7. Sınıf Sosyal Bilgiler Ders Kitabı Cevapları Yıldırım Yayınları Sayfa 42
Merhaba sevgili öğrencilerim! Sosyal Bilgiler dersimizin eğlenceli dünyasına hoş geldiniz. Bugün Nasreddin Hoca fıkraları üzerinden hem eğlenecek hem de önemli kavramları öğreneceğiz. Hazırsanız ilk sorumuzla başlayalım!
6. Aşağıdaki Nasreddin Hoca fıkralarının hangisinde empati kavramı ile ilgili bir mesaj verilmiştir?
Bu soruda bizden, verilen Nasreddin Hoca fıkralarından hangisinin “empati” kavramını en iyi şekilde anlattığını bulmamız isteniyor. Empati neydi çocuklar? Empati, bir başkasının duygu ve düşüncelerini anlamak, onun yerine kendini koyabilmek demekti. Şimdi şıklarımıza tek tek bakalım ve hangisinin empatiyi anlattığını bulalım:
A)
Nasreddin Hoca bir gün pazara gitmek üzere eşeğiyle yola çıkmış. Yolda giderken eşek birden hızlanmış. Bir süre sonra Nasreddin Hoca dengesini kaybetmiş ve eşeğinden düşmüş. Onu düşerken gören çocuklar,
- — Nasreddin Hoca eşekten düştü, diye alaya almışlar. Nasreddin Hoca, hiçbir şey olmamış gibi:
- — Önemi yok çocuklar, demiş. Düşmesem de zaten inecektim.
Bu fıkrada çocuklar Nasreddin Hoca’nın düştüğünü görüyorlar ama onun yerine kendilerini koyup üzülmek yerine onunla dalga geçiyorlar. Nasreddin Hoca ise durumu tiye alıyor. Burada bir empati örneği göremiyoruz.
B)
Nasreddin Hoca bir gün evin damından aşağı düşmüş. Acı içinde kıvranmaya başlamış. Onu gören komşuları Hoca’nın yanına gelmişler. Hoca acı içinde kıvranırken komşuları “Hocam nasıl düştün?”, “Hocam neden dikkat etmedin?” diye sorular sormaya başlamışlar. Hoca komşularına “Siz hiç damdan düştünüz mü?” diye sormuş. Komşuları hep bir ağızdan “Hayır.” demişler. Bunun üzerine Hoca,
- — Siz gidin. Bana damdan düşen birini getirin, demiş.
Bu fıkrada da komşular Hoca’nın düştüğünü görüyorlar ama onun acısını anlamaya çalışmıyorlar, hatta onu sorguluyorlar. Nasreddin Hoca da onlara “Siz hiç damdan düştünüz mü?” diye sorarak, onların kendi başlarına gelmediği için durumun ciddiyetini anlayamayacaklarını ima ediyor ve empati eksikliğini vurguluyor.
C)
Nasreddin Hoca’yı yemeğe davet etmişler. Hoca davete günlük kıyafetiyle katılmış. Katılmış ama ne hoş geldin ne sefa getirdin diyen var. Hoca evine gitmiş, kürkünü giyip yemeğe geri dönmüş. Bu sefer Hoca’yı başköşeye oturtmuşlar. Hoca “Ye kürküm ye, ye kürküm ye!” demeye başlamış. “İlahi Hoca!” demişler, “Kürkün yemek yediğini kim görmüş?” Hoca taşı gediğine koymakta gecikmemiş:
- — Kürküzken kimse ilgilenmedi. İtibarı kürk gördü, yemeği de o yesin.
Bu fıkra, insanların dış görünüşe önem verdiğini ve bir kişiye değer verirken onun kıyafetine göre davrandıklarını anlatıyor. Bu da empatiyle doğrudan ilgili bir durum değil.
D)
Nasreddin Hoca bir konuda nasihat verebilmek için göl kenarına yoğurt mayasıyla gitmiş. Eline kaşığı almış ve başlamış mayayı göle dökmeye. Hoca’yı görenler “Hoca, sen ne yapıyorsun?” demişler hayretle. Hoca bir göle bakmış, bir şaşkınlıkla kendisini izleyenlere ve gülerek “Göl yoğurt mayası çalıyorum.” demiş. Birisi Hoca’nın yanına yaklaşıp “Olur mu Hocam, göl yoğurt mayası tutar mı hiç?” deyince Nasreddin Hoca cevaplamış: “Ya tutarsa?”
Nasreddin Hoca Fıkraları, s. 29, 55, 104, 107 (Kısaltılmıştır.)
Bu fıkrada çocuklar ve bir kişi Nasreddin Hoca’nın göle yoğurt döktüğünü görüp şaşırıyorlar ve ona “Hoca, sen ne yapıyorsun?” diye soruyorlar. Nasreddin Hoca ise “Ya tutarsa?” diyerek aslında onlara bir ders vermek istiyor. Bu ders, insanların bir olaya hemen tepki göstermeden önce neden yapıldığını, amacını anlamaya çalışmaları gerektiğini anlatıyor. Kendilerini Nasreddin Hoca’nın yerine koyup, onun neden böyle bir şey yaptığını düşünmeleri gerektiğini ima ediyor. İşte bu, empati ile yakından ilgili bir durumdur. Bir başkasının davranışını anlamaya çalışmak, empati kurmaktır.
Sonuç: D şıkkı.
Şimdi gelelim ikinci sorumuza:
7. Aşağıdakilerden hangisi kitle iletişim özgürlüğü kapsamında değildir?
Çocuklar, kitle iletişim özgürlüğü dediğimizde aklımıza ne gelmeli? Kitle iletişim araçları (gazete, televizyon, internet gibi) aracılığıyla düşüncelerimizi, bilgilerimizi geniş kitlelere duyurabilme hakkımızdan bahsediyoruz. Peki, bu özgürlüğün bazı sınırları var mıdır? Elbette vardır. Şimdi şıklara bakalım ve hangisinin bu özgürlüğün dışına çıktığını bulalım:
A) Kişisel verilerin izinsiz açıklanması
Bu ne demek çocuklar? Yani benim özel bilgilerimin, benim iznim olmadan başkalarıyla paylaşılması. Bu, benim kişisel haklarımı ihlal eder ve kitle iletişim özgürlüğü kapsamında değerlendirilemez. Benim özelim, benim iznim olmadan kimseyle paylaşılamaz.
B) Tanınmış kişilerin eleştirilmesi
Tanınmış kişiler, yani ünlü kişiler, politikacılar, sanatçılar gibi kişiler, kamuoyunu ilgilendiren işler yaptıkları için onların yaptıkları hakkında eleştiri yapılabilir. Bu, kitle iletişim özgürlüğünün bir parçasıdır.
C) Medyada farklı düşüncelere yer verilmesi
Farklı düşüncelerin medyada yer bulması, toplumun çeşitli bakış açılarını öğrenmesini sağlar. Bu da kitle iletişim özgürlüğünün önemli bir yönüdür.
D) Gerçek haberlerin yayımlanması
Gerçek ve doğru bilgilerin, haberlerin insanlara ulaştırılması, kitle iletişim araçlarının temel görevlerinden biridir ve bu da kitle iletişim özgürlüğü kapsamındadır.
Sonuç: A şıkkı.
Umarım bu açıklamalarım anlaşılır olmuştur sevgili öğrencilerim. Bir sonraki dersimizde görüşmek üzere! Hepinize sağlıklı ve başarılı günler dilerim.