7. Sınıf Sosyal Bilgiler Ders Kitabı Cevapları Yıldırım Yayınları Sayfa 18
Merhaba sevgili öğrencilerim! Sosyal bilgiler dersimizin bu bölümünde, Karagöz ve Hacivat’ın komik diyalogları üzerinden yanlış anlamaların nasıl ortaya çıktığını ve iletişimde nelere dikkat etmemiz gerektiğini öğreneceğiz. Hazırsanız başlayalım!
—
Yanlış anlama veya anlaşılmalar, bazen komik durumların ortaya çıkmasına sebep olabilmektedir. Karagöz ile Hacivat arasında geçen aşağıdaki konuşmayı okuyunuz.
Hacivat: Günaydın Karagöz’üm. Bu sabah nasılsın, iyi misin?
Karagöz: İyiyim Hacı Cavcav. Sen nasılsın?
Hacivat: Ben de iyiyim. Evde aşure pişirdim. Ço- cukla bir tas gönder, sana aşure vereyim.
Karagöz: Sen ne diyorsun Hacivat? Hiç taşla aşure verilir mi?
Hacivat: Taş değil Karagöz’üm. Tas diyorum, tas!
Karagöz: Allah iyiliğini versin e mi Hacı Cavcav! Ben aşure istiyorum, taş değil. Taş sende kalsın.
Hacivat: Öyle olsun Karagöz. Sen bana hiçbir şey gönderme. Ben sana aşure getiririm.
Karagöz: Hah, şöyle! Bak, sen de benim dediği- me geldin.
Bu kitap için yazılmıştır.
? İletişimde yanlış anlamanın veya anlaşılmanın önlenmesi için nelere dikkat edilmelidir?
İletişimde çeşitli sebeplerle çatışma yaşanabilmektedir. Çatışmalar şiddet, kötü söz veya suçlayıcı ifadeler içerebilmekte, iletişimi olumsuz etkilemektedir. Çatışmanın çözüm yolu uzlaşmadır. Kişiler birbirlerini suçlamak, şikâyet etmek yerine yapıcı bir tutum ve davranış sergilerlerse iletişim daha olumlu ilerler. Selin ile Ercan arasında geçen aşağıdaki konuşmayı okuyunuz.
Selin: Dün küçük kardeşim Arda’yla yine tartıştık. Sürekli odama girip özel eşyalarımı karıştırı- yor. Onunla defalarca konuştum. Yaptığının yanlış olduğunu söyledim ama bir türlü bu davranı- şından vazgeçmiyor.
Ercan: Konuşarak hiçbir şeyi çözemezsin. Anne veya babana şikâyet et. Bak, bir daha odana izinsiz girebiliyor mu?
Selin: Kardeşimle sorunlarımızı kendi aramızda çözelim istiyorum. Ayrıca birini şikâyet etmenin doğru bir davranış olduğunu düşünmüyorum.
Ercan: O zaman onu cezalandır. Bu konularda hep yanlış davranıyorsun zaten. Yoksa korku- yor musun?
Selin: Hayır, korkmuyorum. Kardeşimle etkin bir iletişim kurup sorunumuzu çözmek istiyorum.
Selin’le Ercan’ın tutum ve davranışlarını iletişim becerileri bakımından yorumlayınız. Siz Selin’in yerinde olsaydınız kardeşinizle sorununuzu nasıl çözdünüz? Ercan’ın önerilerine nasıl karşılık verirdiniz? Cevaplarınızı söyleyiniz.
—
Sevgili öğrencilerim, şimdi bu metinleri ve soruları birlikte inceleyelim.
—
Soru 1: Karagöz ve Hacivat arasındaki yanlış anlaşılmanın sebebi nedir?
Çözüm:
Adım 1: Diyalogu dikkatlice okuyalım.
Adım 2: Hacivat’ın ne dediğini ve Karagöz’ün ne anladığını belirleyelim.
Hacivat, “Çocukla bir tas gönder…” diyerek aslında bir kap yemek göndermesini istemişti. Ancak Karagöz bunu “taş” olarak anladı.
Adım 3: Bu yanlış anlamanın nedenini düşünelim.
Burada Hacivat’ın söylediği “tas” kelimesi ile Karagöz’ün duyduğu “taş” kelimesi birbirine benziyor. Bu ses benzerliği nedeniyle Karagöz yanlış anlamıştır.
Sonuç: Yanlış anlaşılmanın sebebi, Karagöz’ün Hacivat’ın söylediği “tas” kelimesini “taş” olarak duyması ve bu şekilde anlamasıdır. Yani kelimelerin ses benzerliğinden kaynaklanan bir durum söz konusudur.
—
Soru 2: İletişimde yanlış anlamanın veya anlaşılmanın önlenmesi için nelere dikkat edilmelidir?
Çözüm:
Bu sorunun cevabını metnin içinde bulacağız. Metinde bize bununla ilgili ipuçları veriliyor.
Adım 1: Metnin ilgili bölümünü bulalım.
Metnin şu kısmına dikkat edelim: “İletişimde çeşitli sebeplerle çatışma yaşanabilmektedir. Çatışmalar şiddet, kötü söz veya suçlayıcı ifadeler içerebilmekte, iletişimi olumsuz etkilemektedir. Çatışmanın çözüm yolu uzlaşmadır. Kişiler birbirlerini suçlamak, şikâyet etmek yerine yapıcı bir tutum ve davranış sergilerlerse iletişim daha olumlu ilerler.”
Adım 2: Bu bölümden çıkarımlar yapalım.
- Yanlış anlamayı önlemek için öncelikle birbirimizi dikkatle dinlemeliyiz.
- Söylenenleri tam olarak anlamadığımızda soru sormalıyız.
- Tartışma veya çatışma durumlarında kişileri suçlamak yerine, sorunlarımızı sakin ve yapıcı bir dille anlatmalıyız.
- Şikayet etmek yerine, sorunlarımızı çözmek için ortak bir yol bulmaya çalışmalıyız.
- Kibar ve saygılı bir dil kullanmalıyız, kötü sözlerden kaçınmalıyız.
Sonuç: İletişimde yanlış anlamaları önlemek için; dikkatli dinlemek, anlamadığımız yerleri sormak, yapıcı ve saygılı bir dil kullanmak, suçlayıcı ifadelerden kaçınmak ve uzlaşmacı bir tutum sergilemek gerekmektedir.
—
Soru 3: Selin’le Ercan’ın tutum ve davranışlarını iletişim becerileri bakımından yorumlayınız. Siz Selin’in yerinde olsaydınız kardeşinizle sorununuzu nasıl çözdünüz? Ercan’ın önerilerine nasıl karşılık verirdiniz? Cevaplarınızı söyleyiniz.
Çözüm:
Bu soru, sizin kendi düşüncelerinizi ve iletişim becerilerinizi ortaya koymanızı istiyor. Ama yine de metinden yola çıkarak yorumlar yapabiliriz.
Selin’in Tutumu ve Davranışları:
- Selin, kardeşiyle sorunlarını kendi aralarında çözmek istiyor. Bu, olumlu bir iletişim becerisidir. Sorunları başkalarına taşıma- mak, kendi başımıza çözmeye çalışmak önemlidir.
- Selin, kardeşinin yaptığı şeyin yanlış olduğunu anlatmaya çalışmış. Bu da bir çaba gösterdiğini gösterir.
- Ancak Selin, kardeşinin davranışını değiştiremediği için biraz çaresiz kalmış gibi görünüyor.
Ercan’ın Tutumu ve Davranışları:
- Ercan, Selin’e hemen şikayet etmesini veya cezalandırmasını öneriyor. Bu, sorun çözme konusunda yapıcı olmayan bir yaklaşımdır.
- Ercan, “Konuşarak hiçbir şeyi çözemezsin” diyerek Selin’in iletişim çabalarını küçümsüyor.
- Ercan’ın önerileri, iletişim yerine baskı ve cezayı ön plana çıkarıyor.
Siz Selin’in Yerinde Olsaydınız Kardeşinizle Sorununuzu Nasıl Çözerdiniz?
Bu kısım sizin yaratıcılığınıza kalmış ama birkaç öneri sunabilirim:
- Daha sakin bir zamanda konuşmak: Kardeşimle ikimiz de sakin olduğumuzda, ona odama girip eşyalarımı karıştırdığında nasıl hissettiğimi anlatırdım. “Senin eşyalarına baktığımda benim özel alanıma saygı duyulmadığını hissediyorum” gibi.
- Kurallar koymak: Birlikte odalarımızla ilgili bazı kurallar belirleyebilirdik. Örneğin, “Birbirimizin odasına girmeden önce izin istemek” gibi.
- Ortak bir alan oluşturmak: Belki de ikimizin de kullanabileceği ortak bir oyun alanı veya çalışma alanı oluşturarak, birbirimizin özel alanlarına daha az ihtiyaç duymasını sağlayabilirdik.
- Ödül sistemi kurmak: Eğer belirlenen kurallara uyarsa, onu küçük bir ödülle (örneğin sevdiği bir şeyi birlikte yapmak gibi) motive edebilirdim.
Ercan’ın Önerilerine Nasıl Karşılık Verirdiniz?
- Ercan’ın önerilerine karşı daha yapıcı bir şekilde karşılık verirdim.
- Örneğin şöyle diyebilirdim: “Ercan, anladım şikayet etmek bir çözüm gibi görünüyor ama ben kardeşimle aramızdaki sorunları iletişim yoluyla çözmek istiyorum. Belki de ona karşı daha anlayışlı olmam gerekiyor, sen ne dersin?”
- Ya da: “Cezalandırmak yerine, onun neden böyle davrandığını anlamaya çalışmak daha doğru olmaz mı? Belki de benimle vakit geçirmek istiyordur ama bunu yanlış bir yolla ifade ediyordur.”
Sonuç: Selin, sorunları kendi arasında çözmeye çalışmasıyla olumlu bir iletişim becerisi sergilerken, Ercan daha çok çatışma odaklı ve yapıcı olmayan önerilerde bulunmuştur. Kendi yerimizde olsaydık, Selin gibi sorunları iletişimle çözmeye çalışır, Ercan’ın önerilerine ise daha yapıcı ve uzlaşmacı bir yaklaşımla karşılık verirdik.