7. Sınıf Sosyal Bilgiler Ders Kitabı Cevapları Yıldırım Yayınları Sayfa 98
Harika bir çalışma! Sevgili öğrencilerim, gelin şimdi bu görseldeki metinleri ve soruları hep birlikte inceleyelim. Unutmayın, tarih sadece geçmişteki olayları bilmek değil, aynı zamanda o dönemdeki insanların nasıl yaşadığını, ne düşündüğünü kaynaklardan yola çıkarak anlamaktır. Tıpkı bir dedektif gibi ipuçlarını birleştireceğiz!
Soru 1: Minyatürden ve John Covel’in yazdıklarından hareketle dönemin İstanbul’unun eğlence hayatı hakkında hangi bilgilere ulaşılabilir?
Bu soruyu cevaplamak için hem İngiliz din adamı John Covel’in anılarına hem de Nakkaş Osman’ın o harika minyatürüne bakmamız gerekiyor. İki kaynağı birleştirdiğimizde bakın ne gibi sonuçlar çıkıyor:
Çözüm:
Dönemin İstanbul’unda halkın ve saray çevresinin ilgisini çeken, oldukça hareketli ve çeşitli bir eğlence hayatı olduğunu anlıyoruz. Özellikle cambazlık gösterileri ve fişek gösterileri gibi etkinlikler ön plana çıkıyor. Bu gösteriler, halkın topluca katıldığı önemli sosyal etkinliklerdendi.
Adım Adım Açıklama:
Adım 1: John Covel’in Yazılarını İnceleyelim
John Covel, günlüğünde İstanbul’daki eğlencelerden bahsederken şunları vurguluyor:
- Gece yarıları yapılan ve çok hoşuna giden “fişek gösterileri” varmış. Demek ki o dönemde de havai fişeklere benzer eğlenceler düzenleniyormuş.
- Cambazlar çok yetenekliymiş. Bir cambaz, kendini bir makara sistemiyle yukarı çekebiliyormuş.
- Bu gösterileri daha da ilginç hale getirmek için sırtlarına bir adam, bir eşek ve hatta bir deve bağlayarak bu zorlu hareketleri yapıyorlarmış. Bu da gösterilerin ne kadar iddialı ve halkın ilgisini çekecek şekilde tasarlandığını gösteriyor.
Adım 2: Minyatürü İnceleyelim
Şimdi de Nakkaş Osman’ın çizdiği minyatüre, yani resme bakalım. Resim, yazıyı doğrular nitelikte:
- Resmin merkezinde bir ip cambazı görüyoruz. Bu, Covel’in anlattığı cambazlık geleneğinin ne kadar önemli olduğunu bize görsel olarak kanıtlıyor.
- Aşağıda gösteriyi izleyen kalabalık bir halk kitlesi var. Herkes merakla ve ilgiyle cambazı izliyor. Bu da bu tür eğlencelerin halka açık olduğunu ve çok sevildiğini gösteriyor.
- Ayrıca resimde padişah veya önemli devlet adamları için ayrılmış özel bir izleme yeri de olabilir. Bu da bu tür eğlencelerin sadece halk tarafından değil, saray tarafından da izlendiğini ve desteklendiğini düşündürüyor.
Adım 3: Sonuca Ulaşalım
İki ipucunu birleştirdiğimizde, dönemin İstanbul’unda insanların bir araya gelip izlediği, tehlikeli ve bir o kadar da hayranlık uyandıran cambazlık gösterilerinin ve şenliklerin eğlence hayatının önemli bir parçası olduğu sonucuna kolayca varabiliriz.
Soru 2: Tournefort’un yazdıklarından hareketle dönemin İstanbul’unun sosyal hayatı hakkında hangi bilgilere ulaşılabilir?
Şimdi de Fransız bitki bilimci Tournefort’un gözlemlerine bakalım. O, bir yabancının gözüyle Osmanlı toplumunun sosyal yapısını, yani insanların birbiriyle olan ilişkilerini ve toplumsal değerlerini anlatmış.
Çözüm:
Tournefort’un yazdıklarına göre, dönemin İstanbul’unda yardımlaşma, dayanışma ve hayırseverlik duyguları oldukça gelişmişti. Toplumda zenginlerin fakirlere yardım ettiği, kimsenin zor durumda bırakılmadığı, güçlü bir sosyal adalet ve merhamet anlayışı hakimdi.
Adım Adım Açıklama:
Adım 1: Metindeki İpuçlarını Bulalım
Tournefort’un metnini dikkatlice okuduğumuzda Osmanlı toplumunun sosyal yapısıyla ilgili şu önemli bilgileri görüyoruz:
- Türkiye’de dilenci olmadığını, çünkü ihtiyaç sahiplerinin gereksinimlerinin karşılandığını söylüyor. Bu, toplumda güçlü bir sosyal destek sistemi olduğunu gösterir.
- Varlıklı insanlar, borcu yüzünden hapse düşenlerin borcunu ödeyip onları kurtarıyormuş. Bu, müthiş bir dayanışma örneğidir.
- Yangın gibi felaketlerde evini kaybeden ailelere yardım ediliyormuş. Hatta yardıma muhtaç ama istemekten çekinen yoksul insanlara bile incitmeden, gizlice yardım ulaştırılıyormuş.
- Vebalı hastalar bile komşuları tarafından yalnız bırakılmıyormuş.
- İnsanlar sadece kişisel yardımlar yapmakla kalmıyor, aynı zamanda toplumun faydalanması için hayır eserleri de yaptırıyorlarmış. Metinde geçen hastaneler, hanlar, hamamlar, köprüler, camiler ve çeşmeler bunun en güzel örnekleridir.
Adım 2: İpuçlarını Yorumlayalım
Tüm bu örnekler bize ne anlatıyor? İnsanların sadece kendilerini değil, çevrelerindeki kişileri ve bütün toplumu düşündüklerini gösteriyor. “Komşusu açken tok yatan bizden değildir” anlayışının o dönemde ne kadar canlı bir şekilde yaşandığını anlıyoruz. Zenginler, servetlerini toplumla paylaşarak hem sosyal barışı sağlıyor hem de hayır işleyerek manevi bir huzur buluyorlardı.
Adım 3: Sonuca Ulaşalım
Sonuç olarak, Tournefort’un gözlemleri, dönemin İstanbul’unda sosyal hayatın temelinde merhamet, yardımlaşma ve topluma hizmet etme gibi çok güçlü değerlerin yattığını bize açıkça göstermektedir.