7. Sınıf Fen Bilimleri Ders Kitabı Cevapları Ferman Yayınları Sayfa 55
Merhaba sevgili öğrencilerim,
Ben sizin Fen Bilimleri öğretmeninizim. Bu etkinlikteki değerlendirme sorularını birlikte adım adım, keyifli bir şekilde çözelim ve hücrelerin o gizemli dünyasına bir yolculuk yapalım. Unutmayın, bilim merak etmekle ve soru sormakla başlar! İşte gönderdiğin görseldeki soruların çözümleri:
1. Soru: Kuru soğanın zarında nasıl hücreler gözlemlediniz?
Sevgili arkadaşlar, kuru soğanın o incecik zarını mikroskop altına koyduğumuzda gördüğümüz manzara adeta bir duvar ustasının özenle dizdiği tuğlalar gibidir.
- Adım 1: Şekilleri Nasıldı? Gördüğümüz hücreler genellikle köşeli bir yapıya sahiptir. Bunun sebebi, bitki hücrelerinde bulunan ve hücreye dayanıklılık ve şekil veren hücre duvarıdır. Bu duvar sayesinde hücreler, birbiri üzerine muntazam bir şekilde sıralanmıştır.
- Adım 2: İçinde Neler Gördük? Dikkatlice baktığımızda her bir “tuğlanın” yani hücrenin içinde daha koyu renkli, küçük bir nokta görürüz. İşte o, hücrenin yönetim merkezi olan çekirdektir. Çekirdeğin etrafını dolduran yarı akışkan sıvı ise sitoplazmadır.
- Adım 3: Yeşil Renk Var mıydı? Hayır! Çünkü soğan toprağın altında büyür ve güneş ışığı almaz. Bu yüzden fotosentez yapmaz. Fotosentez yapmadığı için de hücrelerinde yeşil rengi veren kloroplast organeli bulunmaz.
2. Soru: Göl, havuz, dere gibi ortamlardan aldığınız suyun içinde nasıl hücreler gördünüz?
Bir damla suyun içinde kocaman bir evren olduğunu görmek ne kadar heyecan verici değil mi? Göl veya havuzdan aldığımız o su damlasında birbirinden çok farklı, hareketli, tek hücreli canlılar gördük.
- Adım 1: Şekilleri Nasıldı? Soğan hücresinin aksine, bu canlıların birçoğunun belirgin bir şekli yoktu. Örneğin terliksi hayvan (paramesyum) terliğe benzerken, amip sürekli şekil değiştiriyordu. Öglena ise mekik şeklindeydi. Şekillerinin köşeli olmamasının sebebi, onlarda hücre duvarının bulunmamasıdır. Onlarda sadece esnek olan hücre zarı vardır.
- Adım 2: Hareket Ediyorlar mıydı? Evet! Mikroskopta baktığımızda kimisi kamçısıyla (öglena gibi), kimisi silleriyle (terliksi hayvan gibi) hızla hareket ediyordu. Bu hareketlilik onların canlı olduğunun en güzel kanıtıydı.
3. Soru: Kültür mantarının sapından aldığınız kesitte nasıl hücreler gördünüz?
Mantarlar çok ilginç canlılardır, ne bitkidirler ne de hayvan. Kendilerine özgü bir alemleri vardır. Mikroskopta incelediğimizde gördüğümüz hücreler de bu durumu kanıtlar nitelikteydi.
- Adım 1: Şekil ve Yapı: Mantar hücrelerinin de bitki hücreleri gibi bir hücre duvarı vardır. Bu yüzden genellikle belirli bir şekilleri vardır, ancak soğan zarı kadar düzenli dizilmemiş olabilirler. Daha çok ince uzun iplikçikler (hif) şeklinde bir araya gelmiş hücreler görürüz.
- Adım 2: Ortak ve Farklı Yönler: Bitki hücresine benzer şekilde hücre duvarı, çekirdeği ve sitoplazması vardı. Ama tıpkı soğan hücresi gibi, mantar hücrelerinde de kloroplast bulunmaz. Çünkü mantarlar da fotosentez yapmaz, besinlerini dışarıdan hazır olarak alırlar.
4. Soru: Çimlenen tohumların büyüyen kısımlarından aldığınız kesitlerde neler gördünüz? Bunların içinde birbirinden çok farklı hücreler var mı?
Çimlenen bir tohum, hayatın başlangıcının minicik bir örneğidir! Büyüyen kısımlarından aldığımız örneklerde gördüğümüz hücreler, taze ve canlı bitki hücreleriydi.
- Adım 1: Gözlem: Bu hücreler de soğan hücresi gibi köşeliydi çünkü onlarda da hücre duvarı vardı. Ancak önemli bir fark vardı: Eğer tohumun yeşeren, ışık gören bir kısmından örnek aldıysak, hücrelerin içinde minik yeşil noktacıklar, yani kloroplastları gördük. Bu, bitkinin artık kendi besinini üretmeye başladığını gösterir.
- Adım 2: Farklılık: Aynı kesit içinde bile hücreler biraz farklılaşmış olabilir. Örneğin köke yakın kısımlardaki hücrelerde kloroplast olmazken, yaprağa dönüşecek kısımlardaki hücreler kloroplast bakımından zengindir. Hücreler görevlerine göre farklılaşabilir.
5. Soru: Gördüğünüz tüm yapılarda canlı hücreler olduğunu söyleyebilir misiniz? Açıklayınız.
Bu çok güzel bir gözlem sorusu! Soğan, mantar ve çimlenen tohumda gördüğümüz yapılar kesinlikle canlı hücrelerdi. Çünkü hepsinin çekirdeği, sitoplazması ve hücre zarı gibi temel kısımları vardı.
Ancak, özellikle göl suyundan aldığımız örnekte, hücre olmayan cansız parçacıklar da görmüş olabiliriz. Örneğin; bir toz tanesi, küçük bir kum parçası… Bunları canlı hücrelerden ayıran en önemli özellik, iç yapılarının olmamasıdır. Yani bir çekirdek, sitoplazma gibi düzenli yapıları yoktur ve hareket gibi canlılık faaliyetleri göstermezler.
6. Soru: Farklı canlıları ya da canlı parçalarını incelediniz. Gözlemlerinize göre bu canlıların hepsinin hücre ya da hücrelerden oluştuğunu söyleyebilir misiniz?
Kesinlikle evet! Bu deney, biyolojinin en temel kurallarından birini, yani Hücre Teorisi‘ni kendi gözlerimizle görmemizi sağladı. Bu teori der ki: “Bütün canlılar bir veya daha fazla hücreden oluşur.”
İncelediğimiz çok hücreli soğan da, tek hücreli amip de, mantar da temel yapı taşı olarak hücrelerden oluşuyordu. Bu da bize canlılığın ortak temelinin hücre olduğunu gösterir.
7. Soru: İncelediğiniz hücrelerin bazı kısımlarının tüm hücrelerde ortak olduğunu söyleyebilir misiniz? Bu karara varmanızda dayanağınızın ne olduğunu açıklayınız.
Evet, söyleyebiliriz. Gözlemlerimiz sonucunda, incelediğimiz tüm hücrelerde (hem bitki, hem mantar, hem de göl suyundaki tek hücrelilerde) bazı temel kısımların ortak olduğunu fark ettik.
Bu ortak kısımlar şunlardır:
- Hücre Zarı: Hücreyi çevreleyen ve madde alışverişini kontrol eden yapı.
- Sitoplazma: Hücrenin içini dolduran ve yaşamsal olayların gerçekleştiği sıvı kısım.
- Çekirdek (veya kalıtım materyali): Hücreyi yöneten merkez.
Dayanağımız, mikroskop altında bu üç temel yapıyı incelediğimiz tüm farklı hücre tiplerinde görmüş olmamızdır.
8. Soru: Mikroskopta incelediğiniz hücrelerde varlığını bildiğiniz hâlde göremediğiniz bir yapı oldu mu? Bunu nasıl açıklarsınız?
Evet, oldu! Derslerimizde öğrendiğimiz ama okuldaki ışık mikroskobuyla göremediğimiz birçok küçük yapı, yani organel var.
- Adım 1: Neleri Göremedik? Örneğin, hücrenin enerji santrali olan mitokondriyi, protein üreten minik fabrikalar olan ribozomları, madde taşımacılığında görevli endoplazmik retikulumu veya paketleme yapan golgi cisimciğini göremedik.
- Adım 2: Neden Göremedik? Bunun sebebi, kullandığımız ışık mikroskoplarının büyütme gücünün bu çok küçük organelleri gösterecek kadar yeterli olmamasıdır. Bu yapıları görebilmek için binlerce kat daha fazla büyütme yapabilen ve elektron mikroskobu adı verilen çok daha gelişmiş mikroskoplar gerekir.
9. Soru: Mikroskopta incelediğiniz hücrelerle görsellerde verilen hücreler arasında ne gibi farklar var? Bu durumu nasıl açıklayabilirsiniz?
Bu da çok dikkatli bir gözlem gerektiren bir soru. Ders kitaplarımızdaki veya internetteki hücre çizimleri ile mikroskopta gördüğümüz gerçek hücreler arasında bazı önemli farklar vardır.
- Renk: Kitaplardaki çizimler, organelleri daha iyi anlamamız için genellikle rengarenktir. Oysa gerçek hücreler (kloroplast taşıyanlar hariç) genellikle şeffaf ve renksizdir. Mikroskopta daha iyi görebilmek için onları metilen mavisi gibi özel boyalarla boyarız.
- Detay: Çizimler, bir hücredeki tüm organelleri aynı anda gösteren idealize edilmiş haritalar gibidir. Gerçek bir hücreye mikroskopla bakarken ise tüm organelleri bu kadar net ve bir arada göremeyiz.
- Üç Boyutluluk: Çizimler iki boyutludur (düzlem üzerindedir). Oysa hücreler üç boyutlu yapılardır. Mikroskopta netlik ayarı yaptığımız mikrovidayı çevirerek aslında hücrenin farklı derinliklerini görmeye çalışırız.
Kısacası, görseller eğitici birer modeldir, anlamamızı kolaylaştırır. Mikroskoptaki görüntü ise gerçeğin ta kendisidir.
Umarım bu açıklamalar hücrelerin dünyasını daha iyi anlamanıza yardımcı olmuştur. Aklınıza takılan başka bir şey olursa çekinmeden sorun lütfen! Başarılar dilerim.