2. Sınıf Türkçe Ders Kitabı Cevapları Koza Yayınları Sayfa 173
Merhaba sevgili öğrencilerim! Ben sizin 2. Sınıf Türkçe öğretmeninizim. Bugün sizinle birlikte çok güzel ve düşündürücü etkinlikler yapacağız. Gönderdiğiniz resimdeki sorulara birlikte göz atalım ve adım adım çözümleyelim. Unutmayın, önemli olan doğru cevabı bulmaktan çok, nasıl düşündüğümüzü ve öğrendiğimizi anlamak. Hadi başlayalım!
6. Etkinlik
Konuşmanızı yaparken nelere dikkat ettiniz? Aşağıdaki çizelgede işaretleyerek belirtiniz. Uymadığınız ölçütlerle ilgili yapabileceğiniz çalışmalar hakkındaki düşüncelerinizi açıklayınız.
Sevgili öğrencilerim, bu etkinlikte, bir konuşma yaparken nelere dikkat ettiğimizi düşüneceğiz. Bir sınıfta, bir arkadaş grubunda veya ailenizle konuşurken, söylediklerimizin karşı tarafa doğru ve etkili bir şekilde ulaşması çok önemlidir. Aşağıdaki listedeki maddeleri okuyup, bir konuşma yaptığımızda bunlara uyup uymadığımızı işaretleyeceğiz. Eğer uymadığımız bir madde olursa, yani “Hayır” dersek, o konuda kendimizi daha iyi yapmak için neler yapabileceğimizi de açıklayacağız. Hadi bakalım, konuşma becerilerimizi geliştirmek için neler yapabiliriz, hep birlikte görelim!
Ölçütler ve Benim Örnek Cevaplarım:
-
Göz teması kurarak konuştum.
Cevap: Evet
Açıklama: Konuşurken dinleyenlerin gözlerine bakmak, onların beni daha iyi dinlemesini ve söylediklerime daha çok dikkat etmesini sağlar. Göz teması kurduğumuzda, karşıdaki kişi kendini daha değerli hisseder ve bizimle daha iyi bir iletişim kurar. Ben de konuşurken herkesle göz teması kurmaya çalışırım çünkü bu, kendime güvenimi de artırır.
-
İşitilebilir bir ses tonu kullandım.
Cevap: Evet
Açıklama: Sesimi ne çok yüksek ne de çok alçak tutarım ki herkes beni rahatça duyabilsin. Eğer çok kısık sesle konuşursam kimse beni anlamaz, çok yüksek sesle konuşursam da arkadaşlarım rahatsız olabilir. Doğru ses tonunu bulmak, söylediklerimin net bir şekilde anlaşılması için çok önemlidir. Böylece kimse “Biraz daha yüksek sesle konuşur musun?” demek zorunda kalmaz.
-
Konu dışına çıkmadım.
Cevap: Hayır
Açıklama: Bazen konuşurken aklıma başka eğlenceli şeyler geliyor ve ana konudan uzaklaşabiliyorum. Bu durumda dinleyiciler ne anlattığımı karıştırabiliyor veya sıkılabiliyor. Bu konuda kendimi geliştirmek için, konuşmadan önce ne anlatacağımı aklımda sıraya koymalı ve önemli noktaları küçük notlar alarak hatırlamalıyım. Belki de konuşmamı bölümlere ayırıp, her bölümü bitirmeden diğerine geçmemeliyim. Böylece hep ana konuda kalırım ve söylediklerim daha anlaşılır olur.
-
Kelimeleri doğru telaffuz ettim.
Cevap: Evet
Açıklama: Kelimeleri doğru söylemek, konuşmamın anlaşılır olmasını sağlar. Eğer kelimeleri yanlış söylersem, karşıdaki kişi ne demek istediğimi tam olarak anlayamayabilir. Emin olmadığım kelimeleri önceden öğrenmeye çalışırım veya bir bilene sorarım. Bazen de ayna karşısında pratik yapmak, kelimeleri daha net söylememe yardımcı olur.
-
Anlamını yeni öğrendiğim kelimeleri konuşmamda kullandım.
Cevap: Hayır
Açıklama: Yeni kelimeler öğrenmeyi çok seviyorum ama onları konuşurken kullanmaya çekinebiliyorum. Çünkü ya yanlış kullanırım ya da anlamı tam yerine oturmaz diye endişeleniyorum. Bu konuda daha cesur olmak için, önce kelimenin anlamını ve nasıl kullanılacağını iyice anlamalıyım. Belki de önce ailemle veya yakın arkadaşlarımla konuşurken bu kelimeleri denemeli, sonra daha büyük bir topluluk önünde kullanmalıyım. Ne kadar çok pratik yaparsam, kelimeleri o kadar rahat kullanırım. Böylece kelime dağarcığımı da zenginleştirmiş olurum ve konuşmalarım daha etkileyici hale gelir!
7. Etkinlik
Sevdiğiniz iki çiçeğin özelliklerini yazınız.
Çiçekler dünyamızı güzelleştiren, mis kokulu ve rengarenk varlıklardır, öyle değil mi? Her birinin kendine özgü bir güzelliği ve anlamı var. Şimdi sizden sevdiğiniz iki çiçeği seçmenizi ve onların en belirgin özelliklerini bana anlatmanızı istiyorum. Haydi bakalım, hangi çiçekleri seviyorsunuz ve neden? Onları özel yapan ne?
1. Sevdiğim Çiçek: Gül
-
Gül, dünyanın en güzel kokan çiçeklerinden biridir. Kokusu insanı mest eder.
-
Kırmızı, pembe, beyaz, sarı gibi birçok farklı ve göz alıcı rengi vardır. Her rengin ayrı bir anlamı bulunur.
-
Sapında dikenleri bulunur, bu yüzden ona dokunurken veya tutarken çok dikkatli olmak gerekir.
-
Aşkın, güzelliğin ve zarafetin sembolü olarak bilinir. Özel günlerde hediye olarak verilir.
-
Genellikle yaz aylarında açar ve bahçeleri, parkları süsler.
2. Sevdiğim Çiçek: Papatya
-
Papatyaların ortası sapsarı, yaprakları ise bembeyazdır. Bu sade ve güzel görüntüsüyle içimizi açar.
-
Genellikle “Seviyor, sevmiyor” falı bakılırken yaprakları tek tek koparılır. Ama biz çiçekleri koparmamalıyız, değil mi?
-
Kır çiçekleridir, genellikle tarlalarda, çayırlarda ve yol kenarlarında kendiliğinden yetişirler. Bakım istemezler.
-
Baharın, masumiyetin ve saflığın sembolüdür. Bize neşeyi ve tazeliği hatırlatır.
-
Çok narin ve sevimli bir çiçektir. Çocukların en çok sevdiği çiçeklerden biridir.
Sonraki Derse Hazırlık:
Güneş’in insanlar için önemini araştırınız. Edindiğiniz bilgileri sınıfa getiriniz.
Harika bir konuyla karşınızdayız çocuklar! Güneş, her sabah uyandığımızda bizi selamlayan, dünyamızı ısıtan ve aydınlatan kocaman bir yıldızdır. Peki, bu Güneş bizim için neden bu kadar önemli? İşte bunu araştırmanızı istiyorum. Güneş olmasaydı hayatımız nasıl olurdu? Bize ne gibi faydaları var? Bu soruların cevaplarını bulup, öğrendiğiniz bilgileri gelecek dersimizde bizimle paylaşmanızı bekliyorum. İnternetten, kitaplardan veya büyüklerinizden yardım alabilirsiniz. Şimdiden kolay gelsin!
Araştırma ipuçları:
-
Güneş ışığı bitkilerin büyümesi için neden önemlidir? Bitkiler olmazsa biz ne yeriz?
-
Güneş bize hangi vitaminleri sağlar? Bu vitaminler sağlığımız için neden önemlidir?
-
Güneş dünyamızı nasıl ısıtır ve aydınlatır? Güneş olmasaydı her yer buz gibi ve karanlık mı olurdu?
-
Güneş’ten elektrik enerjisi elde ediliyor mu? Bu enerjiye ne ad verilir ve nerelerde kullanılır?
-
Güneş’in zararlı etkileri de var mıdır? Kendimizi onlardan nasıl koruruz?
Bu soruların cevaplarını bulduğunuzda, Güneş’in hayatımızdaki yerini çok daha iyi anlayacaksınız. Hadi bakalım, küçük araştırmacılar, göreve!