8. Sınıf İngilizce Ders Kitabı Cevapları Bilim ve Kültür Yayınları Sayfa 21
Merhaba sevgili öğrencim, gönderdiğin görseldeki İngilizce alıştırmalarını birlikte inceleyelim ve çözelim. Bu tür sorular, günlük konuşma dilini ve davetlerde bulunma, kabul etme veya reddetme gibi önemli konuları pekiştirmene yardımcı olur. Haydi başlayalım!
4. Put the sentences in the correct order and make a dialogue.
(Cümleleri doğru sıraya koy ve bir diyalog oluştur.)
Bu soruda bizden karışık halde verilmiş cümleleri doğru sıraya koyarak anlamlı bir diyalog oluşturmamız isteniyor. Bir konuşmanın mantıksal akışını düşünerek cümleleri sıralayacağız. Zaten bir tanesi bizim için yapılmış, o bizim başlangıç noktamız!
Adım 1: Konuşmayı başlatan kişiyi ve cümleyi bulmalıyız. Kitap bize Bob’un “Are you busy tomorrow evening, Laura?” (Yarın akşam meşgul müsün Laura?) cümlesinin 1. sırada olduğunu söylemiş. Bu harika bir başlangıç!
Adım 2: Laura’nın bu soruya cevap vermesi gerekir. “Meşgul müsün?” sorusuna verilebilecek en mantıklı cevap, meşgul olup olmadığını söylemesidir. Laura’nın “No, not at all. Why?” (Hayır, hiç değilim. Neden?) cümlesi tam olarak bu adıma uyuyor. Bu cümlemiz 2. sırada.
Adım 3: Laura “Neden?” diye sorduğuna göre, Bob’un neden sorduğunu açıklaması gerekiyor. Bob, Laura’yı bir yere davet edecek. Bob’un “Jane and Will are coming over to my house. Would you like to join us?” (Jane ve Will benim evime geliyor. Bize katılmak ister misin?) cümlesi, davetin yapıldığı cümledir. Bu da 3. sırada olmalı.
Adım 4: Şimdi sıra Laura’nın davete cevap vermesinde. Daveti kabul edip etmediğini belirtmeli. Laura’nın “Yeah, that would be great. What time are they coming?” (Evet, bu harika olur. Saat kaçta geliyorlar?) cümlesi hem daveti kabul ettiğini gösteriyor hem de detay soruyor. Bu cümleyi 4. sıraya koyuyoruz.
Adım 5: Laura saat sordu, o zaman Bob’un saat söylemesi lazım. Bob’un “At about seven o’clock.” (Saat yedi gibi.) cümlesi bu soruya doğrudan bir cevaptır. Bu da 5. sırada yer alıyor.
Adım 6: Artık kimin geleceği, nereye ve saat kaçta olacağı belli. Laura şimdi de ne yapacaklarını merak edebilir. Laura’nın “I’d love to. What are you planning to do?” (Çok isterim. Ne yapmayı planlıyorsunuz?) cümlesi bu merakı dile getiriyor. Bu cümlemiz 6. sırada.
Adım 7: Bob, Laura’nın plan hakkındaki sorusuna cevap vermeli. Bob’un “Umm… We don’t have a plan. We can play online games.” (Şey… Bir planımız yok. Online oyunlar oynayabiliriz.) cümlesi, bir planları olmadığını ama bir öneri sunduğunu gösteriyor. Bu cümleyi de 7. sıraya yerleştirelim.
Adım 8: Son olarak, Laura’nın bu teklife ve konuşmanın sonuna bir cevap vermesi gerekir. Laura’nın “Okay! I’m coming!” (Tamam! Geliyorum!) cümlesi, her şeyi kabul ettiğini ve konuşmayı sonlandırdığını gösteren mükemmel bir final. Bu da 8. ve son sırada.
Doğru sıralama şu şekildedir:
- Bob: Are you busy tomorrow evening, Laura?
- Laura: No, not at all. Why?
- Bob: Jane and Will are coming over to my house. Would you like to join us?
- Laura: Yeah, that would be great. What time are they coming?
- Bob: At about seven o’clock.
- Laura: I’d love to. What are you planning to do?
- Bob: Umm… We don’t have a plan. We can play online games.
- Laura: Okay! I’m coming!
5. Read the situations. Accept or refuse the invitations in your own words.
(Durumları oku. Davetleri kendi kelimelerinle kabul et veya reddet.)
Bu alıştırmada ise bize verilen davet ve teklifleri, parantez içinde belirtildiği gibi kabul (ACCEPT) veya reddetmemiz (REFUSE) gerekiyor. Kendi cümlelerimizle, duruma uygun cevaplar oluşturacağız. Unutma, birçok farklı doğru cevap olabilir. Ben sana örnekler vereceğim.
1. Would you like to join my pizza party on Friday? (Cuma günü pizza partime katılmak ister misin?)
ACCEPT (KABUL ET)
Cevap: That sounds great! Thanks for inviting me. I’ll be there.
(Kulağa harika geliyor! Davet ettiğin için teşekkürler. Orada olacağım.)
Bu cevap hem daveti kabul ettiğini belirtiyor hem de davet eden kişiye teşekkür ederek kibar bir karşılık veriyor.
2. How about going on a picnic this weekend? (Bu hafta sonu pikniğe gitmeye ne dersin?)
REFUSE (REDDET)
Cevap: I’d love to, but I can’t. I have to visit my grandparents.
(Çok isterdim ama gelemem. Büyükannem ve büyükbabamı ziyaret etmem gerekiyor.)
Bir daveti reddederken kibar olmak önemlidir. “I’d love to, but…” (Çok isterdim ama…) kalıbını kullanmak ve bir mazeret belirtmek karşıdaki kişiyi kırmamanı sağlar.
3. Do you want to come over to watch a film this evening? (Bu akşam film izlemek için bize gelmek ister misin?)
ACCEPT (KABUL ET)
Cevap: Sure! That sounds fun. What time should I come?
(Elbette! Kulağa eğlenceli geliyor. Saat kaçta geleyim?)
Bu cevapla hem daveti kabul etmiş oluyorsun hem de ek bir soru sorarak (saat kaçta geleyim?) planla ne kadar ilgili olduğunu gösteriyorsun.
4. Would you like some chocolate muffins? (Biraz çikolatalı kek ister misin?)
REFUSE (REDDET)
Cevap: No, thank you. I’m full.
(Hayır, teşekkür ederim. Ben tokum.)
Bir yiyecek veya içecek teklifini reddederken basit ve kibar olmak yeterlidir. “No, thank you” en sık kullanılan ve en kibar reddetme şekillerinden biridir.
Umarım açıklamalarım yardımcı olmuştur. Harika iş çıkardın! Aklına takılan başka bir şey olursa çekinmeden sorabilirsin.