2. Sınıf Türkçe Ders Kitabı Cevapları Koza Yayınları Sayfa 193
Merhaba sevgili öğrencilerim,
Bugün sizinle birlikte çok güzel ve renkli bir hikaye okuyup, bu hikayeyle ilgili soruları cevaplayacağız. Hazır mısınız? Resimli hikayemize dikkatlice bakalım ve soruları çözerken hep birlikte düşünelim. Unutmayın, her sorunun cevabı aslında hikayenin içinde, gözümüzden kaçan küçücük bir detayda bile saklı olabilir!
Şimdi gelelim sorularımıza:
1. Soru:
Hikayenin başında, yağmur dindikten sonra çocuk parkta ne yapıyormuş?
Çözüm:
Sevgili çocuklar, hikayemizin ilk kısmına şöyle bir göz atalım. Orada küçük bir çocuk var, değil mi? Yağmur dindikten sonra parkta ne yaptığını anlatan bir cümle vardı. Hatırladınız mı? Resmin altındaki ilk metin balonuna bakalım:
“Yağmur dinince koşuşturdum parkta, su birikintilerini sıçrattım ayağımla.”
Bu cümleden anlıyoruz ki, çocuk yağmur durunca parka koşmuş ve ayaklarıyla su birikintilerini sıçratmış. Ne kadar eğlenceli ve keyifli bir oyun, değil mi?
Sonuç:
Çocuk, yağmur dindikten sonra parkta koşuşturup ayaklarıyla su birikintilerini sıçratıyormuş.
2. Soru:
Çocuğa “Minik’im, haydi eve, bu kadar oyun yeter. Senin kadar eğlenmedi şu minik serçeler.” diyen kim olabilir? Ve neden böyle söylemiş olabilir?
Çözüm:
Hadi bakalım, resmin üst kısmındaki konuşma balonuna odaklanalım. Orada sıcak ve sevgi dolu bir ses tonuyla söylenen bir cümle var. “Minik’im” diye seslenildiğine göre bu, çocuğu çok seven birisi olmalı, değil mi? Genellikle annelerimiz, babalarımız veya büyüklerimiz bize böyle şefkatli sözlerle seslenirler.
Resme baktığımızda, bu cümleyi söyleyen kişinin kim olduğunu tam olarak göremiyoruz ama çocuğun oyununun bitmesi gerektiğini söyleyen bir yetişkinin sesi olduğunu anlıyoruz. Çocuklar parkta çok eğlenince zamanın nasıl geçtiğini anlamazlar ve eve gitmek istemezler. İşte bu yüzden, çocuğun oyun zamanının bittiğini ve eve gitme vaktinin geldiğini söyleyen bir yetişkinin sesi bu.
Ayrıca, serçelerin çocuk kadar eğlenmediğini söyleyerek, hem çocuğun ne kadar neşeli olduğunu vurguluyor hem de belki de eve gitme fikrini biraz daha kabul edilebilir kılmaya çalışıyor olabilirler. Sonuçta serçeler de ıslanmış, üşümüş olabilirler, değil mi?
Sonuç:
Çocuğa bu sözleri söyleyen kişi, onu çok seven bir yetişkin, muhtemelen annesi ya da babasıdır. Çocuğun çok eğlendiği ve artık eve dönme vaktinin geldiğini anlatmak için böyle söylemiştir.
3. Soru:
Çocuk ve annesi eve doğru yürürken gökyüzünde hangi doğal güzelliği görüyorlar? Çocuk bu güzellik karşısında ne tepki veriyor?
Çözüm:
Şimdi hikayemizin ikinci kısmına geçelim. Çocuk, annesiyle birlikte el ele yürüyor. Gökyüzüne baktığımızda rengarenk bir köprü gibi bir şey görüyoruz. Yağmurdan sonra çıkan bu harika şeye ne diyorduk?
Evet, bildiniz! Gökkuşağı!
Çocuk da bunu görünce çok şaşırmış ve sevinmiş. Konuşma balonunda bakın ne diyor:
“Aaa! Diye bağırdım eve doğru yürürken ‘Gökkuşağı çıkmış hem de en renklisinden!’”
Bu da bize çocuğun çok heyecanlandığını ve gökkuşağını çok beğendiğini gösteriyor. Ne kadar güzel bir sürpriz, değil mi?
Sonuç:
Çocuk ve annesi eve doğru yürürken gökyüzünde gökkuşağını görüyorlar. Çocuk bu güzellik karşısında çok sevinerek ve heyecanlanarak “Gökkuşağı çıkmış hem de en renklisinden!” diye bağırıyor.
4. Soru:
Çocuk gökyüzüne bakarken aklından geçen ilginç soru neymiş?
Çözüm:
Hikayenin sonuna doğru, çocuk gökkuşağına bakarken aklından bir soru geçiyor. Bu soru, onun ne kadar meraklı olduğunu gösteriyor aslında. Hadi bakalım, o cümleyi bulalım. Hikayenin ikinci bölümünün altındaki metinde yazıyor:
“Havaya bakıp yürürken aklımda tek bir şey var: ‘Acaba yağmurda ıslanır mı suda yüzen balıklar?’”
Çok güzel ve düşündürücü bir soru, değil mi? Balıklar zaten suyun içinde yaşadığı için yağmurda ıslanıp ıslanmayacaklarını merak etmesi çok doğal. Bu, onun çevresine ne kadar dikkatli baktığını ve her şeyi merak ettiğini gösteriyor. Tıpkı sizin gibi!
Sonuç:
Çocuk gökyüzüne bakarken aklından geçen ilginç soru şuydu: “Acaba yağmurda ıslanır mı suda yüzen balıklar?”
5. Soru:
Resmin en altındaki “Sonraki Derse Hazırlık” bölümünde öğrencilerden ne yapmaları isteniyor?
Çözüm:
Şimdi de sayfamızın en altındaki bilgi kutucuğuna bakalım. Orada bir sonraki dersimiz için bize bir görev verilmiş. Okuyalım mı?
“Sonraki Derse Hazırlık: Aile büyüklerinize bir sebzenin nasıl yetiştirildiğini sorarak bilgiler edininiz.”
Gördüğünüz gibi, bizden aile büyüklerimize, yani annemize, babamıza, dedemize, anneannemize ya da babaannemize bir sebzenin nasıl büyüdüğünü, nasıl toprağa ekildiğini, nasıl bakım yapıldığını sormamız isteniyor. Bu sayede hem büyüklerimizle güzel sohbetler ederiz hem de sebzeler hakkında çok yeni şeyler öğreniriz. Ne kadar güzel bir ödev, değil mi?
Sonuç:
“Sonraki Derse Hazırlık” bölümünde öğrencilerden, aile büyüklerine bir sebzenin nasıl yetiştirildiğini sorarak bilgi edinmeleri isteniyor.
6. Soru:
Hikayenin ilk bölümünde, çocukla birlikte su birikintilerinde kaç tane kuş oynuyordu?
Çözüm:
Haydi şimdi hikayemizin ilk resmine dönelim ve dikkatlice bakalım. Çocuk su birikintilerinde oynarken onunla birlikte minik kuşlar da var, değil mi? Hadi onları tek tek sayalım. Gözlerimizi iyice açalım ve hiçbirini kaçırmayalım:
Adım 1: Resmin üst kısmındaki su birikintilerine dikkatlice bak.
Adım 2: Su birikintilerinin içinde görünen kuşları işaretleyerek say.
- Sağ üstte bir tane kahverengi kuş var. Bu 1. kuş.
- Ortada, biraz daha solda mavi renkli bir kuş var. Bu 2. kuş.
- Mavi kuşun sağında mor renkli bir kuş var. Bu 3. kuş.
- En sağ altta ise bir tane daha kahverengi kuş var. Bu da 4. kuş.
Vay canına! Demek ki çocukla birlikte tam 4 tane kuş varmış. Onlar da çocuk gibi yağmurdan sonra ortaya çıkan su birikintilerinde eğleniyorlarmış.
Sonuç:
Hikayenin ilk bölümünde, çocukla birlikte su birikintilerinde 4 (dört) tane kuş oynuyordu.