8. Sınıf İngilizce Ders Kitabı Cevapları Bilim ve Kültür Yayınları Sayfa 62
Harika bir çalışma! Merhaba sevgili öğrencim, ben 8. Sınıf İngilizce öğretmeniniz. Gönderdiğin görseldeki dinleme alıştırmalarını analiz edip adım adım çözeceğiz. Bu tür alıştırmalar, İngilizce’de telefon konuşmalarını ve mesajlaşmaları daha iyi anlamana yardımcı olur. Hadi gel, birlikte bu sorulara bakalım ve cevaplarını güzelce açıklayalım.
***
Alıştırma 1: Listen to Sally read the text message aloud and fill in the blanks. (Sally’nin mesajı sesli okumasını dinle ve boşlukları doldur.)
Bu alıştırmada, bir dinleme metnine göre boşlukları doldurmamız isteniyor. Dinleme metni olmadan, cümlenin akışına ve anlamına en uygun kelimeleri tahmin ederek boşlukları dolduracağız. Bu, kelime bilgimizi ve gramer kurallarını ne kadar iyi kullandığımızı gösterir. Haydi başlayalım!
Hello Sally,
How are you doing? I’m sorry to hear that you (1) can’t join our usual Saturday breakfast. Nora said you have the (2) flu. Get well soon, but if you feel better on Sunday, please join us for the (3) party at my house. We will talk about the graduation party. Oh! The (4) phone is ringing. I will take that. I will get back to you in (5) a minute. Please, answer me (6) soon.
Bye for now.
Hande
Çözüm ve Açıklamalar:
-
Adım 1: Boşluk (1)
“I’m sorry to hear that you ___ join our usual Saturday breakfast.” (Her zamanki Cumartesi kahvaltımıza … üzüldüm.)
Bu cümlede Hande, Sally’nin kahvaltıya katılamadığı için üzgün olduğunu belirtiyor. Bu yüzden olumsuz bir ifade kullanmalıyız. “Katılamamana” anlamını veren en uygun kelime can’t (cannot) kelimesidir.Sonuç: (1) can’t
-
Adım 2: Boşluk (2)
“Nora said you have the ___.” (Nora … olduğunu söyledi.)
Sally’nin kahvaltıya katılamamasının bir sebebi olmalı, bu genellikle bir hastalıktır. Cümlede “the” artikeli kullanıldığı için grip anlamına gelen flu kelimesi buraya çok uygun. “You have the flu” (Gripsiniz) kalıbı sıkça kullanılır.Sonuç: (2) flu
-
Adım 3: Boşluk (3)
“…please join us for the ___ at my house.” (… evimdeki … için bize katıl.)
Bir sonraki cümlede “We will talk about the graduation party” (Mezuniyet partisi hakkında konuşacağız) diyor. Bu bize büyük bir ipucu veriyor! Demek ki Hande, Sally’yi Pazar günü evindeki party‘e (partiye) davet ediyor.Sonuç: (3) party
-
Adım 4: Boşluk (4)
“Oh! The ___ is ringing.” (Oh! … çalıyor.)
Hande’nin mesaj yazmayı bırakmasına neden olan bir şey oluyor. Genellikle ne çalar? Telefon ya da kapı zili. Burada en mantıklı olanı phone (telefon) kelimesidir.Sonuç: (4) phone
-
Adım 5: Boşluk (5)
“I will get back to you in ___.” (Sana … içinde geri döneceğim.)
Bu ifade, kısa bir süre sonra geri döneceğini belirtmek için kullanılır. Genellikle “in a minute” (bir dakika içinde) veya “in a moment” (birazdan) gibi ifadeler kullanılır. Buraya en uygunu a minute olacaktır.Sonuç: (5) a minute
-
Adım 6: Boşluk (6)
“Please, answer me ___.” (Lütfen bana … cevap ver.)
Hande, Sally’den bir cevap bekliyor. Bu durumda “yakında” anlamına gelen soon kelimesi en uygunudur.Sonuç: (6) soon
***
Alıştırma 2: Listen to the phone calls and circle the correct words / phrases. (Telefon konuşmalarını dinle ve doğru kelimeleri / ifadeleri daire içine al.)
Bu alıştırmada ise iki farklı telefon diyaloğu var. Bize verilen iki seçenekten doğru olanı seçeceğiz. Yine dinleme metni olmadan, telefon konuşmalarında kullanılan yaygın ifadelere ve dilbilgisi kurallarına göre en doğru olanı bulmaya çalışalım.
Birinci Diyalog:
-
Jane: Hello.! This is / It’s Jane speaking.
Açıklama: Telefonda kendimizi tanıtırken “This is [isim]” kalıbı oldukça yaygın ve doğrudur. “It’s Jane” de kullanılabilir ama “This is” daha standart bir ifadedir. Bu yüzden This is doğru cevaptır.
-
Jane: Can / May I speak with Tony, please?
Açıklama: Birisinden izin isterken veya ricada bulunurken hem “Can” hem de “May” kullanılabilir. “May” daha resmi ve kibardır. “Can” ise günlük konuşmada çok daha yaygındır. İkisi de doğru olsa da, genellikle Can tercih edilir.
-
Alex: Just a minute / Hold on, please.
Açıklama: Karşımızdakine beklemesini söylemek için telefonda en sık kullanılan ifadelerden biri “Hold on” (Hatta kalın / Bekleyin) kalıbıdır. “Just a minute” (Bir dakika) de aynı anlama gelir ama “Hold on” tam bir telefon ifadesidir. Bu yüzden Hold on daha uygundur.
-
Tom: Of course / Sure. Is 18:30 okay for you?
Açıklama: İki kelime de “Elbette” anlamına gelir ve burada birbirinin yerine kullanılabilir. İkisi de doğrudur. Sure, daha basit ve yaygın bir onay ifadesidir.
-
Jane: Yes. That’s great / fine.
Açıklama: Jane, buluşma teklifini kabul ediyor. “Fine” (iyi, uygun) kelimesi de olurdu ama “great” (harika) kelimesi daha istekli ve mutlu olduğunu gösterir. Bu yüzden great daha doğal bir ifadedir.
İkinci Diyalog:
-
Barry: Hi! Barry calling / speaking. Is Kevin in?
Açıklama: Telefonda arayan kişi olduğunu belirtmek için “[İsim] calling” ifadesi kullanılır. “[İsim] speaking” ise genellikle telefona cevap veren kişi “Kimle görüşüyorum?” diye sorduğunda kullanılır. Bu yüzden arayan kişi Barry olduğu için calling daha doğrudur.
-
Mrs Jones: I’m afraid / sorry he isn’t available at the moment.
Açıklama: Kötü bir haber verirken veya bir isteği kibarca reddederken “I’m afraid…” (Korkarım ki…) kalıbı çok sık kullanılır. “I’m sorry” (Üzgünüm) de doğrudur ama “I’m afraid” bu duruma özel, daha kibar bir ifadedir.
-
Barry: Can I leave / give a message, please?
Açıklama: Arayan kişi, ulaşamadığı kişiye bir not bırakmak istediğinde “Can I leave a message?” (Mesaj bırakabilir miyim?) diye sorar. “Give” (vermek) fiili burada yanlış olur. Doğru fiil leave‘dir.
-
Barry: Please, tell him to meet me at 5 / 6 o’clock tomorrow.
Açıklama: Bu sorunun cevabını dinleme metni olmadan kesin olarak bilemeyiz. Çünkü hem 5 hem de 6 mantıksal olarak doğru olabilir. Bu tamamen dinlediğini anlama sorusudur. Örnek olarak 6‘yı seçelim.
-
Mrs Jones: I will. / I will call.
Açıklama: Mrs. Jones, Barry’nin mesajını Kevin’a ileteceğini söylüyor. Bu durumu onaylamak için kullanılan kısa ve doğru cevap “I will” (İleteceğim / Yaparım) ifadesidir. “I will call” (Arayacağım) demesi anlamsız olur. Bu yüzden doğru cevap I will.
Umarım bu açıklamalar senin için faydalı olmuştur. Unutma, İngilizce’de bu tür kalıpları öğrenmek pratikle olur. Başarılar dilerim!