8. Sınıf İngilizce Ders Kitabı Cevapları Tutku Yayınları Sayfa 115
Harika bir soru! Merhaba sevgili öğrencim, ben 8. Sınıf İngilizce öğretmeninim ve bu soruları çözmende sana yardımcı olacağım. Gönderdiğin görseldeki alıştırmaları birlikte, adım adım ve anlayacağın bir dilde çözeceğiz. Haydi başlayalım!
Bu alıştırmalar, İngilizcedeki “Accepting and Refusing Invitations” yani “Davetleri Kabul Etme ve Reddetme” konusunu ne kadar anladığımızı ölçüyor. Birisi seni bir yere davet ettiğinde nasıl olumlu ya da olumsuz cevap vereceğini öğrenmek çok önemli.
ACTIVITY A: Davetlere Verilen Cevapları Anlama
Bu bölümde, cümlelerin bir daveti kabul mü ettiğini yoksa reddettiğini mi belirttiğini bulacağız. Eğer cevap olumluysa ve daveti kabul ediyorsa gülen yüzü (👍), eğer mazeret bildirip reddediyorsa üzgün yüzü (👎) seçeceğiz.
1. A birthday party? That sounds fun. (Bir doğum günü partisi mi? Kulağa eğlenceli geliyor.)
Adım 1: Cümledeki anahtar ifadeye bakalım: “That sounds fun.”
Adım 2: “Kulağa eğlenceli geliyor” ifadesi olumlu bir ifadedir ve davete karşı ilgili olduğumuzu gösterir.
Sonuç: Bu bir kabul etme cümlesidir. Yani doğru cevap 👍 (Accepts / Kabul Ediyor).
2. I’m sorry, but I can’t. (Üzgünüm ama yapamam/gelemem.)
Adım 1: Cümle “I’m sorry” (Üzgünüm) ile başlıyor ve en önemlisi “but I can’t” (ama yapamam) ile devam ediyor.
Adım 2: “can’t” kelimesi olumsuzluk belirtir. Bu, daveti kibarca reddetmenin en yaygın yollarından biridir.
Sonuç: Bu bir reddetme cümlesidir. Yani doğru cevap 👎 (Refuses / Reddediyor).
3. Of course. Where’s the birthday party? (Elbette. Doğum günü partisi nerede?)
Adım 1: Cümle “Of course” (Elbette) diye başlıyor. Bu çok net bir kabul ifadesidir.
Adım 2: Ayrıca, partinin yerini sorması (Where’s the birthday party?) kişinin gelmeye niyetli olduğunu gösterir.
Sonuç: Bu bir kabul etme cümlesidir. Yani doğru cevap 👍 (Accepts / Kabul Ediyor).
4. Yeah, sure. Thanks for inviting me. (Evet, tabii. Beni davet ettiğin için teşekkürler.)
Adım 1: “Yeah, sure” (Evet, tabii) ifadesi samimi bir kabul etme şeklidir.
Adım 2: “Thanks for inviting me” (Davetin için teşekkürler) diyerek de bu kabulü pekiştiriyor.
Sonuç: Bu bir kabul etme cümlesidir. Yani doğru cevap 👍 (Accepts / Kabul Ediyor).
5. Yes, I’d love to. What time is it? (Evet, çok isterim. Saat kaçta?)
Adım 1: “I’d love to” (Çok isterim) kalıbı, bir daveti kabul ederken en sık kullanılan ve en kibar ifadelerden biridir.
Adım 2: Saati sorması (What time is it?) davetle ciddi olarak ilgilendiğini gösteriyor.
Sonuç: Bu bir kabul etme cümlesidir. Yani doğru cevap 👍 (Accepts / Kabul Ediyor).
6. Sorry, but I’m busy on Saturday. (Üzgünüm ama Cumartesi günü meşgulüm.)
Adım 1: Cümle “Sorry, but…” (Üzgünüm ama…) yapısıyla başlıyor. Bu yapı genellikle bir mazeret bildirmek için kullanılır.
Adım 2: “I’m busy” (Meşgulüm) diyerek gelemeyeceğinin sebebini açıklıyor.
Sonuç: Bu bir reddetme cümlesidir. Yani doğru cevap 👎 (Refuses / Reddediyor).
7. I’d love to, but I can’t. (Çok isterdim ama yapamam/gelemem.)
Adım 1: Bu kalıp çok önemli! “I’d love to” (Çok isterdim) diyerek olumlu başlasa da, hemen arkasından gelen “but” (ama) bağlacı cümlenin anlamını tersine çevirir.
Adım 2: “but I can’t” ifadesi, isteğine rağmen gelemediğini belirtir. Bu kibar bir reddetme yöntemidir.
Sonuç: Bu bir reddetme cümlesidir. Yani doğru cevap 👎 (Refuses / Reddediyor).
8. I’d love to, but I must finish my project. (Çok isterdim ama projemi bitirmem gerek.)
Adım 1: Tıpkı 7. sorudaki gibi “I’d love to, but…” yapısı kullanılmış.
Adım 2: “I must finish my project” (Projemi bitirmeliyim) diyerek gelemeyeceği için bir sebep, bir mazeret sunuyor.
Sonuç: Bu bir reddetme cümlesidir. Yani doğru cevap 👎 (Refuses / Reddediyor).
9. Awesome! Of course, I will. (Harika! Elbette, geleceğim.)
Adım 1: “Awesome!” (Harika!) kelimesi büyük bir coşku ve heyecan belirtir.
Adım 2: “Of course, I will” (Elbette, yapacağım/geleceğim) diyerek daveti kesin olarak kabul ettiğini söylüyor.
Sonuç: Bu bir kabul etme cümlesidir. Yani doğru cevap 👍 (Accepts / Kabul Ediyor).
10. Sorry! I must visit my grandparents then. (Üzgünüm! O zaman büyükannem ve büyükbabamı ziyaret etmeliyim.)
Adım 1: Cümle “Sorry!” (Üzgünüm!) diyerek başlıyor, bu genellikle bir reddetme ifadesinin habercisidir.
Adım 2: “I must visit my grandparents” (Büyük ailemi ziyaret etmeliyim) diyerek bir mazeret sunuyor.
Sonuç: Bu bir reddetme cümlesidir. Yani doğru cevap 👎 (Refuses / Reddediyor).
ACTIVITY B: Davetleri Cevaplarla Eşleştirme
Bu bölümde soldaki davet cümlelerini, sağdaki en uygun cevaplarla eşleştireceğiz. İpuçlarını yakalamak çok önemli!
1. Davet:
Hey, Arthur! There is a rock festival on the weekend. Would you like to go together? (Hey, Arthur! Hafta sonu bir rock festivali var. Birlikte gitmek ister misin?)
Adım 1: Davetteki anahtar kelime “rock festival”. Cevapta da bu kelimeyi veya bununla ilgili bir şeyi arayacağız.
Adım 2: Sağdaki cevaplara baktığımızda, bir tanesi doğrudan “A rock festival? Awesome! Where is it going to take place?” diye başlıyor.
Sonuç: Doğru eşleşme bu! Daveti kabul ediyor ve detayları soruyor.
Cevap:
A rock festival? Awesome! Where is it going to take place? (Rock festivali mi? Harika! Nerede olacak?)
2. Davet:
Jackson! I’m so bored at the moment. Shall we see a movie? (Jackson! Şu an çok sıkıldım. Bir film mi izlesek?)
Adım 1: Buradaki anahtar kelimemiz “movie” (film).
Adım 2: Cevaplar arasında “Sorry, but I can’t see a movie now. I must study for math.” cümlesi doğrudan film izleme teklifine yanıt veriyor.
Sonuç: Bu cevap, film izleme teklifini kibarca reddediyor ve sebebini açıklıyor.
Cevap:
Sorry, but I can’t see a movie now. I must study for math. (Üzgünüm ama şimdi bir film izleyemem. Matematik çalışmam gerek.)
3. Davet:
How about a slumber party on Sunday, Cindy? (Pazar günü pijama partisine ne dersin, Cindy?)
Adım 1: Davetteki kilit ifade “slumber party” (pijama partisi).
Adım 2: Cevaplara göz atalım. “A slumber party sounds fun, but I must ask my parents first.” cevabı tam olarak bu davete uygun.
Sonuç: Daveti kulağa hoş buluyor ama önce ailesine sorması gerektiğini belirterek şartlı bir cevap veriyor.
Cevap:
A slumber party sounds fun, but I must ask my parents first. (Pijama partisi kulağa eğlenceli geliyor ama önce aileme sormam gerek.)
4. Davet:
Our school basketball team is playing Richmond High School today. Shall we watch it? (Okulumuzun basketbol takımı bugün Richmond Lisesi ile oynuyor. İzleyelim mi?)
Adım 1: Anahtar kelimelerimiz “basketball team” (basketbol takımı) ve “watch it” (onu izlemek). Cevapta “maç” veya “izlemek” ile ilgili bir şey olmalı.
Adım 2: “I’d love to watch the match, but I can’t because I must go home early.” cevabı, “maçı izlemek” ifadesini kullanarak davete doğrudan yanıt veriyor.
Sonuç: Maçı izlemeyi çok istediğini ama erken eve gitmesi gerektiği için reddettiğini belirtiyor.
Cevap:
I’d love to watch the match, but I can’t because I must go home early. (Maçı izlemeyi çok isterdim ama yapamam çünkü eve erken gitmem gerekiyor.)
Umarım açıklamalarım anlaşılır olmuştur. Bu tür alıştırmalar, İngilizce iletişim kurma becerini geliştirmek için çok faydalıdır. Anlamadığın bir yer olursa çekinmeden sorabilirsin. Başarılar dilerim!