7. Sınıf Fen Bilimleri Ders Kitabı Cevapları Meb Yayınları Sayfa 51
Merhaba sevgili 7. sınıf öğrencilerim!
Bugün Fen Bilimleri dersimizde, kitabımızın 51. sayfasında yer alan ve hepimizin aklına takılabilecek harika soruları birlikte çözeceğiz. Ahmet’in merak ettiği gibi, biz de hücrelerin o küçücük ama bir o kadar da muhteşem dünyasına bir yolculuk yapacağız. Hazırsanız, haydi başlayalım!
***
Soru 1: Ahmet’in sorusu: “Yaprağın hücresini büyüteçle neden göremiyorum?”
Sevgili çocuklar, bu çok güzel bir soru! Ahmet’in neden yaprak hücrelerini bir büyüteçle göremediğini adım adım anlayalım.
Adım 1: Büyüteç ne işe yarar?
Büyüteçler, yapılarında mercek adı verilen özel bir cam bulundurur. Bu mercek sayesinde baktığımız nesneleri olduğundan biraz daha büyük görürüz. Örneğin bir karıncanın bacaklarını veya bir yaprağın üzerindeki ince damarları büyüteçle inceleyebiliriz. Ancak büyüteçlerin büyütme gücü sınırlıdır.
Adım 2: Hücreler ne kadar küçüktür?
Hücreler, canlıların en küçük yapı taşıdır ve gözle görülemeyecek kadar, ama çok çok küçüktürler. Onlara “mikroskobik canlılar” ya da “mikroskobik yapılar” dememizin sebebi de budur. Bir iğnenin ucuna bile binlerce hücre sığabilir, düşünsenize!
Sonuç:
Ahmet’in yaprak hücresini büyüteçle görememesinin sebebi, hücrelerin bir büyütecin büyütebileceğinden çok daha küçük olmasıdır. Büyütecin gücü, hücreleri görünür kılmaya yetmez. Bunun için çok daha güçlü bir alete ihtiyacımız var.
***
Soru 2: Ahmet’in merakı: “Hücre gözleminde hangi aletten yararlanabilirim?”
İlk sorunun cevabında aslında bu sorunun da ipucunu vermiştik. Madem büyüteç yeterli değil, o zaman ne kullanmalıyız?
Adım 1: Daha güçlü bir alet düşünelim.
Hücre gibi mikroskobik yapıları görebilmek için, nesneleri yüzlerce, hatta binlerce kat büyütebilen bir alet gerekir. Bu alet, yapısında birden fazla mercek bulundurarak çok daha fazla büyütme sağlar.
Adım 2: Aletin adını bulalım.
Bu harika aletin adı mikroskoptur. Zaten “mikro” kelimesi “küçük”, “skop” kelimesi ise “bakmak, görmek” anlamına gelir. Yani mikroskop, “küçük şeylere bakma aleti” demektir.
Sonuç:
Hücreleri gözlemlemek için kullanmamız gereken alet mikroskoptur.
***
Soru 3: Meraklı bir soru: “Hücreyi gözlemlemek için kullanılan alet, nasıl keşfedilmiş olabilir?”
Bu tam bir dedektiflik sorusu! Bilim insanları mikroskobu nasıl icat etmiş olabilir? Hayal gücümüzü kullanalım.
Adım 1: Her şey merceklerle başladı.
İnsanlar yüzyıllar önce camı şekillendirerek uzağı veya yakını daha iyi görmeyi sağlayan mercekleri (gözlük camları gibi) zaten yapmışlardı.
Adım 2: Bir deneme yanılma hikayesi.
Muhtemelen 16. yüzyılın sonlarında Hollandalı bir gözlük üreticisi olan Zacharias Janssen, iki merceği bir tüpün iki ucuna koyup baktığında, nesnelerin normalden çok daha büyük göründüğünü tesadüfen fark etti. Belki de babasıyla birlikte bu denemeyi yapmıştı. İşte bu basit alet, ilk mikroskobun temeliydi!
Adım 3: Meraklı bilim insanları işe koyuluyor.
Daha sonra Antonie van Leeuwenhoek gibi bilim insanları bu aleti geliştirerek kendi mikroskoplarını yaptılar ve çevrelerindeki her şeye bakmaya başladılar: bir damla suya, dişlerinden aldıkları bir kazıntıya, bir kumaş parçasına… Ve böylece gözle göremediğimiz yepyeni bir dünya keşfettiler!
Sonuç:
Mikroskop, büyük ihtimalle gözlük camı gibi tekli mercekleri bir araya getirme denemeleri sonucunda tesadüfen keşfedilmiş ve daha sonra bilim insanları tarafından geliştirilmiştir.
***
Araştırmalık: “Peki, mikroskobun icadı mı yoksa hücrenin keşfi mi daha önce gerçekleşmiştir?”
Bu soru bir bilmece gibi, değil mi? Ama cevabı çok mantıklı.
Adım 1: Mantık yürütelim.
Göremediğimiz bir şeyin varlığını nasıl bilebiliriz? Örneğin, odanızda bir fil saklı olsa onu mutlaka görürsünüz. Ama bir karınca saklı olsa, onu bulmak için daha dikkatli bakmanız gerekir. Bir bakteri veya hücre saklı olsa, onu çıplak gözle görmeniz imkansızdır.
Adım 2: Önce alet mi, keşif mi?
Bir şeyi keşfetmek için önce onu görebilecek veya varlığını tespit edebilecek bir araca ihtiyacımız vardır. Hücreyi görebilmemizi sağlayan araç nedir? Tabii ki mikroskop!
Sonuç:
Bu nedenle, önce mikroskop icat edilmiştir. Mikroskobun icadından sonra bilim insanı Robert Hooke, 1665 yılında şişe mantarını incelerken gördüğü boş odacıklara “cellula” yani “hücre” adını vermiştir. Yani, aletin icadı, keşfin kapısını aralamıştır.
Umarım tüm soruların cevaplarını keyifle öğrenmişsinizdir. Unutmayın, bilim meraktan doğar!