7. Sınıf Fen Bilimleri Ders Kitabı Cevapları Aydın Yayınları Sayfa 8
Merhaba sevgili öğrencilerim!
Kitabımızdaki bu harika bölümü birlikte inceleyelim ve metnin içindeki soruları adım adım, kolayca anlayacağınız bir şekilde cevaplayalım. Unutmayın, Fen Bilimleri merak etmekle başlar! Haydi başlayalım.
***
Soru 1: Teleskop icat edilmeseydi ne olurdu? Bugün bildiğimiz bilgilere ulaşabilir miydik?
Bu harika bir düşünce deneyi! Gelin metnimizden yola çıkarak adım adım düşünelim ve bu sorunun cevabını birlikte bulalım.
Adım 1
Öncelikle teleskobun ne işe yaradığını hatırlayalım. Teleskoplar, çok çok uzaktaki gök cisimlerini (yıldızlar, gezegenler, galaksiler) sanki yakınımızdaymış gibi görmemizi sağlayan muhteşem bir araçtır. Yani evrenin derinliklerine açılan penceremizdir.
Adım 2
Şimdi düşünelim, eğer bu penceremiz hiç olmasaydı ne olurdu? Çıplak gözle gökyüzüne baktığımızda sadece birkaç gezegeni ve binlerce yıldızı görebiliriz. Ancak teleskop sayesinde milyonlarca, hatta milyarlarca gök cisminin varlığından haberdar olduk. Teleskop olmasaydı, astronomi bilimi neredeyse hiç gelişemezdi. Metnimizde de dediği gibi, “Eğer teleskop icat edilmiş olmasaydı, dünyamız dışında kalan diğer gezegenlerden haberdar olamazdık, gökyüzünün işleyişi hakkında bilgi sahibi olamazdık.”
Adım 3
Dolayısıyla, bugün bildiğimiz bilgilere ulaşmamız imkânsız olurdu. Evrenin ne kadar büyük olduğunu, Güneş Sistemi’mizde hangi gezegenlerin olduğunu, yıldızların nasıl doğup öldüğünü ve galaksilerin varlığını asla bilemezdik. Bilim, bu konuda çok eksik kalırdı.
Sonuç olarak, teleskop icat edilmeseydi, evren hakkındaki bilgimiz çok sınırlı kalırdı ve bugün uzay hakkında bildiğimiz bilgilerin neredeyse hiçbirine sahip olamazdık. Bilimsel gelişimimiz çok daha yavaş olurdu.
***
Soru 2: Peki, bu gözlemevleri nasıl yerlerde kurulur?
Bu da çok önemli bir soru! Gökbilimciler, gökyüzünü en net şekilde görebilmek için gözlemevlerini (rasathaneleri) kuracakları yerleri çok özenle seçerler. Tıpkı net bir fotoğraf çekmek için doğru yeri ve zamanı seçmek gibi! Metnimize göre ideal bir gözlemevinin kurulacağı yerin özellikleri şunlar olmalıdır:
- Şehir ışıklarından uzakta olmalı: Metinde de bahsedilen ışık kirliliği, gökyüzündeki sönük yıldızların ve galaksilerin görülmesini engeller. Bu yüzden gözlemevleri, şehirlerin parlak ışıklarından kaçmak için genellikle ıssız yerlere kurulur.
- Yüksek yerlerde olmalı: Yükseklere çıkıldıkça atmosferin kalınlığı ve havadaki toz, nem gibi görüşü bozan etkenler azalır. Bu da daha temiz ve net bir görüntü demektir. Tıpkı bir dağın tepesinden manzaranın daha net görünmesi gibi!
- Az bulutlu ve havası açık olmalı: Gözlem yapabilmek için tabii ki bulutsuz bir gökyüzüne ihtiyacımız var. Bu nedenle, yılın büyük bir bölümünde havanın açık olduğu, bulutlanmanın az olduğu bölgeler tercih edilir.
- Hava kirliliğinin az olduğu yerler olmalı: Fabrika dumanları ve egzoz gazları gibi kirleticiler de atmosferde bir perde oluşturarak gök cisimlerinden gelen ışığın bize net ulaşmasını engeller.
Kısacası, bir gözlemevi kurmak için en ideal yerler; yüksek, kuru, bulutsuz, temiz havalı ve ışıksız ortamlardır. Metindeki örnekte de belirtildiği gibi, ülkemizdeki TÜBİTAK Ulusal Gözlemevi‘nin Antalya’da Toros Dağları’nın zirvesine kurulmuş olması, bu şartların hepsini en iyi şekilde sağladığı içindir.