6. Sınıf Sosyal Bilgiler Ders Kitabı Cevapları Anadol Yayınları Sayfa 228
Merhaba sevgili öğrencim!
Ben 6. Sınıf Sosyal Bilgiler öğretmeninim. Ders kitabımızdaki bu harika metinleri ve soruları birlikte analiz edip cevaplayalım. Bu metinler, tarihimizde kadınların ne kadar önemli ve kahraman olduğunu bize çok güzel anlatıyor. Haydi başlayalım!
Düşünelim Tartışalım
Okuduğunuz metinden yararlanarak aşağıdaki soruları cevaplayınız. Düşüncelerinizi arkadaşlarınızla paylaşınız.
Soru 1: İlk Türk devletlerinde kadın ülke yönetiminde nasıl bir görev üstlenmiştir?
Adım 1: Metni dikkatlice inceleyelim. Metnin ikinci paragrafında şöyle bir cümle geçiyor: “Türk kadınları, ilk Türk devletlerinde olduğu gibi Kurtuluş Savaşı yıllarında da önemli görevler üstlenmiştir.” Bu cümle, sorumuzun cevabı için bize çok önemli bir ipucu veriyor.
Adım 2: Bu ifadeden anlıyoruz ki, Türk kadınlarının toplumdaki önemli rolü sadece Kurtuluş Savaşı ile başlamamış, çok daha eskilere, ilk Türk devletlerine kadar uzanıyormuş. Kadınlar, tarihimizin en başından beri toplumun ve yönetimin hep önemli bir parçası olmuşlardır. O dönemlerde “Hatun” olarak anılan hükümdar eşleri, devlet meclislerine katılır, elçileri kabul eder ve hatta hükümdar olmadığında devleti yönetirlerdi. Yani kadınlar, yönetimde söz sahibiydi ve aktif görevler alıyorlardı.
Soru 2: Bacıyan-ı Rum teşkilatının yapmış olduğu çalışmalarda kadınların yeri nedir?
Adım 1: Cevabı bulmak için metnin en başındaki paragrafa bakalım. Orada Bacıyan-ı Rum‘dan bahsediliyor. Bu teşkilatın “Osmanlı Devleti kuruluş döneminde var olan kadın örgütü” olduğu söyleniyor.
Adım 2: Paragrafta bu örgütün kadınların “üretimde ve sosyal hayatta organize olmasını sağlayan” bir yapı olduğu belirtiliyor. “Üretimde organize olmak” ne demek? Kadınların el sanatları, dokumacılık, tarım gibi alanlarda birlikte çalışarak ekonomik hayata katkı sağlaması demektir. “Sosyal hayatta organize olmak” ise onların toplum içinde bir araya gelerek dayanışma göstermesi, kültürel faaliyetler yapması ve toplumsal hayata yön vermesi anlamına gelir.
Sonuç: Kısacası, Bacıyan-ı Rum teşkilatı sayesinde kadınlar, hem ekonomik olarak üreten hem de sosyal olarak bir arada duran güçlü bir topluluk oluşturmuşlardır. Yani kadınlar, toplumun pasif bir üyesi değil, tam tersine aktif, üretken ve organize bir parçasıydı.
Soru 3: Türk tarihinde kadının yeri ve önemi hakkında neler söylenebilir?
Adım 1: Bu soru, aslında metnin tamamından bir sonuç çıkarmamızı istiyor. İlk iki sorunun cevaplarını birleştirelim. Türk tarihinde kadının yeri her zaman çok önemli olmuştur. İlk Türk devletlerinde yönetimde söz sahibiydiler.
Adım 2: Osmanlı Devleti’nin kuruluşunda Bacıyan-ı Rum gibi bir örgütle hem ekonomiye hem de sosyal hayata büyük katkılar sundular. Bu, onların ne kadar ileri görüşlü ve organize olduklarını gösterir.
Adım 3: En zor zamanlarda, yani Kurtuluş Savaşı‘nda ise fedakârlığın en büyüğünü gösterdiler. Erkekler cephede savaşırken onlar;
- Cepheye silah ve mermi taşıdılar.
- Evlerinin ve çocuklarının geçimini sağladılar.
- Yaralı askerlere baktılar, onların sağlık, beslenme ve giyinme ihtiyaçlarını karşıladılar.
Metinde adı geçen Şerife Bacı, Halime Çavuş, Nezahat Onbaşı gibi nice kadın kahramanımız, vatan için canlarını ortaya koymaktan çekinmemiştir.
Sonuç: Bütün bunlara baktığımızda, Türk kadını barış zamanında toplumun direği, savaş zamanında ise vatanın en büyük savunucusu olmuştur. Her zaman fedakâr, cesur ve çalışkandırlar.
Özlü Sözleri Yorumlayalım
Soru: Mustafa Kemal Atatürk’ün aşağıdaki sözlerinden neler anlıyorsunuz? Düşüncelerinizi arkadaşlarınızla paylaşınız.
“Dünyada hiçbir milletin kadını, ben Anadolu kadınından fazla çalıştım, milletimi kurtuluşa ve zafere götürmekte, Anadolu kadını kadar emek verdim, diyemez. Erkeklerden kurduğumuz ordumuzun hayat kaynaklarını kadınlarımız işletmiştir. Çift süren, tarlayı eken, kağnısı ve kucağındaki yavrusu ile yağmur demeyip, kış demeyip cephenin ihtiyaçlarını taşıyan hep onlar, hep o yüce, o fedakâr, o ilahi Anadolu kadınları olmuştur. Bundan ötürü hepimiz bu büyük ruhlu ve büyük duygulu kadınlarımızı, şükranla ve minnetle sonsuza kadar aziz ve kutsal bilelim.”
Mustafa Kemal Atatürk
Ne kadar da anlamlı ve güçlü sözler, değil mi? Haydi gel, bu sözlerin ne anlama geldiğini adım adım yorumlayalım.
Adım 1: Eşsiz Fedakârlık: Atatürk, sözlerine başlarken dünyadaki hiçbir milletin kadınının Anadolu kadınından daha fazla çalıştığını ve fedakârlık yaptığını söyleyemeyeceğini belirtiyor. Bu, Anadolu kadınının yaptığı işlerin ne kadar olağanüstü ve eşsiz olduğunu vurgulamak içindir. Ona göre Anadolu kadını, fedakârlıkta bir zirvedir.
Adım 2: Hayatın ve Ordunun Kaynağı: Atatürk, “ordumuzun hayat kaynaklarını kadınlarımız işletmiştir” diyor. Bu ne demek? Ordu cephede savaşırken, geride tarlaları süren, ekinleri eken, yani ülkenin üretimini ve ekonomisini ayakta tutan kadınlardı. Eğer onlar olmasaydı, ordu beslenemez ve savaşamazdı. Yani zaferin temelini kadınlar atmıştır.
Adım 3: Zorluklara Rağmen Vatan Sevgisi: Atatürk, kadınların bu işleri ne şartlarda yaptığını çok etkileyici bir şekilde anlatıyor: “yağmur demeyip, kış demeyip cephenin ihtiyaçlarını taşıyan hep onlar…”. Bu, onların vatan sevgisinin her türlü zorluğun üstesinden geldiğini gösteriyor. Kucağında bebeğiyle, zorlu doğa koşullarında cepheye mermi taşıyan bir anneyi hayal edelim. İşte bu, vatan sevgisinin en saf ve en güçlü halidir.
Adım 4: Minnet ve Saygı: Atatürk, sözlerini bu kahraman kadınlara duyduğu derin saygı ve minnetle bitiriyor. Onları “yüce”, “fedakâr” ve hatta “ilahi” (kutsal, tanrısal) olarak nitelendiriyor. Bu, onlara duyulan saygının en üst düzeyde ifadesidir. Bizlere de onlara karşı her zaman şükran ve minnet duymamız gerektiğini öğütlüyor.
Sonuç: Mustafa Kemal Atatürk’ün bu sözleri, Kurtuluş Savaşı zaferinin sadece cephede savaşan askerlerin değil, aynı zamanda cephe gerisinde inanılmaz bir mücadele veren Anadolu kadınlarının eseri olduğunu anlatmaktadır. Bu zafer, bir milletin topyekûn, yani kadınıyla erkeğiyle birlikte kazandığı bir zaferdir.