5. Sınıf İngilizce Ders Kitabı Cevapları Başaran Yayınları Sayfa 43
Harika bir istek! Merhaba sevgili öğrencim, ben 5. sınıf İngilizce öğretmeninim ve şimdi sana bu sayfadaki alıştırmaları adım adım, kolayca anlayacağın bir şekilde açıklayacağım. Hadi başlayalım!
Alıştırma 2f: Use the information in exercise 2e and talk about yourself and your friends. (Alıştırma 2e’deki bilgileri kullan ve kendin ve arkadaşların hakkında konuş.)
Bu alıştırmada bizden, resimdeki örnek cümlelere bakarak kendi sevdiklerimizden, sevmediklerimizden, yapabildiğimiz ve yapamadığımız şeylerden bahseden cümleler kurmamız isteniyor. Tıpkı bir sohbet gibi!
Hadi resimdeki konuşma balonlarını birlikte inceleyelim:
-
1. Örnek: “I don’t like collecting stamps, but I like fishing and camping.”
Açıklaması: Bu cümlede sarı saçlı çocuk kendi sevdiği ve sevmediği şeyleri söylüyor. “I don’t like…” kalıbı “Ben … sevmem.” anlamına gelir. “but I like…” ise “ama … severim.” demektir. Yani çocuk, “Pul koleksiyonu yapmayı sevmem ama balık tutmayı ve kamp yapmayı severim.” diyor. Sen de kendi sevip sevmediğin bir şeyi bu kalıpla söyleyebilirsin!
-
2. Örnek: “I can’t do sculpting, but I can play tag and dodge ball.”
Açıklaması: Burada ise çocuk yapabildiği ve yapamadığı şeylerden bahsediyor. “I can’t…” kalıbı “Ben … yapamam.” anlamına gelir. “but I can…” ise “ama … yapabilirim.” demektir. Yani, “Heykel yapamam ama ‘ebelemece’ ve ‘yakan top’ oynayabilirim.” diyor. Bu kalıbı kullanarak sen de yeteneklerinden bahsedebilirsin.
-
3. Örnek: “Giselle likes origami and collecting stamps.”
Açıklaması: Bu cümlede ise bir arkadaşımız olan Giselle’in nelerden hoşlandığını söylüyoruz. Bir başkasından (o) bahsederken sevdiği şeyler için “likes” kullanırız, sonundaki -s takısını unutma! Cümlenin anlamı: “Giselle origami yapmayı ve pul koleksiyonu yapmayı sever.”
-
4. Örnek: “Giselle and Larry like tag.”
Açıklaması: Burada ise iki kişiden, yani Giselle ve Larry’den bahsediyoruz. İki veya daha fazla kişiden bahsederken “like” kelimesine -s takısı getirmeyiz. Tıpkı “onlar” der gibi. Cümlenin anlamı: “Giselle ve Larry ‘ebelemece’ oynamayı sever.”
Sonuç: Bu alıştırma, like/don’t like (sevmek/sevmemek) ve can/can’t (yapabilmek/yapamamak) kalıplarını kullanarak kendimiz ve arkadaşlarımız hakkında cümleler kurma pratiğidir.
Alıştırma 2g: Choose an ID card on pages 165, then ask and answer questions. (Sayfa 165’ten bir kimlik kartı seç, sonra soru sor ve cevapla.)
Bu alıştırma çok eğlenceli bir soru-cevap oyunu aslında. Kitabımızın 165. sayfasında üzerinde çeşitli aktivitelerin işaretli olduğu kimlik kartları varmış. Biz o sayfayı görmesek de oyunun nasıl oynandığını buradaki örnekten kolayca anlayabiliriz.
Adım 1
Önce bir arkadaşımıza soru sormak için bir soru kalıbı öğreniyoruz. Bu kalıp “Can s/he…?”. Buradaki “s/he”, soruyu bir kız için soruyorsak “she”, bir erkek için soruyorsak “he” olacağı anlamına gelir. Anlamı ise “O … yapabilir mi?” demektir.
Adım 2
Resimdeki örnekte kız öğrenci, elinde kimlik kartı olan erkek öğrenciye bir soru soruyor. Hadi bakalım:
Soru: Can Lisa play chess?
(Lisa satranç oynayabilir mi?)
Adım 3
Erkek öğrenci, elindeki Lisa’ya ait kimlik kartına bakıyor ve orada satranç oynayabildiğini görüyor. Bu yüzden olumlu bir cevap veriyor:
Cevap: Yes, she can.
(Evet, oynayabilir.)
Sonuç: Bu alıştırmanın amacı, listede verilen aktiviteleri kullanarak “Can he/she…?” kalıbıyla soru sormak ve bu sorulara kimlik kartındaki bilgilere göre “Yes, he/she can.” (Evet, yapabilir.) veya “No, he/she can’t.” (Hayır, yapamaz.) şeklinde kısa cevaplar vermektir.
Örneğin, listeden “go fishing” (balık tutmaya gitmek) aktivitesini seçelim ve kimlik kartındaki kişinin adı Ali olsun. Eğer Ali’nin kartında balık tutamadığı işaretliyse, soru-cevap şöyle olurdu:
Soru: Can he go fishing?
Cevap: No, he can’t.
Umarım her şeyi çok iyi anlamışsındır. Aferin sana!