7. Sınıf Sosyal Bilgiler Ders Kitabı Cevapları Yıldırım Yayınları Sayfa 96
Merhaba sevgili öğrencilerim! Bugün görseldeki soruları birlikte çözeceğiz. Sosyal Bilgiler dersinde önemli konuları işlediğimiz bu bölümde, özellikle seyyahların gözünden geçmişi anlamaya çalışacağız. Hazırsanız başlayalım!
—
**Soru 1:**
Metinde geçen “seyyah” kelimesiyle kastedilen aşağıdakilerden hangisidir?
* a) Gezmek, tanımak, görmek, dinlenmek amacıyla geziye çıkan kimse
* b) Seyahatname yazan kişi
* c) Osmanlı Devleti’ni ziyaret eden elçi
* d) Yeni yerler keşfeden kaşif
**Çözüm:**
Bu soruyu cevaplamak için metnin ilk paragrafına dikkat etmeliyiz. Metin şöyle başlıyor: “
Seyyah, gezmek, tanımak, görmek, dinlenmek amacıyla geziye çıkan kimse; seyahatname ise seyyahın gezip gördüğü yerlerden edindiği bilgi ve izlenimlerini anlattığı eserdir.
”
Bu cümlenin ilk kısmında “seyyah” kelimesinin tanımı net bir şekilde verilmiş. Bu tanım, şıklardan hangisiyle örtüşüyor diye bakalım:
* a) Gezmek, tanımak, görmek, dinlenmek amacıyla geziye çıkan kimse – Bu tanım, metindeki tanıma birebir uyuyor.
* b) Seyahatname yazan kişi – Seyyahlar seyahatname yazabilir ama her seyyah yazmak zorunda değildir. Bu yüzden bu sadece bir olasılık.
* c) Osmanlı Devleti’ni ziyaret eden elçi – Elçiler de gezer ama seyyah demek sadece elçi demek değildir.
* d) Yeni yerler keşfeden kaşif – Kaşifler de gezer ama seyyahların amacı her zaman yeni yerler keşfetmek olmayabilir.
Dolayısıyla, metindeki tanıma en uygun şık a) Gezmek, tanımak, görmek, dinlenmek amacıyla geziye çıkan kimse‘dir.
**Sonuç:**
a) Gezmek, tanımak, görmek, dinlenmek amacıyla geziye çıkan kimse
—
**Soru 2:**
İbn-i Battuta’nın yazdıklarından hareketle dönemin sosyal ve kültürel hayatı hakkında hangi bilgilere ulaşılabilir?
**Çözüm:**
Bu soruyu cevaplamak için metinde İbn-i Battuta’nın seyahatnamesinden alıntı yapılan bölüme dikkat etmemiz gerekiyor. Bu bölüm bize o dönemin sosyal ve kültürel yaşamı hakkında ipuçları veriyor. Okuyalım metni:
“
İbn-i Battuta’nın yazdıklarından hareketle dönemin sosyal ve kültürel hayatı hakkında hangi bilgilere ulaşılabilir? Ben onunla (Orhan Bey) burada (Bursa) karşılaştım. Bana kese kese dirhem gönderdi. Sonra İznik şehrine yöneldik. Şehre varmadan gece Kürle (Gürle) kasabasında bir ahı (ahi) yiğidi dinin zaviyesinde geçirdik. Tekrar yola çıkı-larak iki tarafı tatlı ve ekşi nar ağaçlarıyla kaplı bir ırmak boyunca tam gün ilerledik. Nihayet her yanı kamışlarla örtülü bir göl kenarına (İznik) vardık. (…)
”
Bu paragraftan neler anlıyoruz?
* **Adım 1: Sosyal İlişkiler:** İbn-i Battuta’nın Orhan Bey ile görüştüğünü ve hediye aldığını öğreniyoruz. Bu, o dönemde önemli devlet adamlarıyla seyyahlar arasında iletişim olduğunu gösteriyor.
* **Adım 2: Yerleşim Yerleri ve Konaklama:** “İznik şehrine yöneldik”, “Kürle (Gürle) kasabasında bir ahı (ahi) yiğidi dinin zaviyesinde geçirdik” ifadeleri, şehirlerin ve kasabaların varlığını, ayrıca “zaviye” gibi misafirhanelerin bulunduğunu gösteriyor. Zaviyeler, o dönemde sosyal hayatın bir parçası olan misafirperverlik ve dini mekanlar olarak düşünülebilir.
* **Adım 3: Doğal Çevre ve Tarım:** “iki tarafı tatlı ve ekşi nar ağaçlarıyla kaplı bir ırmak” ve “her yanı kamışlarla örtülü bir göl kenarı” gibi ifadeler, o dönemin doğal güzellikleri ve tarım ürünleri (nar) hakkında bilgi veriyor.
* **Adım 4: Seyahat ve Ulaşım:** Seyyahın bir şehirden diğerine yolculuk yapması, bunun için günlerce yürümesi veya atla gitmesi seyahat ve ulaşım imkanları hakkında fikir veriyor.
Metnin devamında ise şu bilgiler yer alıyor:
“
Şimdi bomboş olan şehirde saray hizmetkarlarından birkaçı ve Beylûn (Nilüfer) Hatun (Osmanlı padişahı Orhan Bey’in eşi) oturuyor. Şehir ahalisine hükümranlık eden erdemli, iyi yürekli bir kadın…
”
Buradan da anladıklarımız:
* **Adım 5: Yönetim ve Aile Yapısı:** Orhan Bey’in eşi Beylûn Hatun’un şehirde yaşadığı ve şehir ahalisine hükmettiği bilgisi, Osmanlı’da kadınların da yönetimde veya etkili olabildiğini, aile yapısını ve saray hayatını gösteriyor.
* **Adım 6: Kadınların Rolü ve Toplum Değerleri:** “Erdemli, iyi yürekli bir kadın” gibi ifadeler, toplumda kadınlara verilen değeri ve aranan nitelikleri ortaya koyuyor.
* **Adım 7: Misafirperverlik:** “Bu şehirde Hacı Alaeddin Sultan Öyükû’nin evinde kaldık. O fazilet erbabının ve cömertlerin bahşidir. Ne zaman ziyaretine gelse-m mutlaka bir şeyler hazırlarlar, sunardı bana. Beni Beylûn Hatun’a götürdü. Bu kadın bize ikramda bulundu, iyi davrandı, yardım etti.” Bu ifadeler, o dönemde misafirperverliğin ne kadar önemli olduğunu, insanların birbirlerine yardım ettiğini ve cömertliklerinin ön planda olduğunu gösteriyor.
Bu bilgileri bir araya getirdiğimizde, İbn-i Battuta’nın seyahatnamesinden dönemin sosyal hayatının canlı olduğunu, insanların birbirleriyle iyi ilişkiler kurduğunu, misafirperverliğin yaygın olduğunu, önemli devlet adamları ve aileleriyle etkileşimde bulunulduğunu, kadınların toplumdaki yerinin olduğunu ve doğal çevrenin de seyahatlerin bir parçası olduğunu anlıyoruz.
**Sonuç:**
İbn-i Battuta’nın yazdıklarından dönemin sosyal ve kültürel hayatı hakkında şu bilgilere ulaşılabilir:
* Devlet adamları ve halk arasındaki ilişkiler.
* Şehirlerin ve kasabaların varlığı, seyahatler sırasında konaklama imkanları (zaviyeler gibi).
* Doğal güzellikler, tarım ürünleri ve coğrafi özellikler.
* Seyahat ve ulaşım yöntemleri.
* Saray hayatı, önemli şahsiyetler ve kadınların toplumdaki rolü.
* Misafirperverlik, cömertlik ve toplumsal yardımlaşma gibi değerler.
—
**Soru 3:**
İtalyan yazar Edmondo de Amicis’in İstanbul’u anlatmaya başlarken kullandığı dil ve ifadelerden yola çıkarak, bu anlatımın İstanbul’un hangi yönünü öne çıkardığı söylenebilir?
**Çözüm:**
Bu soruyu cevaplamak için Edmondo de Amicis’in İstanbul hakkındaki metnine bakmamız gerekiyor. Metin şöyle başlıyor:
“
İstanbul’u anlatmaya kim cüret edebilir? Haydi bakalım! Önümüzde, geniş bir nehir gibi Altın Boynuz (Haliç) görülüyor. İki yüksek sahilinin üzerinde uzanan tepeler, vadiler, körfezler ve sıra sıra kasabalar var. Kat kat yükselen yüzlerce bina ve bahçe; renk renk ev, cami, saray, hamam, köşk ve bunların arasından upuzun fildişi kuleler gibi semaya yükselen bir sürü parlak minare…
”
Şimdi bu ifadelerden neler çıkarabiliriz, adım adım inceleyelim:
* **Adım 1: Hayranlık ve İhtişam:** Yazar “İstanbul’u anlatmaya kim cüret edebilir?” diye başlayarak şehre karşı büyük bir hayranlık duyduğunu belli ediyor. Bu, anlatımının ne kadar etkileyici olacağını da ima ediyor.
* **Adım 2: Doğal Güzellikler ve Şehir Yapısı:** “Geniş bir nehir gibi Altın Boynuz (Haliç)”, “iki yüksek sahili”, “tepeler, vadiler, körfezler”, “sıra sıra kasabalar” gibi ifadeler, İstanbul’un hem doğal güzelliklerini hem de şehir planlamasının çeşitliliğini vurguluyor. Haliç’in nehre benzetilmesi, onun ne kadar görkemli olduğunu gösteriyor.
* **Adım 3: Mimari Çeşitlilik ve Yükseklik:** “Kat kat yükselen yüzlerce bina ve bahçe”, “renk renk ev, cami, saray, hamam, köşk” kelimeleri, şehrin zengin mimari yapısını ve farklı türde binaların varlığını anlatıyor.
* **Adım 4: Göğe Yükselen Minareler:** En dikkat çekici ifadelerden biri “bunların arasından upuzun fildişi kuleler gibi semaya yükselen bir sürü parlak minare…” olması. “Fildişi kuleler” benzetmesi, minarelerin hem uzunluğunu hem de zarafetini vurguluyor. “Semaya yükselen” ifadesi ise şehrin dikey yapısını ve manevi atmosferini ön plana çıkarıyor. “Parlak minareler” de şehrin estetiğine katkıda bulunuyor.
Metnin devamında da şunlar söyleniyor:
“
Köyleri ve iskeleleri çelenk çelenk saran selvi korulukları, tepelerden denize kadar karanlık çizgiler halinde iniyor. Her tarafa dağılmış, her taraftan fışkıran gür bir yeşillik tepeleri süslüyor. Çatılarından kıvrılıyor ve kıyılara doğru mey-lediyor. Sağda Galata, Galata’nın üstünde, Av-rupai konakların kuvvetli hatları belli olan Beyoğlu. Önde rengârenk kalabalıkların karşılaştığı ve iki sahili birleştiren Galata Köprüsü… Solda, her birinden kurşun kubbeli ve altın minareli dev gibi bir camiin yükseldiği kocaman tepelere yayılmış İstanbul: beyaz ve pembe Ayasofya.
”
Buradan da şunları anlıyoruz:
* **Adım 5: Yeşil Alanlar ve Manzara:** “Selvi korulukları”, “yeşillik tepeleri” gibi ifadeler, İstanbul’un yeşil dokusunu ve doğal güzelliklerini vurguluyor. Tepelerden denize inen “karanlık çizgiler” ise manzaranın derinliğini ve etkileyiciliğini anlatıyor.
* **Adım 6: Şehrin Bölümleri ve Yapıları:** “Galata”, “Beyoğlu”, “Galata Köprüsü” gibi isimler, şehrin farklı semtlerini ve önemli yapılarını belirtiyor. Galata Köprüsü’nün iki sahili birleştirmesi, şehrin birliğini ve ulaşımını simgeliyor.
* **Adım 7: Dini Yapılar ve Tarihi Dokusu:** Özellikle “Solda, her birinden kurşun kubbeli ve altın minareli dev gibi bir camiin yükseldiği kocaman tepelere yayılmış İstanbul: beyaz ve pembe Ayasofya” ifadesi çok önemli. Ayasofya’nın “dev gibi”, “kocaman tepelere yayılmış” olarak tarif edilmesi, onun büyüklüğünü, ihtişamını ve şehrin siluetindeki yerini vurguluyor. Kurşun kubbe ve altın minareler, dini yapıların mimari özelliklerini ve estetiğini öne çıkarıyor. “Beyaz ve pembe Ayasofya” ise renklere dikkat çekerek görsel bir betimleme sunuyor.
Tüm bu ifadelerden yola çıkarak, Edmondo de Amicis’in anlatımının İstanbul’un hem **doğal güzelliklerini**, hem **mimari zenginliğini** (binaların çeşitliliği, kat kat yükselen yapılar, minareler, camiler, köşkler) hem de **tarihi ve manevi atmosferini** (özellikle Ayasofya’nın görkemli tasviriyle) öne çıkardığını söyleyebiliriz. Ancak en baskın olarak dikkat çeken, şehrin görkemli mimarisi ve tarihi dokusu, özellikle de göğe yükselen minareler ve Ayasofya gibi büyük dini yapıların varlığıdır.
**Sonuç:**
Edmondo de Amicis’in anlatımı, İstanbul’un **görkemli mimari yapısını, tarihi dokusunu ve doğal güzelliklerini** öne çıkarmaktadır. Özellikle şehrin göğe yükselen minareleri, çeşitli yapıları (cami, saray, köşk) ve Ayasofya gibi büyük dini yapıların ihtişamı vurgulanmaktadır.
—
Umarım bu çözümler, soruları daha iyi anlamanıza yardımcı olmuştur. Başka sorunuz olursa çekinmeden sorun!