6. Sınıf Sosyal Bilgiler Ders Kitabı Cevapları Meb Yayınları 1. Kitap Sayfa 116
Merhaba sevgili öğrencim,
Harika bir konu! Eski Türk devletleri, yani atalarımızın kurduğu Asya Hun, Göktürk ve Uygur devletlerinin yönetim şekilleri hem çok ilginç hem de bizim için çok önemli. Şimdi sana gönderdiğin görseldeki metinleri bir öğretmen gözüyle analiz edip, bu metinlerden çıkabilecek olası soruları adım adım, senin anlayacağın şekilde çözeceğim. Hazırsan başlayalım!
Görselde doğrudan numaralandırılmış sorular bulunmuyor. Ancak metinlerin içinde gizli olan ve bir sınavda karşına çıkabilecek soruları ben senin için hazırladım ve şimdi cevaplayacağım.
Soru 1: Eski Türk devletlerinde hükümdarların devleti yönetme yetkisini nereden aldığına inanılırdı ve bu inanca ne ad verilirdi?
Çözüm:
Adım 1: Öncelikle “Yönetim Yapısı” başlığının altındaki metni dikkatlice okuyalım. Orada şöyle bir cümle geçiyor: “Eski kaynaklarda Türk hükümdarlarına devleti yönetme yetkisi ve gücünün Gök Tanrı tarafından verildiği sıkça geçmektedir. Buna ‘kut’ denmektedir.”
Adım 2: Bu cümleden anlıyoruz ki, devleti yönetme yetkisi yani “egemenlik”, insanüstü, ilahi bir kaynaktan, Gök Tanrı’dan geliyordu. Hükümdar, Tanrı tarafından bu göreve seçilmiş özel bir kişi olarak görülüyordu.
Sonuç:
Eski Türklerde devleti yönetme yetkisinin Gök Tanrı tarafından verildiğine inanılırdı. Bu inanışa ise kut adı verilirdi. Kısacası, kut, Tanrı’nın hükümdara ve onun ailesine devleti yönetme hakkı ve gücü vermesi demekti.
Soru 2: Metne göre, “kut” anlayışına sahip bir hükümdarın halkına karşı temel görevleri nelerdi?
Çözüm:
Adım 1: Yine aynı metne geri dönelim. “Kut anlayışına göre hükümdarın görevlerinden bazıları şunlardır:” diye başlayan bir bölüm var. Bu bölüm bize cevabı doğrudan veriyor.
Adım 2: Metindeki maddeleri inceleyelim. Hükümdarın sadece ülkeyi yönetmekle kalmadığını, aynı zamanda halkının refahından da sorumlu olduğunu görüyoruz.
Sonuç:
Hükümdarın halka karşı görevleri şunlardı:
- Dağınık boyları toplayıp nüfusu çoğaltmak: Yani Türk boylarını bir bayrak altında birleştirerek devleti daha güçlü hale getirmek.
- Halkı doyurmak ve giydirmek: Yani halkın ekonomik olarak rahat yaşamasını sağlamak, aç ve açıkta kimseyi bırakmamak. Buna “töre”de “açları doyurmak, çıplakları giydirmek” denir.
- Sofrasını halka açık tutmak: Yani cömert olmak, halkıyla paylaşmak ve onların dertlerini dinlemek.
Soru 3: Eski Türk devletlerinde bütün önemli konuların konuşulduğu meclisin adı nedir ve bu meclise kimler katılırdı?
Çözüm:
Adım 1: Bu sorunun cevabı için “Kaynak 4” ve “Bilgi Kutusu” bölümlerine bakmamız gerekiyor. Kaynak 4’te şöyle yazıyor: “…bütün meselelerin görüşülüp, karara bağlandığı bir devlet meclisi bulunmakta ve bu meclis ‘toy’ (kurultay) olarak adlandırılmaktaydı.”
Adım 2: “Bilgi Kutusu”nda ise bu meclise kimlerin katıldığı belirtiliyor: “Kurultaya Kağan’ın eşi, boy beyleri ve devletin ileri gelenleri de katılırdı.” Kağan’ın eşine verilen isim de “Kaynak 4″te geçiyor: hatun.
Sonuç:
Eski Türklerde devlet meselelerinin görüşüldüğü meclise Kurultay ya da Toy denirdi. Bu meclise başkanlık eden Kağan‘ın yanı sıra, onun eşi olan Hatun, Türk boylarının liderleri olan boy beyleri ve diğer önemli devlet adamları katılırdı.
Soru 4: Kurultay’da alınan kararlar bağlayıcı mıydı? Türk hükümdarlarının yetkileri sınırsız mıydı? Metinlere göre açıklayınız.
Çözüm:
Adım 1: Bu sorunun cevabı için hem “Bilgi Kutusu”na hem de “Yönetim Yapısı”ndaki son paragrafa bakmalıyız. “Bilgi Kutusu”nda çok önemli bir ipucu var: “Burada alınan kararlar, kağana tavsiye niteliğindeydi. Son söz kağana aitti.” Bu, kararların kesin olmadığını, bir öneri olduğunu gösterir.
Adım 2: “Yönetim Yapısı”nın son paragrafında ise şöyle deniyor: “Buna göre Türk hükümdarlarının yetkileri sınırsız değildir, töre ile sınırlandırılmıştır.“ Töre, atalardan gelen yazılı olmayan ama herkesin uymak zorunda olduğu kanunlardı. Hükümdar bile töreye aykırı hareket edemezdi.
Sonuç:
Hayır, Türk hükümdarlarının yetkileri sınırsız değildi. Her ne kadar Kurultay’da son sözü Kağan söylese de, onun da uymak zorunda olduğu töre adı verilen yazısız kanunlar vardı. Bir hükümdar töreye uymazsa, “kut”unu yani yönetme yetkisini kaybettiğine inanılırdı. Bu yüzden Kurultay bir danışma meclisi olsa da hükümdarın gücünü dengeleyen önemli bir kurumdu.
Soru 5: Eski Türklerde kadının yönetimdeki yeri hakkında ne söylenebilir? Özellikle “hatun”un rolü neydi?
Çözüm:
Adım 1: Bu sorunun cevabı için doğrudan “Kaynak 4″e odaklanmalıyız. Bu kaynak bize hatunun, yani kağanın eşinin ne kadar önemli olduğunu anlatıyor.
Adım 2: Metindeki bilgilere bakalım: Hatun, kağan ile birlikte hüküm sürerdi, devlet yönetiminde söz sahibiydi, meclise (kurultaya) katılır ve oy hakkı vardı, hatta elçileri bile kabul edebilirdi.
Sonuç:
Eski Türklerde kadın, özellikle de hükümdarın eşi olan hatun, yönetimde çok önemli bir yere sahipti. O sadece bir eş değil, aynı zamanda devlet yönetiminde aktif rol alan bir yöneticiydi. Kurultay’a katılması, oy kullanması ve devlet işlerinde söz sahibi olması, o dönemde kadına verilen değeri ve onun siyasi gücünü gösterir. Bu, o çağdaki diğer medeniyetlerde pek görülmeyen çok özel bir durumdur.
Umarım açıklamalarım konuyu daha iyi anlamana yardımcı olmuştur. Aklına takılan başka bir şey olursa çekinmeden sorabilirsin!