6. Sınıf İngilizce Ders Kitabı Cevapları Meb Yayınları Ders Kitapı Sayfa 127
Harika bir etkinlik! Merhaba sevgili öğrencilerim, ben sizin 6. sınıf İngilizce öğretmeniniz. Şimdi bu “Game Time” etkinliğindeki senaryoları birlikte inceleyip, en doğru ve mantıklı cümleleri nasıl kuracağımızı adım adım öğreneceğiz. Unutmayın, bu etkinlikte önemli olan, verilen duruma uygun yardımcı fiilleri (modals) doğru kullanmaktır. Hadi başlayalım!
e.g. Scenario: If Sam sees a burning cooker, it is his obligation to call the firefighter. What does he say?
Çözüm: He must call the firefighter.
Açıklama:
Adım 1: Bu örnek senaryoda, Sam’in yanan bir ocak gördüğü ve itfaiyeyi aramanın onun bir zorunluluğu (obligation) olduğu söyleniyor.
Adım 2: İngilizcede güçlü zorunlulukları veya görevleri ifade ederken “must” yardımcı fiilini kullanırız. “-meli, -malı” anlamına gelir.
Adım 3: Bu yüzden, “O, itfaiyeyi aramalı.” demek için “He must call the firefighter.” cümlesini kuruyoruz. Bu, yapılması gereken, çok önemli bir eylemi belirtir.
Scenario 1: If you would like to make a chocolate cake, you have a necessity to go to the supermarket to buy some flour, eggs and chocolate. What do you say?
Çözüm: I must go to the supermarket. (veya I have to go to the supermarket.)
Açıklama:
Adım 1: Senaryo bize diyor ki, “Çikolatalı bir kek yapmak istiyorsan, un, yumurta ve çikolata almak için süpermarkete gitme gerekliliğin (necessity) var.”
Adım 2: Tıpkı zorunluluk gibi, bir şeyi yapma gerekliliğini belirtirken de “must” veya “have to” kullanırız. İkisi de burada doğru olur.
Adım 3: Bu durumda kendi adımıza konuşacağımız için “Ben süpermarkete gitmeliyim.” dememiz gerekir. Bu yüzden cümlemiz “I must go to the supermarket.” şeklinde olur.
Scenario 2: Your friends will go on a picnic and you have a possibility to join them. What do you say?
Çözüm: I may join them. (veya I might join them.)
Açıklama:
Adım 1: Burada arkadaşlarımızın pikniğe gideceği ve bizim de onlara katılma ihtimalimiz (possibility) olduğu anlatılıyor.
Adım 2: İngilizcede bir şeyin olabileceğini, bir ihtimal olduğunu söylerken “may” veya “might” yardımcı fiillerini kullanırız. İkisi de “-ebilirim, -abilirim” gibi bir anlam katar ama kesinlik yoktur.
Adım 3: “Onlara katılabilirim.” diyerek bu ihtimali dile getiririz. Bu yüzden cümlemiz “I may join them.” olur. Bu, katılıp katılmayacağımızın henüz kesin olmadığını gösterir.
Scenario 3: You have reserved a table in a restaurant for dinner. It is an obligation to be at 6 o’clock there. What do you say?
Çözüm: I must be there at 6 o’clock.
Açıklama:
Adım 1: Senaryoda bir restoranda masa ayırttığımız ve saat 6’da orada olmamızın bir zorunluluk (obligation) olduğu belirtiliyor.
Adım 2: İlk örnekte de gördüğümüz gibi, bu tür kesin ve önemli zorunluluklar için en uygun kelime “must” kelimesidir.
Adım 3: “Saat 6’da orada olmalıyım.” diyerek bu zorunluluğu ifade ederiz. Cümlemiz: “I must be there at 6 o’clock.”
Scenario 4: Ömer is in a traffic jam. He has a possibility not to arrive at the meeting on time. What does he say?
Çözüm: He may not arrive at the meeting on time. (veya He might not arrive…)
Açıklama:
Adım 1: Bu senaryoda Ömer’in trafikte sıkıştığını ve toplantıya zamanında varamama ihtimali (possibility not to) olduğunu anlıyoruz. Dikkat edin, bu sefer olumsuz bir ihtimalden bahsediyoruz.
Adım 2: Olumlu ihtimaller için “may” kullanmıştık. Olumsuz ihtimaller için ise “may not” veya “might not” kullanırız. “-emeyebilir, -amayabilir” anlamı katar.
Adım 3: “O, toplantıya zamanında varamayabilir.” demek için doğru cümle “He may not arrive at the meeting on time.” olur.
Scenario 5: Your friend has just tried to cook a new pasta recipe. But he needs advice. What do you suggest to him?
Çözüm: You should add more salt. (veya You should try it again.)
Açıklama:
Adım 1: Arkadaşımız yeni bir makarna tarifi denemiş ama tavsiyeye (advice) ihtiyacı var. Bizden ona bir şey önermemiz (suggest) isteniyor.
Adım 2: İngilizcede birine tavsiye verirken veya öneride bulunurken en sık kullandığımız kelime “should” kelimesidir. “-meli, -malı” anlamına gelir ama “must” gibi zorunluluk değil, “yapsan iyi olur” anlamında bir tavsiye belirtir.
Adım 3: Ona “Daha fazla tuz eklemelisin.” gibi bir tavsiye verebiliriz. Bu yüzden cümlemiz “You should add more salt.” olur. Başka mantıklı tavsiyeler de verebilirsiniz tabii ki!
Scenario 6: Jack has the possibility to travel abroad to taste different cuisines. What does he say?
Çözüm: He may travel abroad. (veya He could travel abroad.)
Açıklama:
Adım 1: Senaryoda Jack’in farklı mutfakları tatmak için yurt dışına seyahat etme ihtimali (possibility) olduğu söyleniyor.
Adım 2: Tıpkı 2. senaryoda olduğu gibi, bir ihtimalden bahsederken “may”, “might” veya “could” kullanabiliriz.
Adım 3: “O, yurt dışına seyahat edebilir.” diyerek bu olasılığı ifade ederiz. Cümlemiz: “He may travel abroad.”
Scenario 7: It smells smoky and delicious in here. Make a deduction about it.
Çözüm: Someone must be cooking. (veya Someone must be having a barbecue.)
Açıklama:
Adım 1: “Burası isli ve lezzetli kokuyor.” deniliyor ve bizden bu durumla ilgili bir çıkarım (deduction) yapmamız isteniyor.
Adım 2: Elimizdeki bir kanıta (burada koku) bakarak güçlü bir tahminde veya çıkarımda bulunurken yine “must” kullanırız. Ama buradaki anlamı “zorunluluk” değil, “kesin öyledir” anlamında güçlü bir tahmindir.
Adım 3: Kokuya bakarak, “Birisi yemek yapıyor olmalı.” veya “Birisi mangal yapıyor olmalı.” gibi güçlü bir tahminde bulunabiliriz. Bu yüzden cümlemiz “Someone must be cooking.” olur.
Scenario 8: Your friend is seeking advice on decorating her new kitchen. What do you recommend to her?
Çözüm: You should use light colours.
Açıklama:
Adım 1: Arkadaşımız yeni mutfağını dekore etmek için tavsiye (advice) istiyor. Bizim ona bir şey önermemiz (recommend) gerekiyor.
Adım 2: 5. senaryoda öğrendiğimiz gibi, tavsiye ve öneriler için en güzel kelime “should” kelimesidir.
Adım 3: Ona “Açık renkler kullanmalısın.” gibi bir öneride bulunabiliriz. Bu durumda cümlemiz “You should use light colours.” olur.
Scenario 9: It is an obligation not to throw any food or rubbish on the floor at the school canteen.
Çözüm: You mustn’t throw rubbish on the floor.
Açıklama:
Adım 1: Bu senaryo, okul kantininde yere yiyecek veya çöp atmanın yasak olmasının bir zorunluluk (obligation not to) olduğunu söylüyor. Yani bu bir yasak.
Adım 2: İngilizcede bir şeyi yapmanın yasak olduğunu, yapılmaması gerektiğini güçlü bir şekilde belirtmek için “must not” ya da kısa haliyle “mustn’t” kullanırız. “-memeli, -mamalı” anlamına gelir.
Adım 3: Bu yasağı ifade etmek için “Yere çöp atmamalısın.” deriz. Cümlemiz: “You mustn’t throw rubbish on the floor.”
Scenario 10: The house door is open. Make a deduction about it.
Çözüm: Someone must be at home.
Açıklama:
Adım 1: “Evin kapısı açık.” deniliyor ve yine bir çıkarım (deduction) yapmamız isteniyor.
Adım 2: 7. senaryoda öğrendiğimiz gibi, elimizdeki kanıta (açık kapı) dayanarak güçlü bir tahminde bulunurken “must” kullanıyoruz.
Adım 3: Açık kapıyı görünce, “Evde birisi olmalı.” diye düşünmek mantıklıdır. Bu güçlü çıkarımı “Someone must be at home.” cümlesiyle ifade ederiz.
Umarım açıklamalarım faydalı olmuştur. Gördüğünüz gibi her senaryoda bize bir ipucu kelimesi veriliyor ve biz de o ipucuna göre doğru yardımcı fiili seçiyoruz. Aferin çocuklar, harika iş çıkardınız!