6. Sınıf İngilizce Ders Kitabı Cevapları Meb Yayınları Ders Kitapı Sayfa 116
Merhaba sevgili öğrencim!
Harika bir çalışma sayfasıyla karşı karşıyayız. İngilizce’deki neden-sonuç, zıtlık ve gelecek zaman gibi önemli konuları pekiştirmek için çok güzel sorular var. Hadi gel, bu soruları birlikte adım adım, kolayca anlayacağın bir şekilde çözelim. Ben senin İngilizce öğretmenin olarak yanındayım!
Soru 7: Read the sentences carefully and write under the sentences “cause, effect and contrast”.
(Cümleleri dikkatlice oku ve cümlelerin altına “cause, effect and contrast” (neden, sonuç ve zıtlık) yaz.)
Çözüm:
Bu soruda bizden cümlelerdeki anlam ilişkisini bulmamız isteniyor. Yani bir olay diğerinin nedeni mi, sonucu mu, yoksa ikisi arasında bir zıtlık mı var, onu anlayacağız.
- Cause (Neden): Bir olayın niçin olduğunu anlatan kısımdır.
- Effect (Sonuç): Nedenin ortaya çıkardığı durumdur.
- Contrast (Zıtlık): İki durum arasında beklenmedik bir farklılık veya karşıtlık olmasıdır.
Şimdi cümlelere bakalım:
-
a. We have moved downtown, so it takes an hour to arrive home.
(Şehir merkezine taşındık, bu yüzden eve varmak bir saat sürüyor.)
Adım 1: “Şehir merkezine taşınmamız” bir nedendir (cause).
Adım 2: Bu taşınmanın sonucu (effect) nedir? Eve varmanın bir saat sürmesi.
Sonuç: Cause, Effect
-
b. As I try to decrease my duties, I can manage my time better.
(Görevlerimi azaltmaya çalıştıkça, zamanımı daha iyi yönetebiliyorum.)
Adım 1: “Görevlerimi azaltmaya çalışmam” bir nedendir (cause).
Adım 2: Bunun sonucu (effect) ise “zamanımı daha iyi yönetebilmem”dir.
Sonuç: Cause, Effect
-
c. When she has already completed her project, she is still working hard.
(Projesini çoktan bitirmiş olmasına rağmen, hala sıkı çalışıyor.)
Adım 1: Normalde projesi biten birinin dinlenmesini bekleriz, değil mi? Ama o hala çalışıyor.
Adım 2: Bu iki durum arasında bir beklenmezlik, bir zıtlık (contrast) var.
Sonuç: Contrast
-
d. As I eliminate unhealthy food from my diet, I can lose weight and feel more dynamic.
(Diyetimden sağlıksız yiyecekleri çıkardıkça, kilo verebiliyorum ve daha dinamik hissediyorum.)
Adım 1: “Sağlıksız yiyecekleri diyetimden çıkarmam” bir nedendir (cause).
Adım 2: Bunun sonucu (effect) “kilo vermem ve daha dinamik hissetmem”dir.
Sonuç: Cause, Effect
-
e. Jack is going to study science at university while Tom is going to prefer medicine next year.
(Jack üniversitede fen bilimleri okuyacakken, Tom gelecek yıl tıp tercih edecek.)
Adım 1: Burada Jack’in ve Tom’un farklı seçimleri karşılaştırılıyor.
Adım 2: İki farklı kişinin farklı planları arasında bir karşılaştırma, bir zıtlık (contrast) kurulmuş.
Sonuç: Contrast
Soru 8: Add one more sentence for cause and effect and one for contrast. Then, share them in the classroom.
(Bir tane neden-sonuç ve bir tane de zıtlık için birer cümle daha ekle. Sonra bunları sınıfta paylaş.)
Çözüm:
Bu soruda senden kendi cümlelerini kurmanı istiyor. Ben sana örnek olması için birer tane yazıyorum, sen de bunlardan ilham alarak kendininkileri kurabilirsin!
-
a. (Cause and Effect): It started to rain, so we cancelled the picnic.
(Yağmur yağmaya başladı, bu yüzden pikniği iptal ettik.)
-
b. (Contrast): Although he is very rich, he is not happy.
(Çok zengin olmasına rağmen, mutlu değil.)
Soru 10: Listen to the dialogue and fill in the blanks.
(Diyaloğu dinle ve boşlukları doldur.)
Çözüm:
Sevgili öğrencim, bu bir dinleme etkinliği olduğu için ses kaydını dinleyemiyorum. Ancak kitaptaki diğer sorulardan ve genel İngilizce kalıplarından yola çıkarak boşluklara gelebilecek en mantıklı kelimeleri tahmin edebiliriz. Bu tahminler büyük ihtimalle doğru çıkacaktır.
-
a. “Are you around on Saturday?”
(Cumartesi günü buralarda mısın/müsait misin?)
-
b. “Do you fancy a cup of coffee in a cafe?”
(Bir kafede bir fincan kahve içmek ister misin?)
-
c. “I can’t go out this weekend, I’m visiting!”
(Bu hafta sonu dışarı çıkamam, ziyarete gidiyorum!)
-
d. “I’m going to visit my grandparents on Saturday morning.”
(Cumartesi sabahı büyükannem ve büyükbabamı ziyaret edeceğim.)
-
e. “Her cookies are yummy!”
(Onun kurabiyeleri çok lezzetli!)
-
f. “I will call you as soon as it’s clear.”
(Durum netleşir netleşmez seni arayacağım.)
Soru 11: Listen to the dialogue again and tick (v) the phrases related to the dialogue.
(Diyaloğu tekrar dinle ve diyalogla ilgili olan ifadeleri işaretle.)
Çözüm:
Yine bir önceki sorudaki gibi, dinleme yapamasak da tahmin ettiğimiz diyalog metnine göre en uygun olanları işaretleyelim.
-
[v] to fancy a cup of coffee in a cafe (Bir kafede kahve içmek istemek) – Evet, diyalogda böyle bir teklif vardı.
-
[ ] to boost her confidence (Onun özgüvenini artırmak) – Konuyla ilgisi yok gibi duruyor.
-
[v] to visit grandparents (Büyükanne ve büyükbabayı ziyaret etmek) – Evet, diyaloğun ana konusu buydu.
-
[ ] to live in a farmhouse nearby (Yakınlarda bir çiftlik evinde yaşamak) – Ziyaretten bahsediliyor, yaşamaktan değil.
-
[ ] to decrease eating sugar (Şeker yemeyi azaltmak) – Kurabiyelerden bahsedilse de konu bu değil.
-
[ ] to see and feed farm animals (Çiftlik hayvanlarını görmek ve beslemek) – Bu mümkün olabilir ama diyaloğun ana fikri değil.
Soru 12: Look at the sentences below and fill in the blanks.
(Aşağıdaki cümlelere bak ve boşlukları doldur.)
Çözüm:
Bu alıştırma, gelecek zamanı anlatan “will” ve “be going to” arasındaki farkı anlamamız için harika bir fırsat! Unutma:
- “be going to”: Önceden planlanmış, kararı verilmiş eylemler veya bir kanıta dayalı tahminler için kullanılır. (Örn: Look at the clouds! It is going to rain. – Bulutlara bak! Yağmur yağacak.)
- “will”: Konuşma anında verilen anlık kararlar, sözler, umutlar veya kişisel görüşe dayalı tahminler için kullanılır. (Örn: The phone is ringing. I will get it. – Telefon çalıyor. Ben bakarım.)
Şimdi boşlukları bu kurallara göre dolduralım:
-
a. Where shall we go after school today?
(Bugün okuldan sonra nereye gidelim?) – Bu bir teklif cümlesi olduğu için “shall” kullanmak çok yaygındır.
-
b. Look at the clouds! It is going to rain.
(Bulutlara bak! Yağmur yağacak.) – Gökyüzündeki bulutlar bir kanıt, bu yüzden “is going to” kullanırız.
-
c. I think we will finish the project after lunch.
(Bence projeyi öğle yemeğinden sonra bitiririz.) – “I think” (bence) ifadesi kişisel bir görüş belirttiği için genellikle “will” ile kullanılır.
-
d. She is going to eliminate the risk of this method before the meeting.
(Toplantıdan önce bu yöntemin riskini ortadan kaldıracak.) – Bu önceden düşünülmüş bir plan gibi duruyor.
-
e. I hope Mr Smith will boost profits of the company.
(Umarım Bay Smith şirketin kârını artırır.) – “I hope” (umarım) gibi umut bildiren ifadelerle “will” kullanılır.
-
f. We are going to fly to Istanbul at 2 p.m. tomorrow.
(Yarın saat 14.00’te İstanbul’a uçacağız.) – Uçuş saati belli, bu kesin bir plan. Bu yüzden “are going to” kullanmalıyız.
Umarım tüm açıklamalar anlaşılır olmuştur. Anlamadığın bir yer olursa çekinmeden tekrar sorabilirsin. Harika iş çıkardın