7. Sınıf Fen Bilimleri Ders Kitabı Cevapları Ferman Yayınları Sayfa 186
Merhaba sevgili öğrencilerim,
Ben 7. Sınıf Fen Bilimleri öğretmeniniz. Bugün birlikte “Bitki ve Hayvanlarda Üreme, Büyüme ve Gelişme” ünitesine hazırlık yapacağız. Gönderdiğiniz görseldeki “Konuya Hazırlık” sorularını sizin için adım adım, tane tane açıklayacağım. Hazırsanız başlayalım!
1. Eşeyli üreme hem hayvanlarda hem bitkilerde görülür mü? Örnek veriniz.
Harika bir soru! Bu sorunun cevabı kocaman bir EVET. Eşeyli üreme, hem bitkiler aleminde hem de hayvanlar aleminde oldukça yaygın bir üreme şeklidir. Gelin birlikte inceleyelim.
Öncelikle eşeyli üremenin ne olduğunu bir hatırlayalım. Eşeyli üreme, genellikle iki farklı ata canlının (anne ve baba gibi) üreme hücrelerinin birleşmesiyle yeni bir canlının oluşmasıdır. Bu sayede oluşan yeni canlı, hem annesinden hem de babasından genetik özellikler alır ve bu da çeşitliliği artırır.
Şimdi örneklere bakalım:
- Bitkilerde Eşeyli Üreme: Çiçekli bitkilerin büyük bir çoğunluğu eşeyli ürer. Mesela bir elma ağacını düşünelim. Arılar, bir elma çiçeğindeki polenleri (erkek üreme hücreleri) başka bir elma çiçeğinin tepeciğine taşır. Burada döllenme olur ve tohum oluşur. İşte o tohum toprağa düştüğünde yeni bir elma ağacı filizlenir. Güller, laleler, çam ağaçları da eşeyli üremeye güzel örneklerdir.
- Hayvanlarda Eşeyli Üreme: Bu bize daha tanıdık gelebilir. Kediler, köpekler, kuşlar, balıklar ve tabii ki biz insanlar eşeyli üreriz. Erkek canlının ürettiği sperm ile dişi canlının ürettiği yumurta hücresi birleşir ve döllenme gerçekleşir. Bu döllenmiş yumurta (zigot) gelişerek yeni bir yavruyu meydana getirir.
Gördüğünüz gibi, canlı türü farklı olsa da temel mantık aynı: iki üreme hücresinin birleşmesiyle yeni ve farklı özelliklere sahip bir yavru oluşturmak.
2. Bitki ve hayvanlarda büyüme ve gelişme olayları aynı tür değişim midir? Açıklayınız.
Bu da çok güzel bir düşünce sorusu! Büyüme ve gelişme kelimelerini sık sık birlikte kullansak da aslında tam olarak aynı anlama gelmiyorlar. Birbirini tamamlayan iki farklı süreçtirler. Hadi farklarını anlayalım.
Büyüme: Canlının boyunun uzaması, kilosunun artması gibi sayısal olarak ölçülebilen artışlardır. Yani canlının hacminin ve kütlesinin artmasıdır. Bu, hücrelerin bölünerek sayısını artırmasıyla olur.
Gelişme: Canlının sahip olduğu yapıların zamanla olgunlaşması, yeni özellikler ve yetenekler kazanmasıdır. Bu niteliksel bir değişimdir.
Şimdi bitki ve hayvan üzerinden örnek verelim ki tam otursun:
- Bir kedi yavrusunu düşünelim:
- Yavrunun zamanla kilo alması, boyunun uzaması büyümedir.
- Gözlerinin açılması, yürümeyi öğrenmesi, kendi kendine avlanmaya başlaması ve en sonunda üreyebilecek olgunluğa erişmesi ise gelişmedir.
- Bir tohumu düşünelim:
- Tohumdan çıkan filizin toprağın üstüne çıkıp uzaması, köklerinin derinleşmesi, gövdesinin kalınlaşması büyümedir.
- Bu filizin zamanla yapraklar çıkarması, sonra çiçek açması, meyve vermesi ve o meyvenin içinde yeni tohumlar oluşturması ise gelişmedir.
Sonuç olarak; büyüme daha çok “boyut” ile ilgiliyken, gelişme daha çok “yetenek ve olgunluk” ile ilgilidir. İkisi birlikte gerçekleşerek canlının yaşam döngüsünü tamamlamasını sağlar.
3. Evinizde bitki ya da hayvan yetiştirdiyseniz bunların büyümeleri sırasında dikkatinizi nelerin çektiğini açıklayınız.
Bu sorunun cevabı herkeste farklı olabilir, çünkü herkesin tecrübesi kendine özeldir. Ben de bir öğretmeniniz olarak size kendi tecrübemden bir örnek vereyim, belki size de ilham olur.
Geçen sene sınıfımızda bir fasulye deneyi yapmıştık, hatırlarsınız. Pamukların arasına koyduğumuz o küçücük fasulye tanesinin gelişimini izlemek benim çok dikkatimi çekmişti. İşte fark ettiğim bazı şeyler:
- Sabır Gerektirmesi: İlk birkaç gün hiçbir şey olmamış gibiydi. Ama sonra bir sabah bir baktık ki fasulye şişmiş ve içinden minicik bir kök çıkmaya başlamış. Canlılığın başlaması için doğru zamanı beklemesi çok ilginçti.
- Işığa Olan Sevgi: Filiz biraz uzayınca, yapraklarının hep pencereye doğru döndüğünü fark ettim. Sanki güneşe “günaydın” der gibiydi. Bitkinin yaşamak için ışığa ne kadar çok ihtiyaç duyduğunu kendi gözlerimle görmüş oldum. Saksıyı çevirdiğimde, birkaç gün içinde yine pencereye doğru eğiliyordu!
- Su Hayattır: Bir keresinde hafta sonu sulamayı unutmuşuz. Pazartesi geldiğimizde o dimdik duran filizin yaprakları pörsümüş, boynunu bükmüştü. Hemen su verdik ve birkaç saat içinde yeniden canlanıp kendine geldi. Suyun bir canlı için ne kadar önemli olduğunu o gün bir kez daha anladım.
- Değişimin Hızı: Kök çıktıktan sonra gövdenin uzaması ve ilk yaprakların çıkması çok hızlı oldu. Her gün okula geldiğimizde ne kadar büyüdüğünü merakla kontrol ediyorduk.
Eğer siz de bir kedi, köpek, kuş beslediyseniz veya saksıda bir çiçek yetiştirdiyseniz, eminim sizin de buna benzer ilginç gözlemleriniz olmuştur. Düşünsenize, bir civcivin yumurtadan çıkıp tüylenmesi, sonra yavaş yavaş kendi kendine yem yemeye başlaması ne kadar mucizevi bir süreç, değil mi?