6. Sınıf Sosyal Bilgiler Ders Kitabı Cevapları Meb Yayınları 1. Kitap Sayfa 29
Harika bir soru! Merhaba sevgili öğrencilerim, ben 6. Sınıf Sosyal Bilgiler öğretmeniniz. Gelin, hep birlikte görseldeki bu anlamlı soruyu inceleyelim ve adım adım çözelim. Bu konu, toplum olarak bir arada huzur içinde nasıl yaşadığımızı anlamak için çok önemli.
Soru 2: Örneklerde verilen manevi şahsiyetler, eserleri ve öğretileriyle toplumsal birlik ve beraberliğimize nasıl katkıda bulunmuştur? Söyleyiniz.
Bu soruyu cevaplamak için öncelikle bize verilen metinlerdeki önemli şahsiyetlerin, yani Yunus Emre ve Mevlana’nın düşüncelerini anlamamız gerekiyor. Haydi başlayalım!
Adım 1: Verilen Kaynakları Anlayalım
Önce bize verilen iki önemli düşünürün ne söylediğine bakalım:
-
Yunus Emre (Kaynak 3): Yunus Emre bize çok temel bir şey söylüyor:
“Yaratılanı hoş gördük Yaratandan ötürü.”
Bu ne demek? Yani, “Biz bütün insanları, hatta bütün canlıları, onları Yaratan’dan (Allah’tan) dolayı severiz, onlara iyi davranırız.” diyor. Yunus Emre için bir insanın kim olduğu, hangi dinden olduğu veya nasıl göründüğü önemli değil. Önemli olan, her insanın değerli bir varlık olmasıdır. Bu yüzden herkese sevgi ve hoşgörüyle yaklaşmamızı öğütler. “Sevelim, sevilelim” diyerek aslında sevginin karşılıklı olması gerektiğini ve toplumu bir arada tutan en güçlü bağın sevgi olduğunu vurgular.
-
Mevlana (Kaynak 4): Mevlana ise bize kucak açmayı ve affedici olmayı öğretiyor. En bilinen sözü şudur:
“Gene gel, gene, ne olursan ol yine gel…”
Mevlana bu sözüyle, “Hata yapmış olabilirsin, farklı düşünüyor olabilirsin, kim olursan ol, kapımız sana her zaman açık.” demek istiyor. İnsanları dışlamadan, yargılamadan kabul etmenin önemini anlatıyor. Ayrıca cömertlikte akarsu, şefkatte güneş, başkalarının kusurunu örtmede gece gibi olmamızı tavsiye ederek, iyi bir insan olmanın yollarını gösteriyor.
Adım 2: Bu Öğretilerin Toplumsal Birlik ve Beraberliğe Katkısını Düşünelim
Şimdi bu güzel düşüncelerin, bir toplumun birlik ve beraberliğine nasıl yardım ettiğini düşünelim.
- Eğer bir toplumdaki herkes, Yunus Emre’nin dediği gibi, birbirini “Yaratan’dan ötürü” sever ve saygı duyarsa ne olur? O zaman insanlar arasında kavga, ayrımcılık ve küskünlük olmaz. Farklılıklara rağmen herkes birbiriyle iyi geçinir. Bu da toplumu daha güçlü ve huzurlu yapar.
- Peki ya herkes Mevlana’nın dediği gibi hoşgörülü ve affedici olursa? O zaman da insanlar birbirlerinin hatalarını büyütmez, birbirlerine destek olurlar. Farklı düşüncelere sahip insanlar bir araya gelmekten çekinmezler. Toplum, kocaman, sıcacık bir aile gibi olur. Herkes kendini o ailenin bir parçası olarak hisseder.
Sonuç:
Sonuç olarak, Yunus Emre ve Mevlana gibi manevi şahsiyetler; ırk, din, dil ayrımı yapmaksızın tüm insanları sevmeyi, onlara hoşgörüyle yaklaşmayı ve affedici olmayı öğretmişlerdir. Bu öğretiler, insanlar arasındaki düşmanlık duvarlarını yıkarak yerine sevgi ve saygı köprüleri kurmuştur.
İnsanlar birbirini sevdikçe, anladıkça ve affettikçe toplumsal bağlar güçlenir. İşte bu yüzden onların eserleri ve düşünceleri, Anadolu’da yüzyıllardır farklı kültürlerden insanların bir arada barış içinde yaşamasını sağlamış ve toplumsal birlik ve beraberliğimize paha biçilmez bir katkıda bulunmuştur. Onların mesajları bugün bile bizim için çok değerli bir yol göstericidir.