7. Sınıf Fen Bilimleri Ders Kitabı Cevapları Meb Yayınları Sayfa 52
Harika bir görev! Merhaba sevgili 7. sınıf öğrencilerim, ben Fen Bilimleri öğretmeniniz. Şimdi hep birlikte ders kitabımızdaki bu bölümü inceleyelim ve araştırma sorusunu adım adım çözelim. Bu konu, bilimin nasıl bir bayrak yarışı gibi ilerlediğini gösteren çok güzel bir örnek.
Araştırma Sorusu: Türk bilim insanı Prof. Dr. Aziz Sancar’ın çalışmalarını araştırınız. Sancar’ın çalışmalarında hücre ile ilgili bilimsel gelişmelerin önemini tartışınız.
Harika bir araştırma konusu, değil mi? Bu soru aslında bize şunu soruyor: “Geçmişte mikroskobun icadı ve hücrenin keşfi gibi gelişmeler olmasaydı, Aziz Sancar bugünkü muhteşem çalışmalarını yapabilir miydi?” Gelin bu sorunun cevabını birlikte adım adım bulalım.
Adım 1: Prof. Dr. Aziz Sancar Kimdir ve Ne Yapmıştır?
Öncelikle kahramanımızı tanıyalım. Prof. Dr. Aziz Sancar, hücrelerin hasar gören DNA’larını nasıl onardığını ve genetik bilgisini nasıl koruduğunu haritalandıran çalışmaları sayesinde 2015 yılında Nobel Kimya Ödülü’nü kazanmış çok değerli bir Türk bilim insanıdır. Kısacası, hücrelerimizin içindeki en değerli hazine olan DNA’mızın bir nevi “tamirci mekanizmalarını” keşfetmiştir. Vücudumuzda her gün binlerce DNA hasarı olur ve bu mekanizmalar sayesinde kanser gibi hastalıklar önlenir. Ne kadar harika bir iş, değil mi?
Adım 2: Geçmişteki Bilimsel Gelişmeler Nelerdi?
Kitabımızdaki metne bir göz atalım. Orada adı geçen bilim insanları aslında Aziz Sancar’a giden yolun taşlarını döşemişlerdir.
- Zacharias Janssen: Yaklaşık 400 yıl önce mikroskobu icat ederek gözle göremediğimiz minicik bir dünyanın kapısını araladı.
- Robert Hooke: Bu kapıdan ilk bakanlardan biriydi ve şişe mantarında gördüğü boş odacıklara “hücre” (cellula) adını verdi. Ama o sadece ölü hücrelerin duvarlarını görmüştü.
- Antonie van Leeuwenhoek: Kendi yaptığı daha güçlü mikroskoplarla su birikintisindeki canlıları, yani ilk canlı hücreleri gözlemledi. Artık o odacıkların içinin boş olmadığını biliyorduk!
- Robert Brown, Schleiden ve Schwann: Hücrenin içinde bir “çekirdek” olduğunu ve tüm canlıların hücrelerden oluştuğunu ortaya koydular. Bu, hücre teorisinin temeliydi.
Adım 3: İki Konuyu Birleştirelim: Bilimsel Gelişmelerin Önemi
İşte şimdi en önemli kısma geldik. Bu iki bilgiyi nasıl birleştireceğiz? Şöyle düşünelim:
Eğer Janssen mikroskobu icat etmeseydi, Hooke ve Leeuwenhoek hücreyi asla göremezdi. Onlar hücreyi keşfetmeseydi, Schleiden ve Schwann tüm canlıların hücrelerden oluştuğunu söyleyemezdi. Hücrenin varlığı bilinmeseydi, kimse onun içinde ne olduğunu merak etmez ve Robert Brown da çekirdeği keşfedemezdi.
Peki, Aziz Sancar’ın konusu olan DNA nerede? Elbette hücrenin çekirdeğinin içinde!
Yani, Aziz Sancar’ın DNA’nın nasıl onarıldığını keşfedebilmesi için öncelikle;
- Birilerinin “hücre” diye bir şeyin varlığını bulması,
- Sonra o hücrenin içinde “çekirdek” diye bir yönetim merkezi olduğunu keşfetmesi,
- Ve daha sonra teknolojinin gelişmesiyle o çekirdeğin içindeki “DNA” molekülünü anlaması gerekiyordu.
Sonuç ve Tartışma
Sonuç olarak, Prof. Dr. Aziz Sancar’ın çalışmaları, kendisinden yüzlerce yıl önce başlayan bilimsel birikimin bir sonucudur. Bilim, bir tuğlayı diğerinin üzerine koyarak yükselen bir duvar gibidir. Janssen ilk tuğlayı koydu, Hooke, Leeuwenhoek ve diğerleri üzerine yenilerini ekledi. Aziz Sancar ise bu duvarın en üstlerine, günümüz teknolojisinin imkanlarıyla yepyeni ve çok önemli bir tuğla eklemiştir.
Kısacası, hücre ile ilgili geçmişteki bilimsel gelişmeler olmasaydı, yani o duvarın temelleri atılmasaydı, Aziz Sancar’ın bugünkü Nobel ödüllü çalışmasını yapması mümkün olmazdı. İşte bu yüzden bilimde her bir gelişme, kendinden sonraki keşiflerin kapısını açan altın bir anahtar gibidir.