8. Sınıf İngilizce Ders Kitabı Cevapları Meb Yayınları Sayfa 50
Merhaba sevgili öğrencim,
Harika bir konuyla karşı karşıyayız: “On the Phone” yani Telefonda Konuşma. İngilizcede telefon görüşmeleri yaparken kullanılan kalıpları öğrenmek hem çok eğlenceli hem de çok faydalıdır. Şimdi gönderdiğin görseldeki etkinlikleri bir öğretmen gözüyle senin için adım adım analiz edip açıklayacağım. Haydi başlayalım!
Activity 1
Study the sentences in the boxes. Work in pairs. Add one more example in each box. (Kutulardaki cümleleri çalışın. İkili çalışın. Her kutuya bir örnek daha ekleyin.)
Bu etkinlikte bizden iki farklı kutudaki telefon konuşma ifadelerini incelememiz ve her birine kendimizden birer örnek eklememiz isteniyor. Bu ifadeler, telefon konuşmalarını daha akıcı ve doğru yapmamızı sağlar.
Kutu 1: Following Phone Conversations (Telefon Görüşmelerini Yürütme)
Bu kutudaki ifadeler, bir telefon görüşmesini başlatmak, birini telefona istemek, bekletmek, hattın kötü olduğunu söylemek gibi genel durumlar için kullanılır.
Adım 1: Kutudaki Cümleleri Anlayalım
- Hello! This is Ebru calling, is Clara in? – Merhaba! Ben Ebru, Clara orada mı? (Evde mi/Müsait mi?)
- May I speak to İlkay? Is İlkay there? – İlkay ile konuşabilir miyim? İlkay orada mı?
- Hang on a minute; I’ll get him/her. – Bir dakika bekle; onu (eril/dişil) çağırıyorum.
- Can you hold on a moment, please? – Bir saniye bekler misin, lütfen?
- I’m afraid he is not available at the moment. He has gone out. Would you like to leave a message? – Korkarım şu an müsait değil. Dışarı çıktı. Mesaj bırakmak ister misin?
- Don’t hang up the phone, please. I’ll put you through to the headmaster. – Telefonu kapatma, lütfen. Sizi müdüre bağlayacağım.
- It’s a bad line. Could you speak louder, please? – Hat kötü. Daha yüksek sesle konuşabilir misin, lütfen?
Adım 2: Yeni Bir Örnek Ekleyelim
Bu listeye, yine telefon görüşmesinde sıkça kullanabileceğimiz bir ifade ekleyelim. Mesela arayan kişinin kim olduğunu sormak için bir cümle kurabiliriz.
Örneğimiz: Who is calling, please? (Kim arıyor, lütfen?)
Kutu 2: Stating Decisions Taken at the Time of Speaking (Konuşma Anında Alınan Kararları Belirtme)
Buradaki ifadeler ise, daha önceden planlanmamış, konuşma sırasında aniden karar verilen durumları anlatmak için kullanılır. Bu yüzden genellikle “will” (kısaltması ‘ll) yardımcı fiili ile kurulurlar.
Adım 1: Kutudaki Cümleleri Anlayalım
- I’ll talk to you soon. – Seninle yakında konuşacağım. (Konuşuruz.)
- I’ll see you at the café tomorrow, then. – Öyleyse yarın kafede görüşürüz.
- We’ll meet next Saturday, then. – O zaman gelecek Cumartesi buluşuruz.
- I’m sorry to hear that. We’ll meet up later, then. – Bunu duyduğuma üzüldüm. O halde daha sonra buluşuruz.
- I’ll get back to you in an hour. – Sana bir saat içinde geri döneceğim.
- [The phone rings] I will take that. – [Telefon çalar] Ben bakarım. (O an karar veriyor.)
Adım 2: Yeni Bir Örnek Ekleyelim
Yine o anda karar verdiğimiz bir durum düşünelim. Mesela arkadaşın sana “Kapı çalıyor” dedi. Sen de “Tamam, ben bakarım” dersin. İşte bu, anlık bir karardır.
Örneğimiz: OK, I’ll call you back in five minutes. (Tamam, seni beş dakika içinde geri arayacağım.)
Activity 2
Work in pairs. Read the phone conversation and then find different situations. Act out your own phone conversation as in the sample. (İkili çalışın. Telefon konuşmasını okuyun ve ardından farklı durumlar bulun. Örnekteki gibi kendi telefon konuşmanızı canlandırın.)
Bu etkinlikte ise bize verilen örnek bir diyalog var. Bu diyaloğu inceleyip içindeki durumu (mesela hattın kötü olması gibi) anlamamız ve sonra buna benzer kendi diyaloglarımızı oluşturmamız isteniyor.
Adım 1: Örnek Diyaloğu İnceleyelim
Arayan Kişi: Hi, Gökçe. What’s up? (Merhaba Gökçe. Ne haber?)
Gökçe: I’m fine, thanks. (İyiyim, teşekkürler.)
Arayan Kişi: Will we meet at the cinema at 3.15 p.m. today? (Bugün saat 3.15’te sinemada buluşacak mıyız?)
Gökçe: I’m sorry, I can’t hear you well. It’s a bad line. Could you repeat that please? (Üzgünüm, seni iyi duyamıyorum. Hat kötü. Tekrar eder misin lütfen?)
Arayan Kişi: Will we meet at the cinema at 3.15 p.m. today? (Bugün saat 3.15’te sinemada buluşacak mıyız?)
Gökçe: Sure. I’ll be there on time. (Elbette. Zamanında orada olacağım.)
Arayan Kişi: OK. Take care. Bye. (Tamam. Kendine iyi bak. Hoşça kal.)
Adım 2: Diyalogdaki Durumu Anlayalım
Bu konuşmadaki temel “durum” nedir? Gökçe, arayan kişiyi telefon hattının kötü (a bad line) olması sebebiyle duyamıyor. Bu yüzden karşı taraftan söylediği şeyi tekrar etmesini (Could you repeat that please?) istiyor. Bu, telefon konuşmalarında çok sık karşılaşılan bir durumdur.
Adım 3: Farklı Durumlar Düşünelim ve Kendi Diyaloğumuzu Oluşturalım
Şimdi sıra sende! Bu diyalogdaki gibi kendi konuşmanı oluşturabilirsin. Sadece “hat kötü” olmak zorunda değil. İşte sana birkaç fikir:
- Aradığın kişi meşgul olabilir ve telefona bakamayabilir.
- Arkadaşını bir partiye davet edebilirsin ama o gelemeyeceğini söyleyebilir.
- Buluşma yerini veya saatini değiştirmeyi teklif edebilirsin.
Mesela şöyle bir diyalog kurabilirsin:
Sen: Hi Ali. It’s me, Ayşe. Are you free on Saturday? (Merhaba Ali. Ben Ayşe. Cumartesi müsait misin?)
Ali: Hi Ayşe. I’m afraid I’m not. I have to visit my grandparents. (Merhaba Ayşe. Korkarım değilim. Büyükannemleri ziyaret etmem gerekiyor.)
Sen: Oh, OK. What about Sunday? (Anladım. Peki ya Pazar?)
Ali: Sunday is great! (Pazar harika!)
Sen: OK, then. We’ll meet on Sunday. See you! (Tamam o zaman. Pazar buluşuruz. Görüşürüz!)
Umarım bu açıklamalar konuyu daha iyi anlamana yardımcı olmuştur. Unutma, bu ifadeleri ne kadar çok tekrar edersen o kadar kolay aklında kalır. Başarılar dilerim