8. Sınıf İngilizce Ders Kitabı Cevapları Bilim ve Kültür Yayınları Sayfa 70
Harika bir alıştırma! Merhaba sevgili öğrencilerim, ben sizin İngilizce öğretmeniniz. Gelin, bu telefon konuşmalarını birlikte canlandıralım ve en doğru ifadeleri nasıl kullanacağımızı öğrenelim. Bu tür alıştırmalar, İngilizceyi günlük hayatta kullanma becerimizi geliştirmek için çok önemlidir.
Haydi başlayalım!
Soru 1: Call your grandfather and wish him a happy birthday and say you’ll visit him soon. (Büyükbabanı ara, onun doğum gününü kutla ve yakında onu ziyaret edeceğini söyle.)
Çözüm:
Bu durumda bizden istenen üç şey var: 1) Büyükbabamızı aramak, 2) Doğum gününü kutlamak, 3) Yakında ziyaret edeceğimizi söylemek. Şimdi bu adımları takip ederek bir telefon konuşması oluşturalım.
You: Hi, Grandpa! It’s me. Happy birthday!
Grandfather: Oh, hello my dear! Thank you so much.
You: I hope you have a great day. I will visit you soon.
Grandfather: That’s wonderful news! I’m looking forward to it.
Adım 1: İlk olarak büyükbabamızı selamlıyoruz ve doğrudan arama sebebimiz olan doğum gününü kutluyoruz. “Hi, Grandpa! It’s me. Happy birthday!” (Merhaba dede! Benim. Doğum günün kutlu olsun!) demek harika bir başlangıç.
Adım 2: Büyükbabamızın bize teşekkür etmesi çok doğal. “Oh, hello my dear! Thank you so much.” (Ah, merhaba canım! Çok teşekkür ederim.) gibi bir cevap verebilir.
Adım 3: Şimdi de bizden istenen ikinci görevi yerine getiriyoruz: onu yakında ziyaret edeceğimizi söylüyoruz. Önce iyi dileklerimizi sunup sonra bu haberi vermek konuşmayı daha akıcı hale getirir. “I hope you have a great day. I will visit you soon.” (Umarım harika bir gün geçirirsin. Seni yakında ziyaret edeceğim.)
Adım 4: Büyükbabamız da bu habere sevindiğini belirterek konuşmayı sonlandırabilir. “That’s wonderful news! I’m looking forward to it.” (Bu harika bir haber! Dört gözle bekliyorum.)
Soru 2: Call your dentist’s office to ask for an appointment on Friday. The secretary tells you that the dentist isn’t available. (Dişçinin ofisini Cuma günü için randevu almak amacıyla ara. Sekreter sana dişçinin müsait olmadığını söylüyor.)
Çözüm:
Burada resmi bir telefon görüşmesi yapmamız gerekiyor. Amacımız Cuma günü için randevu almak ama sekreter bize o günün dolu olduğunu söyleyecek. Bakalım nasıl bir diyalog kurabiliriz.
You: Hello, this is [Adınız]. I’d like to make an appointment for Friday.
Secretary: Hello. Let me check… I’m sorry, but the dentist isn’t available on Friday.
You: Oh, I see. What about Saturday morning?
Secretary: Yes, 10 a.m. is available. Is that OK for you?
Adım 1: Resmi bir görüşme olduğu için kendimizi tanıtarak başlıyoruz ve randevu almak istediğimizi belirtiyoruz. “Hello, this is [Adınız]. I’d like to make an appointment for Friday.” (Merhaba, ben [Adınız]. Cuma günü için bir randevu almak istiyorum.)
Adım 2: Sekreter durumu kontrol ediyor ve soruda belirtildiği gibi Cuma gününün uygun olmadığını söylüyor. “I’m sorry, but the dentist isn’t available on Friday.” (Üzgünüm ama dişçi Cuma günü müsait değil.)
Adım 3: Bu durumda pes etmiyoruz, başka bir zaman dilimi sorarak alternatif bir çözüm arıyoruz. Mesela, “Oh, I see. What about Saturday morning?” (Anlıyorum. Peki ya Cumartesi sabahı?)
Adım 4: Sekreter de bize uygun bir saat önererek yardımcı oluyor. “Yes, 10 a.m. is available. Is that OK for you?” (Evet, sabah 10 uygun. Sizin için de uygun mu?)
Soru 3: Call your friend to ask about your project, but his/her mum answers. Leave him/her a message. (Projeniz hakkında konuşmak için arkadaşını ara, ama telefonu annesi açıyor. Ona bir mesaj bırak.)
Çözüm:
Bu senaryoda aradığımız kişiye ulaşamıyoruz ve bir aracıyla (annesi) mesaj bırakmamız gerekiyor. Konuşmanın kibar ve anlaşılır olması çok önemli.
You: Hello, Mrs. Smith. This is [Adınız]. May I speak to [Arkadaşının Adı], please?
Mum: Hi [Adınız]. I’m sorry, but he/she isn’t at home right now.
You: Oh, OK. Could you please tell him/her to call me back? It’s about our project.
Mum: Of course, I’ll give him/her the message. Bye!
Adım 1: Arkadaşımızın annesine kibarca selam verip kendimizi tanıtıyoruz ve kiminle görüşmek istediğimizi söylüyoruz. “Hello, Mrs. Smith. This is [Adınız]. May I speak to [Arkadaşının Adı], please?” (Merhaba, Smith Hanım. Ben [Adınız]. [Arkadaşının Adı] ile konuşabilir miyim, lütfen?)
Adım 2: Annesi de arkadaşımızın evde olmadığını söylüyor. “I’m sorry, but he/she isn’t at home right now.” (Üzgünüm ama şu an evde değil.)
Adım 3: Şimdi mesaj bırakma zamanı. Geri aramasını istemek ve neden aradığımızı kısaca belirtmek en iyisi. “Could you please tell him/her to call me back? It’s about our project.” (Lütfen ona beni geri aramasını söyler misiniz? Projemizle ilgili.)
Adım 4: Annesi de mesajı ileteceğini söyleyerek konuşmayı sonlandırıyor. “Of course, I’ll give him/her the message. Bye!” (Elbette, ona mesajı ileteceğim. Hoşça kal!)
Umarım bu açıklamalar ve örnek diyaloglar işinize yaramıştır. Unutmayın, İngilizce konuşurken pratik yapmak en önemli şeydir. Bu diyalogları kendi kendinize veya bir arkadaşınızla sesli olarak tekrar edebilirsiniz. Başarılar dilerim!