7. Sınıf Fen Bilimleri Ders Kitabı Cevapları Aydın Yayınları Sayfa 120
Harika bir soru! Gel birlikte bu önemli bilim insanlarının atomun gizemli dünyasını nasıl aydınlattıklarını adım adım inceleyelim. Unutma, her bir bilim insanı, kendisinden bir öncekinin fikrine yeni bir şeyler ekleyerek bugünkü bilgimize ulaşmamızı sağladı. Tıpkı bir yapbozun parçalarını birleştirmek gibi!
Soru Metni: Atomla ilgili teorileri ortaya atan bilim insanları aşağıda verilmiştir. Bu bilim insanlarının atom ile ilgili düşüncelerini noktalı alanlara yazınız.
Democritus
Sevgili öğrencim, Democritus atom fikrini ortaya atan ilk düşünürlerden biridir. Milattan önce yaşamış bir filozoftur. O zamanlar teknoloji olmadığı için sadece düşünerek ve gözlemleyerek bazı fikirler üretmiştir.
Adım 1: Democritus, maddenin taneciklerden oluştuğunu düşünmüştür.
Adım 2: Bu taneciklerin daha küçük parçalara ayrılamayacağını söylemiş ve bu parçacıklara Yunancada “bölünemez” anlamına gelen “atomos” adını vermiştir. Yani atom fikrinin isim babasıdır.
Adım 3: Ona göre bütün maddeler aynı atomlardan oluşuyordu, fakat bu atomların şekillerinin ve dizilişlerinin farklı olması maddelerin de birbirinden farklı olmasını sağlıyordu.
John Dalton
Dalton, Democritus’tan çok uzun yıllar sonra yaşamış ve ilk bilimsel atom modelini ortaya atmıştır. Artık sadece düşünce değil, deneyler de işin içine giriyor!
Adım 1: Dalton’a göre atom, içi dolu, parçalanamayan berk (sağlam) bir küreydi. Bu modeli aklında tutmak için bir bilardo topuna benzetebilirsin.
Adım 2: Bir elementin bütün atomlarının şekil, büyüklük ve kütle olarak birbiriyle tamamen aynı olduğunu söylemiştir. Mesela bütün demir atomları aynı, bütün altın atomları aynıdır demiştir.
Adım 3: Farklı elementlerin atomlarının ise birbirinden tamamen farklı olduğunu belirtmiştir. Yani bir demir atomu ile bir altın atomu birbirinden farklıdır.
John Joseph Thomson
Thomson, yaptığı deneylerle atomun aslında bölünebildiğini ve içinde daha küçük parçacıklar olduğunu keşfetti. Dalton’un “parçalanamaz” fikri burada değişiyor!
Adım 1: Atomun içinde negatif (-) yüklü tanecikler (yani elektronlar) olduğunu keşfetti.
Adım 2: Atom normalde nötr olduğuna göre, negatif yükleri dengeleyen pozitif (+) yüklerin de olması gerektiğini düşündü.
Adım 3: Bu düşüncelerle kendi atom modelini oluşturdu. Bu modele göre atom, pozitif yüklü bir kek ve bu kekin içine rastgele dağılmış negatif yüklü üzümler gibiydi. Bu yüzden bu modele “üzümlü kek modeli” denir. Çok lezzetli bir benzetme, değil mi?
Niels Bohr
Bohr, kendisinden önceki Rutherford’un modelini biraz daha geliştirdi. Özellikle elektronların hareketleri üzerine odaklandı.
Adım 1: Bohr, elektronların çekirdeğin etrafında rastgele dolanmadığını söyledi.
Adım 2: Tıpkı gezegenlerin Güneş etrafında belirli yörüngelerde dolanması gibi, elektronların da çekirdek etrafında belirli enerji katmanlarında (yörüngelerde) döndüğünü öne sürdü.
Adım 3: Bu model, elektronların neden çekirdeğe düşmediğini açıklıyordu ve modern atom teorisine giden yolda çok önemli bir adımdı.
Ernest Rutherford
Rutherford, atomun yapısını anlamak için çok meşhur bir deney yaptı: Altın levha deneyi. Bu deney, atom hakkındaki düşünceleri kökünden değiştirdi.
Adım 1: Yaptığı deneyde, atomun merkezinde pozitif (+) yüklü, çok küçük ve yoğun bir kısım olduğunu keşfetti. Bu merkeze “çekirdek” adını verdi.
Adım 2: Elektronların ise bu çekirdeğin etrafındaki geniş bir boşlukta döndüğünü söyledi. Yani atomun büyük bir kısmının boşluktan oluştuğunu anladı.
Adım 3: Rutherford’un bu modelini Güneş Sistemi’ne benzetebiliriz. Çekirdek Güneş gibidir, elektronlar da onun etrafında dönen gezegenler gibidir. Bu yüzden bu modele “gezegen modeli” de denir.