6. Sınıf İngilizce Ders Kitabı Cevapları Özgün Yayınları Sayfa 42
Merhaba sevgili öğrencilerim! Ben İngilizce öğretmeniniz. Gelin, kitabımızdaki bu sayfayı birlikte inceleyelim ve alıştırmaları adım adım, kolayca anlayacağınız bir şekilde çözelim.
A. Look at the pictures below. Are there similar places in your neighborhood? Tell them to your classmates.
Bu alıştırmada bizden önce resimlere bakıp altlarındaki İngilizce kelimelerin ne anlama geldiğini öğrenmemiz isteniyor. Sonra da bu yerlerden hangilerinin kendi yaşadığımız çevrede, mahallemizde olduğunu arkadaşlarımıza söyleyeceğiz. Haydi kelimeleri öğrenmekle başlayalım!
Adım 1: Kelimeleri ve Anlamlarını Öğrenelim
Görseldeki kelimeler ve Türkçe anlamları şunlar:
- kiosk: Gazete, dergi, su gibi küçük şeyler satan kulübe şeklindeki küçük dükkan, yani büfe.
- park: İçinde oyun alanları, banklar ve yeşillik olan, dinlenip eğlendiğimiz yer, yani park.
- restaurant: Yemek yiyebileceğimiz yer, yani restoran veya lokanta.
- skyscraper: Çok çok yüksek katlı bina, yani gökdelen.
- cinema: Film izlemeye gittiğimiz yer, yani sinema.
- stadium: Büyük spor müsabakalarının, özellikle futbol maçlarının yapıldığı yer, yani stadyum.
- street: Arabaların ve insanların kullandığı yol, yani cadde veya sokak.
- bookstore: Kitap satın aldığımız dükkan, yani kitapçı.
- school: Eğitim gördüğümüz yer, yani okul.
Adım 2: Cümle Kurma Alıştırması Yapalım
Alıştırma bizden, bu yerlerin kendi mahallemizde olup olmadığını söylememizi istiyor. Örnek cümleye bakalım:
There is a kiosk on the corner of Selvi Street.
(Anlamı: Selvi Sokağı’nın köşesinde bir büfe var.)
Bu cümlede kullanılan “There is…” kalıbı, bir şeyin var olduğunu belirtmek için kullanılır ve “… var.” anlamına gelir. Eğer var olan şey birden fazlaysa “There are…” kullanırız.
Şimdi siz de kendi yaşadığınız yere göre benzer cümleler kurabilirsiniz. İşte birkaç örnek:
- Mahallenizde bir park varsa şöyle diyebilirsiniz: There is a park in my neighborhood. (Mahallemde bir park var.)
- Eğer okulunuza yakın bir kitapçı varsa: There is a bookstore near my school. (Okulumun yakınında bir kitapçı var.)
- Eğer sokağınızda birden fazla restoran varsa: There are restaurants on my street. (Sokağımda restoranlar var.)
- Eğer yaşadığınız yerde bir stadyum yoksa, olumsuz cümle kurarız: There isn’t a stadium in my town. (Kasabamda stadyum yok.)
Bu şekilde siz de kendi çevrenize bakarak cümleler kurup arkadaşlarınızla paylaşabilirsiniz.
B. Work in pairs. Answer the questions about yourselves.
Bu bölümde ise ikili olarak çalışıp kendimizle ilgili soruları cevaplamamız isteniyor. Sorular oldukça kişisel, yani herkesin cevabı farklı olabilir. Önemli olan doğru cümle yapısını kullanmak.
1. Do you live in a city or a small town?
Çözüm:
Adım 1: Soruyu Anlayalım
Bu soru, “Bir şehirde mi yoksa küçük bir kasabada mı yaşıyorsun?” anlamına geliyor.
- City: İstanbul, Ankara, Bursa gibi büyük şehirler.
- Small town: Daha küçük yerler, ilçeler veya kasabalar.
Adım 2: Cevabımızı Oluşturalım
Yaşadığınız yere göre bu iki cevaptan birini seçebilirsiniz:
- Eğer büyük bir şehirde yaşıyorsanız: I live in a city. (Bir şehirde yaşıyorum.)
- Eğer daha küçük bir yerde yaşıyorsanız: I live in a small town. (Küçük bir kasabada yaşıyorum.)
2. What do you like/dislike about your environment?
Çözüm:
Adım 1: Soruyu Anlayalım
Bu soru, “Çevrenle ilgili neleri seviyorsun veya sevmiyorsun?” demektir.
- Like: sevmek, hoşlanmak
- Dislike: sevmemek, hoşlanmamak
- Environment: yaşadığımız çevre
Adım 2: Cevabımızı Oluşturalım
Cevap verirken “I like…” (Seviyorum…) veya “I dislike…” (Sevmiyorum…) kalıplarını kullanabiliriz. Yukarıda öğrendiğimiz kelimelerden de yardım alabiliriz.
İşte sevdiklerimiz için birkaç örnek cümle:
- I like the parks in my city. (Şehrimdeki parkları seviyorum.)
- I like the big cinema near my house. (Evimin yakınındaki büyük sinemayı seviyorum.)
- I like my school. (Okulumu seviyorum.)
Sevmediğimiz şeyler için de birkaç örnek cümle:
- I dislike the traffic on the streets. (Caddelerdeki trafiği sevmiyorum.)
- I don’t like the noisy restaurants. (Gürültülü restoranları sevmiyorum.) (Unutmayın, “I dislike” yerine “I don’t like” da kullanabiliriz, ikisi de aynı anlama gelir.)
- I dislike that there isn’t a big stadium in my town. (Kasabamda büyük bir stadyum olmamasını sevmiyorum.)
Umarım bu açıklamalarla konuyu daha iyi anlamışsınızdır. Harikasınız çocuklar, böyle devam edin!