7. Sınıf Sosyal Bilgiler Ders Kitabı Cevapları Yıldırım Yayınları Sayfa 73
Merhaba sevgili öğrenciler! 7. Sınıf Sosyal Bilgiler dersimiz için gönderdiğiniz bu görseldeki soruları birlikte adım adım inceleyip çözeceğiz. Hazırsanız başlayalım!
Soru 1:
Metinde Fatih Sultan Mehmet’in devlet yönetimi anlayışına dair hangi çıkarımlar yapılabilir?
Çözüm:
Bu soruda metni dikkatlice okuyarak Fatih Sultan Mehmet’in nasıl bir devlet adamı olduğunu anlamaya çalışacağız. Metni okuduğumuzda şunları görüyoruz:
*
Fatih Sultan Mehmet, Ortodoks Sırplar ve Katolik Macarlar gibi farklı inançlara sahip topluluklarla karşı karşıya gelmiş.
*
Sırp Kralı Brankoviç, Osmanlı padişahı Fatih Sultan Mehmet’e bir heyet göndermiş ve iki hükümdardan da bir konuda müsaade istemiş. Bu müsaade talebi, Fatih’in farklı uluslarla diplomatik ilişkiler kurabildiğini gösteriyor.
*
Fatih Sultan Mehmet, Sırbistan’daki Ortodoks kiliselerinin yerine Katolik kiliseleri yaptıracağını söylemiş. Bu, onun dini konularda katı bir tutum izlemediğini, farklı dini yapıların varlığına izin verebildiğini gösteriyor.
*
En çarpıcı nokta ise Fatih’in cevabı: “Her caminin yanında bir Ortodoks kilisesi yapılmasına ve herkesin kendi dinine göre ibadet etmesine izin vereceğim.” Bu sözler, Fatih Sultan Mehmet’in **istimâlet politikası** izlediğini, yani fethedilen topraklardaki farklı din ve milletlere hoşgörüyle yaklaştığını, onların ibadet ve inanç özgürlüklerine saygı duyduğunu açıkça gösteriyor. Bu politika, Osmanlı Devleti’nin uzun yıllar boyunca farklı toplulukları bünyesinde barındırmasını sağlayan önemli etkenlerden biri olmuştur.
*
Son olarak, Fatih’in bu yaklaşımıyla Ortodoks Sırplar’ın Müslüman Türklerin yönetimine girmeyi kabul etmesi, onun bu politikalarının başarılı olduğunu da ortaya koyuyor.
Kısacası, Fatih Sultan Mehmet’in devlet yönetimi anlayışında:
- Diplomasiye önem verdiği
- Farklı din ve milletlere karşı hoşgörülü davrandığı
- İstimâlet politikası izlediği
- Fethedilen bölgelerdeki halkların inanç özgürlüklerine saygı gösterdiği
çıkarımlarını yapabiliriz.
Soru 2:
Sizce Fatih Sultan Mehmet’in cevabının Hristiyan cemaati üzerinde nasıl bir etkisi olmuş olabilir?
Çözüm:
Bu soru, Fatih Sultan Mehmet’in verdiği cevabın insanları nasıl etkileyebileceğini düşünmemizi istiyor. Gelin birlikte bu cevabın Hristiyan cemaati üzerindeki olası etkilerini sıralayalım:
Fatih Sultan Mehmet’in söylediği şu sözleri hatırlayalım: “Her caminin yanında bir Ortodoks kilisesi yapılmasına ve herkesin kendi dinine göre ibadet etmesine izin vereceğim.”
Bu sözlerin Hristiyan cemaati üzerinde şu etkileri olmuş olabilir:
- Güven ve Huzur: Daha önce baskı veya zorluk yaşamış olabilecek Hristiyanlar, bu güvenceyle kendilerini daha güvende hissetmişlerdir. Kendi dinlerini özgürce yaşayabileceklerini bilmek onlara huzur vermiştir.
- Devlete Bağlılık: İnanç özgürlüklerine saygı duyulan bir yönetimin altında yaşamak, insanları devlete daha çok bağlar. Bu durum, Hristiyan cemaatinin Osmanlı Devleti’ne bağlılığını artırmış olabilir.
- Hoşgörü Ortamı: Fatih’in bu yaklaşımı, Osmanlı topraklarında genel bir hoşgörü ortamının oluşmasına katkı sağlamıştır. Farklı dinlerden insanlar bir arada yaşarken birbirlerine karşı daha anlayışlı olmuşlardır.
- Misafirperverlik Algısı: Osmanlı Devleti’nin, özellikle İspanya’dan göç eden Yahudiler ve Hristiyanlar için bir sığınak olması da bu hoşgörü anlayışının bir göstergesidir. Bu durum, Osmanlı’nın misafirperver ve koruyucu bir devlet olduğu algısını güçlendirmiştir.
- Barış ve İstikrar: İnanç özgürlüğünün sağlanması, toplumsal huzursuzlukları azaltır ve barışın korunmasına yardımcı olur. Bu durum, devletin genel istikrarına da olumlu katkı sağlar.
Yani özetle, Fatih Sultan Mehmet’in bu cömert ve hoşgörülü cevabı, Hristiyan cemaati üzerinde güven, bağlılık, huzur ve barış gibi çok olumlu etkiler yaratmıştır. Bu da Osmanlı’nın neden farklı milletleri uzun yıllar boyunca bir arada tutabildiğinin bir kanıtıdır.
Soru 3:
Metinde bahsedilen istimâlet politikasının bir başka örneği olarak 1492 yılında İspanya’dan Osmanlı topraklarına sığınan Museviler gösterilmiştir. Bu olayın Osmanlı Devleti açısından önemi nedir?
Çözüm:
Bu soru, istimâlet politikasının farklı bir örneğini ve bunun Osmanlı Devleti için ne ifade ettiğini anlamamızı istiyor. Gelin bu olayı ve Osmanlı için önemini detaylıca inceleyelim.
Metin bize diyor ki:
- İspanya’daki Durum: 1492 yılında İspanya’daki son Müslüman devlet olan Ben-i Ahmer Devleti yıkılmış. Bu durum, İspanya’da yaşayan Müslümanlar ve Museviler için zor günler anlamına geliyormuş.
- Engizisyon ve Baskı: İspanya’nın diğer yerlerinde yaşayan Museviler, Engizisyon mahkemeleri tarafından ölüm cezasına çarptırılmışlar ya da başka zorluklarla karşılaşmışlar.
- Osmanlı’ya Sığınma: Bu baskıdan kaçan Museviler, Osmanlı Devleti’ne sığınmak istemişler.
- Osmanlı’nın Tepkisi: İspanya’daki bu durumun ardından, Osmanlı Padişahı II. Bayezid, ülkesinin birçok yerine görevliler göndermiş. Bu görevliler, kaçıp gelen Musevileri gemilerle (Osmanlı filosuyla) İstanbul, Selanik ve Edirne gibi şehirlere getirmiş.
Peki, bu olayın Osmanlı Devleti açısından önemi ne diye soracak olursanız, birkaç madde halinde açıklayabiliriz:
- İnsancıllık ve Hoşgörü: Bu olay, Osmanlı Devleti’nin istimâlet politikasının en güzel örneklerinden biridir. Baskı gören, zulme uğrayan bir topluluğa kapılarını açması, Osmanlı’nın ne kadar insancıl ve hoşgörülü bir devlet olduğunu gösterir.
- Nüfus ve Ekonomik Katkı: Osmanlı Devleti’ne sığınan Museviler, sadece dini özgürlüklerini değil, aynı zamanda ekonomik ve kültürel alanlarda da katkı sağladılar. Bu durum, Osmanlı Devleti’nin nüfusunu artırdı ve farklı meslek gruplarından gelen bu insanlar sayesinde ekonomisi de canlandı. Mesela, bazı kaynaklarda Musevilerin önemli tüccarlar, doktorlar ve zanaatkarlar olduğu belirtilir.
- Uluslararası Prestij: Başka bir devletten kaçan insanlara güvenli bir liman sağlamak, Osmanlı Devleti’nin uluslararası alandaki saygınlığını ve prestijini artırmıştır. Diğer devletler de Osmanlı’nın adaletli ve merhametli bir yönetim olduğunu görmüşlerdir.
- Devletin Güçlenmesi: Farklı kültür ve inançlardan gelen insanları bünyesine katan Osmanlı Devleti, bu çeşitlilik sayesinde daha da güçlenmiştir. Bu insanlar devlete sadakatle bağlanmış ve Osmanlı’nın yükselişine katkıda bulunmuşlardır.
Kısacası, 1492’de İspanya’dan gelen Musevilerin Osmanlı topraklarına kabul edilmesi, hem Osmanlı’nın insancıl ve hoşgörülü yapısını göstermiş hem de devletin nüfus, ekonomi ve uluslararası prestij açısından güçlenmesine katkı sağlamıştır. Bu, istimâlet politikasının ne kadar başarılı olduğunun harika bir örneğidir.