kokulu bir evden söz ediyor.
Çözüm:
Metinde herkesin hayalindeki ev ortamı şöyle betimlenmiştir:
- İçinde kahkahaların yükseldiği,
- Masanın üzerinde kurabiyelerin ya da canlı çiçeklerin durduğu,
- Şömine, soba veya kalorifer peteği önünde kahvelerin yudumlandığı,
- Pencere önünde begonyaların, sardunyaların olduğu,
- Mum ışığında sevgi dolu yemeklerin yendiği,
- Işıklı, ferah ve tarçın kokulu bir ev.
Yani özetle, maddi şeylerden çok, sıcaklık, neşe, doğallık ve huzur dolu bir ortam hayal ediliyor.
3. “Eşya duygunun, ruhun önüne geçti.” ifadesinden ne anlıyorsunuz? Açıklayınız.
Bu ifade metinde doğrudan geçmiyor ama metnin bize anlattığı ana fikri düşününce, bu cümlenin ne demek istediğini anlayabiliriz. Hadi bir düşünelim:
- Adım 1: Yazar metinde neye önem veriyor? Kurabiye kutusu gibi basit bir şeyin temsil ettiği manevi değerlere mi, yoksa pahalı eşyalara mı? Kesinlikle manevi değerlere!
- Adım 2: Şimdi ifadenin kendisine bakalım: “Eşya duygunun, ruhun önüne geçti.” Bu cümle, bazen insanların maddi şeylere, yani eşyalara, duygusal bağlardan, sevgiden, manevi değerlerden daha çok önem vermesi durumunu anlatır.
- Adım 3: Metin ise bunun tam tersini savunuyor. Yani, metinde anlatılan evde, eşyalar değil; kahkahalar, sevgi dolu yemekler, çiçekler gibi duygusal ve ruhsal değerler ön planda.
Çözüm:
Bu ifade, insanların bazen duygusal bağlar, sevinçler, huzur veya manevi değerler gibi önemli hisler ve ruhsal durumlar yerine, sahip oldukları eşyaları veya maddi varlıkları daha çok önemsemeleri anlamına gelir. Yani, bir şeyin pahalı olması ya da gösterişli olması, onun hissettirdiği güzelliklerden, verdiği huzurdan daha değerli görülür.
Oysa okuduğumuz metinde yazar, basit bir kurabiye kutusunun bile taşıdığı manevi anlamın, aile sıcaklığının, paylaşılan anların ne kadar değerli olduğunu anlatarak, eşyaların değil, duyguların ve ruhun ön planda olduğu bir ev hayal ettiğini gösteriyor.
4. Size göre mutlu bir ev ortamı nasıl olur?
Şimdi sıra sende! Metinden de ilham alarak, kendi düşüncelerini ortaya koyma zamanı. Hayalindeki mutlu ev ortamını bana anlatır mısın?
- Adım 1: Metindeki mutlu ev betimlemelerini hatırla: Kahkahalar, çiçekler, sıcaklık…
- Adım 2: Kendi evinde seni mutlu eden şeyleri düşün. Belki birlikte oyun oynadığınız anlar, belki annenle babanla sohbet ettiğin zamanlar…
- Adım 3: Tüm bunları birleştirerek kendi tanımını yap.
Çözüm:
Bana göre mutlu bir ev ortamı, içinde sevgi ve saygının eksik olmadığı, herkesin birbirini dinlediği ve anladığı bir yer olmalı. Bol bol kahkahaların yükseldiği, birlikte yemekler yenilen, oyunlar oynanan ve herkesin kendini güvende hissettiği bir ev hayal ediyorum. Önemli olan pahalı eşyalar ya da büyük bir ev değil, o evin içinde yaşanan güzel duygular, paylaşılan anılar ve aile bireylerinin birbirine verdiği destek. Misafirlerin de gelip gitmeyi sevdiği, sıcak bir yuva olmalı.
5. Yazarın evle ilgili düşüncelerini doğru buluyor musunuz? Neden?
Yazarın evle ilgili düşüncelerini tekrar bir gözden geçirelim. Sence haklı mı? Neden?
- Adım 1: Yazarın evle ilgili ana düşüncesi neydi? Maddi değerlerden çok, manevi değerler, sıcaklık, anılar…
- Adım 2: Sen bu düşünceye katılıyor musun? Kendi hayatından örnekler düşünebilirsin.
- Adım 3: Cevabını gerekçeleriyle birlikte açıkla.
Çözüm:
Evet, yazarın evle ilgili düşüncelerini kesinlikle doğru buluyorum. Çünkü bir evi “ev” yapan şey duvarları, mobilyaları ya da eşyaları değil, içinde yaşayanların sevgisi, saygısı, birlikte geçirdikleri zaman ve oluşturdukları güzel anılardır. Yazarın kurabiye kutusuyla anlattığı gibi, bazen en basit şeyler bile bize büyük mutlulukları ve sıcak aile bağlarını hatırlatabilir.
Bence de maddi şeyler geçicidir, eskir veya kırılır ama bir evde yaşanan güzel duygular ve biriktirilen anılar her zaman kalbimizde yerini korur. Bu yüzden yazarın, evin ruhunu ve sıcaklığını ön planda tutan bakış açısını çok değerli buluyorum.
***
2. ETKİNLİK
Aşağıdaki yönergeler doğrultusunda bir anınızı anlattığınız hazırlıksız konuşma yapınız.
Sevgili öğrencim, bu etkinlik senin için harika bir fırsat! Yazarın o kurabiye kutusu anısı gibi, senin de hafızandan silinmeyen, belki çok basit ama senin için çok değerli bir anın vardır. İşte o anıyı bulmanı ve bize anlatmanı istiyoruz.
- Adım 1: Anını Seç: Gözlerini kapat ve çocukluğuna dön. Belki anneannenin evinde oynadığın bir oyun, belki babanla gittiğin bir balık tutma macerası, belki de arkadaşlarınla kurduğun bir çadır… Unutamadığın, içini ısıtan bir anı olsun.
- Adım 2: Detayları Düşün: Bu anı ne zaman oldu? Kimler vardı? Neler yaptınız? O an neler hissettin? Neden bu anı senin için bu kadar özel ve önemli? Bu soruların cevaplarını zihninde 1-2 dakika içinde hızlıca toparla.
- Adım 3: Anlatmaya Başla: Konuşmana, “Bugün size çocukluğumdan unutamadığım bir anımı anlatmak istiyorum…” gibi güzel bir girişle başlayabilirsin. Anının detaylarını, yazarın kurabiye kutusunu anlattığı gibi, hislerini de katarak dile getir. Konu dışına çıkmamaya dikkat et.
- Adım 4: Kapanış Yap: Konuşmanın sonunda “Bu anı benim için çok değerli çünkü…” diyerek anının neden önemli olduğunu bir kez daha vurgulayabilir ve “Beni dinlediğiniz için teşekkür ederim.” gibi bir ifadeyle konuşmanı tamamlayabilirsin.
Unutma, önemli olan kusursuz bir konuşma yapmak değil, içten ve samimi bir şekilde kendi anılarını paylaşmak. Tıpkı yazarın kurabiye kutusuna verdiği değer gibi, senin anıların da çok kıymetli!
***
3. ETKİNLİK
a. Yazarın çocukken televizyonda izledikleri ile büyüdüğünde izlediklerini ilgili yerlere yazınız.
Şimdi metni tekrar tarayalım ve yazarın izledikleri hakkında bilgi toplayalım:
- Adım 1: Metnin ilk paragrafında yazar, “Çocukken izlediğim bütün mutlu filmlerde ortak bir detay vardı: mutfaktaki kurabiye kutusu.” diyor. Demek ki çocukken izledikleri mutlu filmler ve bu filmlerdeki aile sahneleri.
- Adım 2: Metnin geri kalanında yazarın büyüdüğünde televizyonda ne izlediğine dair doğrudan bir bilgi verilmiyor. Yazar, çocukluk hayallerinin (kurabiye kutusu sembolü) büyüdüğünde de devam ettiğini ve kendi hayalindeki evi tasvir ettiğini anlatıyor. Bu kısım, metne göre doldurulamıyor.
Çözüm:
Yazarın Çocukluğunda İzledikleri:
- Mutlu filmlerdeki mutfaklarda bulunan kurabiye kutusu sahneleri.
- Çocukların sokakta oynayıp eve gelip kurabiye aldığı sahneler.
- Annelerin arkalarından gülerek baktığı anlar.
- Kadınların mutfakta arkadaşlarıyla sohbet ederken kurabiye kutusunun masada durduğu sahneler.
- Akşam yemeği hazırlanırken babanın karısını öpüp kurabiye yediği anlar.
Yazarın Büyüdüğünde İzledikleri:
- Metinde yazarın büyüdüğünde televizyonda ne izlediği hakkında doğrudan bir bilgi verilmemektedir. Metin, yazarın çocukluk hayallerinin (kurabiye kutusu sembolü) büyüdüğünde de devam ettiğini ve kendi hayalindeki evi tasvir ettiğini anlatmaktadır. Bu nedenle, bu kısım metindeki bilgilere göre doldurulamaz.
b. İki durum arasında zaman içinde nasıl bir değişim olmuştur? Söyleyiniz.
Yazarın çocuklukta izlediklerinden etkilenmesi ile büyüdüğünde hayal etmesi arasındaki fark neydi? Hadi düşünelim:
- Adım 1: Çocukken yazar, dışarıdan bir gözlemci gibi filmleri izliyordu ve bu filmlerden bir “mutluluk simgesi” (kurabiye kutusu) ediniyordu.
- Adım 2: Büyüdüğünde ise artık sadece izleyici değil, kendi hayatını kuran, kendi hayallerini şekillendiren bir birey. O simgeyi kendi hayalindeki evin bir parçası olarak görüyor, yani hayallerine somut bir şekilde yerleştiriyor.
Çözüm:
Sevgili öğrencim, metinde yazarın çocukluğunda izlediği filmlerden etkilendiğini ve bir “mutluluk simgesi” (kurabiye kutusu) belirlediğini görüyoruz. Büyüdüğünde ise bu simgeyi, kendi hayalindeki evi tasvir ederken kullanıyor. Yani değişim, sadece bir izleyici olmaktan, o hayali kendi hayatına katmayı düşünen, hayal kuran ve belki de gerçekleştirmeye çalışan bir birey olmaya doğru olmuş.
Kısacası, çocukluktaki hayranlık ve gözlem, yetişkinlikte hayal kurmaya ve bu hayali kendi hayatında şekillendirmeye dönüşmüş.
c. Bu değişimin nedenleriyle ilgili tahminlerinizi gerekçeleriyle açıklayınız.
Peki, sence bu değişim neden yaşanmış olabilir? Çocuklukta görülenler neden büyüdüğünde hayallere dönüşür?
- Adım 1: Çocuklukta edindiğimiz izlenimlerin, hayallerimizi ve gelecek beklentilerimizi nasıl şekillendirdiğini düşün.
- Adım 2: Büyüdükçe insanların kendi hayatlarını kurma, kendi yuvalarını oluşturma isteğini göz önünde bulundur.
Çözüm:
Bu değişimin en büyük nedeni bence, çocuklukta izlenen veya deneyimlenen şeylerin, insanların hayallerini ve geleceğe dair beklentilerini çok güçlü bir şekilde şekillendirmesidir. Yazar çocukken gördüğü o sıcak aile sahnelerinden çok etkilenmiş ve bu sahneler onun zihninde mutlulukla eşleşmiş.
Büyüdüğünde ise, artık kendi hayatını kurma, kendi yuvasını oluşturma zamanı geldiğinde, çocukken edindiği bu güzel izlenimler, onun hayalindeki evin temel taşları haline gelmiş. Yani, çocuklukta ekilen tohumlar, yetişkinlikte hayallere dönüşerek filizlenmiş diyebiliriz. İnsanlar büyüdükçe, kendi değerlerini ve neyin önemli olduğunu daha iyi anlarlar ve bu da hayallerini somutlaştırmalarına yardımcı olur.
***
4. ETKİNLİK
a. Okuduğunuz metinden sizi ana fikre ulaştıracak kanıtlar toplayınız.
Sevgili öğrencim, bir metnin ana fikrini bulmak için, yazarın bize asıl ne anlatmak istediğini, hangi mesajı vermek istediğini düşünmemiz gerekir. Bu metinde de yazarın bize vermek istediği çok güzel bir mesaj var. Hadi bu mesajı destekleyen cümleleri bulalım:
- Adım 1: Metnin genelinde yazar neye vurgu yapıyor? Maddi şeylere mi, yoksa duygulara ve anılara mı?
- Adım 2: Yazarın “mutluluğun sembolü” dediği kurabiye kutusu, aslında neyi