7. Sınıf Fen Bilimleri Ders Kitabı Cevapları Ferman Yayınları Sayfa 190
Merhaba sevgili öğrencilerim! Bugünkü fen bilimleri dersimizde kitabımızdaki çok önemli bir tartışma konusunu ele alacağız. Bu tür sorular, sadece bilgiyi ezberlemek yerine konuyu ne kadar anladığımızı ve üzerine ne kadar düşünebildiğimizi gösterir. Hadi gelin, bu ilginç soruları birlikte cevaplayalım.
Soru Metni:
Böcek, kuş gibi canlılar tozlaşmayı nasıl sağlar? Bu olay olmasaydı doğada ne gibi bir değişim olurdu? Bir bilim insanının “Arılar yok olursa insanlar da yok olma tehlikesiyle karşılaşır.” iddiasının bu olayla bir ilişkisi olabilir mi? Hayvanlara saygı ve sevgi bağlamında arkadaşlarınızla tartışınız.
Çözüm ve Açıklama:
Bu tartışma metnindeki soruları adım adım inceleyerek doğanın bu harika işleyişini daha iyi anlayalım.
Adım 1: Böcek, kuş gibi canlılar tozlaşmayı nasıl sağlar?
Sevgili çocuklar, bitkilerin üreyebilmesi için erkek üreme hücresi olan polenlerin, dişi organın tepeciğine ulaşması gerekir. İşte bu taşıma işine tozlaşma diyoruz. Böcekler ve kuşlar bu işin en çalışkan işçileridir!
Düşünün ki bir arı, rengiyle ve kokusuyla onu cezbeden bir çiçeğe konuyor. Çiçeğin tatlı özü olan nektarını içmek için çiçeğin derinliklerine ulaşıyor. Bu sırada, çiçeğin erkek organındaki polenler, yani çiçek tozları, arının tüylü vücuduna yapışıyor. Aynı arı, başka bir çiçeğe konduğunda, vücuduna yapışan bu polenleri o çiçeğin dişi organının tepeciğine bırakmış oluyor. İşte bu harika olay sayesinde tozlaşma gerçekleşmiş olur! Kuşlar ve kelebekler gibi diğer canlılar için de durum çok benzerdir.
Adım 2: Bu olay (tozlaşma) olmasaydı doğada ne gibi bir değişim olurdu?
Eğer arılar, kuşlar ve rüzgâr gibi yardımcılar olmasaydı, polenler bir çiçekten diğerine taşınamazdı. Bu durum, doğada bir felaket zincirini başlatırdı. Peki ne olurdu?
- Döllenme Olmazdı: Tozlaşma olmadan çiçekler döllenemezdi.
- Meyve ve Tohum Oluşmazdı: Döllenme olmayınca bitkiler tohum ve meyve üretemezdi. Yani yediğimiz elma, armut, çilek, kiraz, domates, salatalık gibi yüzlerce besin soframızda olmazdı.
- Bitkiler Çoğalamazdı: Tohumlar olmadığı için bitkilerin nesli devam edemez, yeni bitkiler yetişmezdi. Ormanlar ve çayırlar zamanla yok olurdu.
- Besin Zinciri Kırılırdı: Bitkilerle beslenen otçul hayvanlar aç kalırdı. Onlar yok olunca, onlarla beslenen etçil hayvanlar da yok olurdu. Kısacası, doğanın tüm dengesi altüst olurdu.
Adım 3: “Arılar yok olursa insanlar da yok olma tehlikesiyle karşılaşır.” iddiasının bu olayla bir ilişkisi olabilir mi?
Kesinlikle evet! Bu iddia, bir önceki adımda anlattığımız felaket zincirinin en son ve en önemli halkasıdır. Ünlü bilim insanı Albert Einstein’a ait olduğu söylenen bu söz, doğadaki bu muhteşem dengeyi çok güzel özetliyor.
Şöyle düşünelim: Yediğimiz gıdaların, meyve ve sebzelerin çok büyük bir kısmı arıların yaptığı tozlaşma sayesinde yetişiyor. Eğer arılar bir gün tamamen yok olursa, bu bitkiler ürün veremez. Tarım durma noktasına gelir ve dünyada çok büyük bir kıtlık başlar. Bu da insanlığın geleceği için çok büyük bir tehlike demektir. Yani o minicik arıların kanat çırpışı, aslında soframızdaki yemeğin ve hayatımızın devamlılığının sesidir.
Adım 4: Hayvanlara saygı ve sevgi bağlamında tartışma.
Tüm bu adımlardan sonra anlıyoruz ki, doğadaki her canlının bir görevi var ve hepsi birbiriyle inanılmaz bir uyum içinde çalışıyor. Küçücük bir arının bile doğadaki rolü ne kadar büyük, değil mi? İşte bu yüzden doğadaki canlılara saygı duymak, onların yaşam alanlarını korumak sadece bir hayvan sevgisi meselesi değil, aynı zamanda kendi geleceğimizi de korumaktır. Bu konuyu arkadaşlarınızla konuşurken, doğadaki bu muhteşem dengeyi ve her canlının ne kadar değerli olduğunu aklınızdan çıkarmayın.