6. Sınıf Sosyal Bilgiler Ders Kitabı Cevapları Anadol Yayınları Sayfa 54
Merhaba sevgili öğrencilerim,
Ben 6. Sınıf Sosyal Bilgiler öğretmeniniz. Bugün, tarihimizin en önemli dönüm noktalarından biri olan “Türklerin İslamiyet’i Kabulü” konusunu birlikte ele alacağız. Bana gönderdiğiniz görseldeki etkinlikleri adım adım, hepimizin anlayacağı bir dille çözümleyeceğiz. Hazırsanız, haydi başlayalım!
Hazırlık Çalışması
Soru: Türklerin İslamiyet’i kabul etmeden önce dinî inanışları nasıldı? Bilgilerinizi arkadaşlarınızla paylaşınız.
Çözüm:
Arkadaşlar, bu soru bize atalarımızın İslamiyet ile tanışmadan önceki inanç dünyasını soruyor. O dönemde Türklerin en yaygın inancı Gök Tanrı inancıydı. Gelin bu inancın özelliklerine birlikte bakalım:
- Adım 1: Tek Tanrı İnancı: Tıpkı İslamiyet’teki gibi, Gök Tanrı inancında da tek bir yaratıcı olduğuna inanılırdı. Bu yaratıcıya “Gök Tanrı” denirdi. Her şeyi O’nun yarattığına ve en yüce varlığın O olduğuna inanırlardı.
- Adım 2: Ahiret İnancı: Atalarımız, ölümün bir son olmadığına, ölümden sonra yaşamın devam ettiğine inanırlardı. Bu yüzden ölen kişileri, değerli eşyalarıyla birlikte “kurgan” adı verilen mezarlara gömerlerdi. Bu, ahiret inancının güçlü bir kanıtıdır.
- Adım 3: Cennet ve Cehennem Benzeri İnançlar: Dünyada iyilik yapanların “Uçmağ” (cennet), kötülük yapanların ise “Tamu” (cehennem) denilen yere gideceğine inanırlardı.
- Adım 4: Kutsal Varlıklar: Gök Tanrı’nın yanı sıra doğadaki bazı varlıkların (dağ, su, ağaç vb.) ve atalarının ruhlarının da kutsal olduğuna inanırlardı. Buna “Atalar Kültü” denir.
- Adım 5: Kut Anlayışı: Hükümdarın, devleti yönetme yetkisini Gök Tanrı’dan aldığına inanılırdı. Bu yetkiye “kut” denirdi. Bu yüzden kağana (hükümdara) itaat etmek, Tanrı’ya itaat etmek gibi görülürdü.
Gördüğünüz gibi, atalarımızın eski inançları ile İslamiyet arasında aslında pek çok benzerlik bulunuyordu.
Düşünelim Tartışalım
Soru: Aşağıdaki tabloyu inceleyerek Türklerin İslamiyet’i kabul etmelerinin sebeplerini tartışınız. Düşüncelerinizi arkadaşlarınızla paylaşınız.
Çözüm:
Sevgili çocuklar, bu etkinlikte bizden tabloyu inceleyerek Türklerin İslam dinini neden kolayca benimsediğini anlamamız isteniyor. Tablo, eski Türk inancı ile İslamiyet’i karşılaştırıyor. Haydi bu karşılaştırmaları adım adım analiz edelim ve nedenlerini bulalım.
Tabloyu dikkatlice incelediğimizde, iki inanç sistemi arasında ne kadar çok ortak nokta olduğunu fark edeceğiz. İşte bu benzerlikler, Türklerin İslamiyet’i kabulünü kolaylaştıran en önemli sebeplerdir.
-
Adım 1: Tanrı İnancındaki Benzerlik
İslamiyet’ten Önce: Gök Tanrı inancı vardı. (Tek bir yaratıcıya inanılıyordu.)
İslamiyet’te: Allah inancı vardır. (Tek bir yaratıcıya inanılır.)
Sonuç: Her iki inançta da tek tanrı fikri temeldir. Bu, Türklerin İslam’daki tevhid (Allah’ın birliği) inancını yadırgamadan kabul etmesini sağlamıştır.
-
Adım 2: Ahiret İnancındaki Benzerlik
İslamiyet’ten Önce: Ölümden sonra yaşamın devam ettiğine inanılırdı. İyilerin ödüllendirileceği (Uçmağ), kötülerin cezalandırılacağı (Tamu) inancı vardı.
İslamiyet’te: Ölümden sonra yeniden dirilme anlamına gelen ahiret inancı vardır. Cennet ve cehennem inancı bulunur.
Sonuç: Ahiret, cennet ve cehennem kavramları, Türklerin eski inançlarındaki ölümden sonra yaşam fikriyle büyük ölçüde örtüşüyordu. Bu da İslamiyet’in kabulünü kolaylaştıran bir başka önemli nedendi.
-
Adım 3: Ahlaki Değerlerdeki Benzerlik
İslamiyet’ten Önce: Toplumda yardımlaşma, ahlaklı olmak ve temizlik çok önemliydi.
İslamiyet’te: İyilik yapmak, ahlaklı bir yaşam sürmek ve temiz olmak çok önemlidir.
Sonuç: Türklerin toplumsal yaşamdaki dürüstlük, yardımseverlik ve temizlik gibi değerleri, İslam dininin de emrettiği güzel ahlak kurallarıyla aynıydı.
-
Adım 4: Dünya Hakimiyeti Anlayışındaki Benzerlik
İslamiyet’ten Önce: “Cihana hâkim olma” yani dünyaya adaletle hükmetme anlayışı (Türk Cihan Hâkimiyeti Mefkûresi) vardı.
İslamiyet’te: “Gaza ve cihat” yani Allah’ın adını ve İslam’ın adaletini tüm dünyaya yayma anlayışı vardır.
Sonuç: Türklerin adalet ve düzeni dünyaya yayma ideali, İslam’daki cihat anlayışıyla birleşince, Türkler için yeni ve daha ulvi bir hedef ortaya çıkmıştır. Bu da İslamiyet’i bir “ülkü” olarak benimsemelerini sağlamıştır.
Genel Sonuç:
Tüm bu adımları birleştirdiğimizde şunu net bir şekilde görebiliriz: Türklerin İslamiyet’i kabul etmesi bir tesadüf değildir. Kendi köklü inanç ve yaşam biçimleriyle İslamiyet arasında bulunan büyük benzerlikler, bu süreci hızlandırmış ve kolaylaştırmıştır. Atalarımız, İslam dininde kendi öz değerlerinin birçoğunu bulmuşlardır.