7. Sınıf Sosyal Bilgiler Ders Kitabı Cevapları Yıldırım Yayınları Sayfa 224
Merhaba sevgili öğrencilerim! Sosyal bilgiler dersimiz için hazırladığım bu harika soruları hep birlikte adım adım çözeceğiz. Hazırsanız başlayalım!
Soru: 1876’da ilan edilen I. Meşrutiyet, Türk demokrasi tarihinin dönüm noktalarından biriydi. I. Meşrutiyet’le birlikte padişahın yanında halkın seçtiği temsilciler de yönetimde söz sahibi oldu. İlk anayasa Kanun-i Esasi yürürlüğe girdi. Kanun-i Esasi ile üyeleri Osmanlı tebaası tarafından seçilen Meclis-i Mebusan (Görsel 6.8) ve üyeleri padişah tarafından atanan Ayan Meclisi kuruldu. İki Meclisin kabul ettiği kanunların padişahın onayından sonra yürürlüğe girmesi kararlaştırıldı. Kanun-i Esasi’ye göre padişah, Meclisi feshetme yetkisine sahipti. Osmanlı-Rus Savaşı’nı gerekçe gösteren II. Abdülhamid, 1878’de Meclisi tatil etti ve Kanun-i Esasi’yi askıya aldı.
Çözüm:
Bu metin bize I. Meşrutiyet dönemini anlatıyor. Sevgili arkadaşlar, Meşrutiyet demek, halkın yönetime katılması demek. 1876’da ilan edilen bu ilk Meşrutiyet ile padişah tek başına değil, halkın seçtiği temsilcilerle birlikte yönetmeye başlıyor. Hatta bunun için bir anayasa, yani Kanun-i Esasi yapılmış.
Bu anayasaya göre iki tane meclis kuruluyor:
- Meclis-i Mebusan: Bu meclisin üyeleri halk tarafından seçiliyor. Yani bizim vekillerimiz gibi düşünebilirsiniz.
- Ayan Meclisi: Bu meclisin üyeleri ise padişah tarafından atanıyor.
Yapılan kanunların geçerli olabilmesi için bu iki meclisin de kabul etmesi ve en önemlisi padişahın onaylaması gerekiyormuş. Ama dikkat edin, padişahın da bir gücü var: Meclisi feshetme, yani kapatma yetkisi. İşte bu dönemde, Osmanlı-Rus Savaşı bahane edilerek padişah II. Abdülhamid, meclisi kapatıp anayasayı askıya alıyor.
Soru: 1908’de II. Meşrutiyet ilan edildi ve Kanun-i Esasi tekrar yürürlüğe girdi. Seçimler yapıldı ve milletvekilleri Meclis-i Mebusan’da görev yapmaya başladı (Görsel 6.9). Seçimin ardından Bakanlar Kurulu oluşturuldu.
Çözüm:
Şimdi de 1908 yılına geliyoruz. Bu yılda II. Meşrutiyet ilan ediliyor. Hatırlarsanız ilkinde anayasa askıya alınmıştı, şimdi ise anayasa tekrar yürürlüğe giriyor. Bu ne demek? Yönetimde yine halkın söz sahibi olacağı, seçimlerin yapılacağı anlamına geliyor.
Bu sefer de seçimler yapılmış ve halkın seçtiği milletvekilleri Meclis-i Mebusan’da toplanmışlar. Hatta bu meclis için “Görsel 6.9” diye bir fotoğraf da verilmiş, bu fotoğraf Meclis-i Mebusan’ın açılışını gösteriyor.
Ve en güzel gelişmelerden biri de şu: Seçimlerden sonra artık Bakanlar Kurulu da oluşturulmaya başlanmış. Bu da yönetimin daha da kurumsallaştığını gösteriyor.
Soru: Türk tarihinde demokrasi anlayışı nasıl bir gelişim göstermiştir? Açıklayınız.
Çözüm:
Bu soru, yukarıda okuduğumuz metinleri ve görselleri analiz ederek demokrasi anlayışımızın nasıl değiştiğini anlamamızı istiyor.
Adım 1: İlk olarak, I. Meşrutiyet dönemine bakıyoruz. Burada padişahın yanında halkın seçtiği temsilciler (Meclis-i Mebusan) yönetime katılıyor. Ancak padişahın meclisi feshetme ve anayasayı askıya alma gibi güçlü yetkileri var. Bu, demokrasinin tam anlamıyla oturmadığını, padişahın hala çok etkili olduğunu gösteriyor.
Adım 2: Ardından II. Meşrutiyet dönemine geliyoruz. Burada anayasa tekrar yürürlüğe giriyor, seçimler yapılıyor ve milletvekilleri mecliste görev alıyor. Ayrıca Bakanlar Kurulu’nun oluşturulması da yönetimin daha düzenli hale geldiğini gösteriyor. Bu dönem, demokrasi anlayışımızın daha da geliştiğini, halkın yönetime katılımının arttığını gösteriyor.
Sonuç: Kısacası, Türk tarihinde demokrasi anlayışı, ilk başta padişahın yetkilerinin sınırlı olduğu ama hala güçlü olduğu bir dönemden (I. Meşrutiyet), halkın temsilcilerinin daha aktif rol aldığı ve yönetimin daha kurumsal hale geldiği bir döneme (II. Meşrutiyet) doğru bir gelişim göstermiştir. Bu gelişim, halkın yönetimdeki söz hakkının artması yönündedir.
Umarım bu açıklamalarım soruları daha iyi anlamanıza yardımcı olmuştur. Başka sorularda görüşmek üzere!