8. Sınıf Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Ders Kitabı Cevapları SDR İpekyolu Yayıncılık Sayfa 98
Harika bir etkinlik, sevgili öğrencilerim! Gelin bu metni ve etkinliği birlikte inceleyip anlayalım. Ben sizin Sosyal Bilimler öğretmeniniz olarak bu konuda size yardımcı olacağım.
Etkinlik Sorusu
“…Her ilim sahibinin üstünde bir bilen vardır.” (Yûsuf suresi, 76. ayet)
“Biriniz (din) kardeşine danıştığı zaman, kendisine danışılan kimse ona hak ve doğru bildiğini söylesin.” (İbn-i Mâce, Edeb, 37)
Yukarıdaki ayet ve hadisten ilkeler çıkarınız, bu ilkeleri arkadaşlarınızla paylaşınız.
Çözüm ve Açıklama
Merhaba çocuklar! Bu etkinlik, bize verilen iki önemli ve anlamlı sözden yola çıkarak hayatımızda kullanabileceğimiz değerli dersler, yani ilkeler çıkarmamızı istiyor. Gelin adım adım bu sözlerin ne anlama geldiğini ve bize ne öğrettiğini birlikte keşfedelim.
Adım 1: İlk Sözü Anlayalım (Ayet-i Kerime)
İlk sözümüz Kur’an-ı Kerim’den bir ayet: “…Her ilim sahibinin üstünde bir bilen vardır.”
Bu ne anlama geliyor? Şöyle düşünelim: Bir konuda çok bilgili olabiliriz, mesela matematikte çok başarılı olabiliriz. Ama bu, her şeyi bildiğimiz anlamına gelmez. Bizden daha iyi bilen bir başkası mutlaka vardır. Ya da biz matematikte iyiyken, bir arkadaşımız müzikte veya resimde bizden çok daha iyi olabilir. Bu ayet bize şunları hatırlatır:
- Alçakgönüllü olmalıyız: “Ben her şeyi bilirim” demek yerine, her zaman öğrenecek yeni şeyler olduğunu kabul etmeliyiz.
- Bilgi sonsuzdur: Öğrenmenin sonu yoktur. Her zaman daha fazlasını öğrenmeye açık olmalıyız.
- Başkalarının bilgisine saygı duymalıyız: Bizim bilmediğimiz konuları bilen insanlara saygı göstermeli ve onlardan öğrenmeye çalışmalıyız.
Adım 2: İkinci Sözü Anlayalım (Hadis-i Şerif)
İkinci sözümüz Peygamber Efendimiz’in (sav) bir hadisi: “Biriniz (din) kardeşine danıştığı zaman, kendisine danışılan kimse ona hak ve doğru bildiğini söylesin.”
Bu söz ise bize birisi danıştığında, yani bizden fikir aldığında nasıl davranmamız gerektiğini öğretiyor. Bir arkadaşımız gelip bize “Sence bu durumda ne yapmalıyım?” diye sorduğunda, ona karşı sorumluluklarımız vardır. Bu hadis bize şunları söyler:
- Dürüst olmalıyız: Arkadaşımıza bildiğimiz en doğru ve en dürüst bilgiyi vermeliyiz. Onu yanıltmamalı, kandırmamalıyız.
- Yardımcı olmalıyız: Fikrimizi söylerken amacımız ona gerçekten yardım etmek olmalı. Samimi ve içten davranmalıyız.
- Sorumluluk sahibi olmalıyız: Bize güvenip danışan birine karşı sorumluluğumuz vardır. Bu güveni boşa çıkarmamalıyız.
Sonuç: Çıkarılacak İlkeler
Şimdi bu iki güzel sözü birleştirelim ve hayatımız için ilkeler çıkaralım. İşte bu ayet ve hadisten çıkarabileceğimiz bazı temel ilkeler:
-
Bilmediğimiz Konularda Uzmanına Danışmalıyız: Madem her şeyin bir bileni var ve biz her şeyi bilemeyiz, o zaman bir karar alırken veya bir sorunla karşılaştığımızda o konuyu iyi bilen birine sormaktan, yani istişare etmekten çekinmemeliyiz.
-
Danışılan Kişi Dürüst ve Güvenilir Olmalıdır: Birisi bize bir şey danıştığında, ona bildiğimiz en doğru ve en iyi yolu göstermeliyiz. Bu, toplumsal güven ve yardımlaşma için çok önemlidir.
-
Kibirli Olmamalı, Öğrenmeye Açık Olmalıyız: “En iyi ben bilirim” düşüncesi yanlıştır. Her zaman başkalarının fikirlerine ve bilgisine açık olmalı, onlardan bir şeyler öğrenmeye çalışmalıyız.
-
Doğru Bilgiye Ulaşmak İçin Çaba Göstermeliyiz: Bir konuda karar verirken, en doğru bilgiye ulaşmak için farklı bilenlere danışmak, araştırmak en akıllıca yoldur.
Unutmayın çocuklar, bu ilkeler sadece derslerde değil, hayatımızın her alanında bize yol gösterir. Arkadaşlık ilişkilerimizde, ailemizle olan bağlarımızda ve gelecekteki kararlarımızda bu ilkeleri aklımızda tutarsak çok daha doğru ve güzel adımlar atarız.