8. Sınıf Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Ders Kitabı Cevapları SDR İpekyolu Yayıncılık Sayfa 27
Harika bir sayfa göndermişsin! Gördüğüm kadarıyla bugün “Kader İnancı” ve özellikle “Tevekkül” konusunu işliyoruz. Bu çok önemli bir konu. Gel, birlikte buradaki etkinlikleri ve soruları adım adım, kolayca anlayacağın bir dille çözelim.
Soru 1: Etkinlik: Tedbir almadan tevekkül etmek neden yanlıştır? Düşüncelerinizi kısaca yazınız.
Merhaba sevgili öğrencim. Bu soru, tevekkül kavramını doğru anlayıp anlamadığımızı ölçmek için harika bir fırsat. Gel birlikte düşünelim.
- Adım 1: Önce “tevekkül” ve “tedbir” kelimelerinin ne anlama geldiğini bir hatırlayalım. Tedbir, bir işe başlamadan önce o işin başarılı olması için gereken her türlü önlemi almak, hazırlığı yapmaktır. Mesela bir sınava hazırlanırken ders çalışmak bir tedbirdir. Tevekkül ise, elimizden gelen her şeyi yaptıktan, yani tüm tedbirleri aldıktan sonra işin sonucunu Allah’a bırakmak, O’na güvenmektir.
- Adım 2: Şimdi soruyu tekrar düşünelim: Tedbir almadan, yani hiç önlem almadan tevekkül etmek neden yanlış olsun ki? Şöyle bir örnek verelim: Çok iyi bir bisikletin var ve onu okulun bahçesine bırakıp derse gireceksin. Bisikletinin çalınmaması için ne yaparsın? Tabii ki kilidini takarsın. İşte bu kilidi takmak bir tedbirdir. Kilidi taktıktan sonra “İnşallah bisikletim çalınmaz” diye Allah’a güvenmek ise tevekküldür.
- Adım 3: Peki, bisikleti hiç kilitlemeden, “Allah korur” diyerek bırakmak doğru olur mu? Elbette olmaz. Çünkü sen kendi üzerine düşen sorumluluğu, yani o basit kilidi takma görevini yerine getirmemiş olursun. Bu durum tembellik ve sorumsuzluk olur.
- Adım 4: Metinde verilen peygamberimizin (sav) örneği de tam olarak bunu anlatıyor. Sahabinin biri devesini bağlamadan “Ben Allah’a tevekkül ettim” deyince, Peygamberimiz onu uyarmış ve “Önce deveni bağla, sonra tevekkül et!” demiştir. Bu, bize en güzel örnektir.
Sonuç olarak; tedbir almadan tevekkül etmek yanlıştır çünkü bu, İslam’ın anlattığı doğru tevekkül anlayışına uymaz. Doğru tevekkül; aklımızı ve gücümüzü sonuna kadar kullanıp üzerimize düşen tüm görevleri yaptıktan sonra Allah’a dayanıp güvenmektir. Tedbir almamak ise sorumluluktan kaçmak ve tembellik etmektir.
Soru 2: Konuya Hazırlık: “Boş kaldın mı hemen (başka) işe koyul” (İnşirâh suresi, 7. ayet). Yukarıdaki ayette verilmek istenen mesaj nedir?
Bu ayet, hayatımıza yön verecek kadar güçlü bir mesaj içeriyor. Gel, bu mesajı birlikte keşfedelim.
- Adım 1: Ayeti tekrar okuyalım: “Boş kaldın mı hemen (başka) işe koyul”. Bu cümle bize ne anlatıyor? Aslında çok basit: Tembellik yapma, vaktini boşa harcama, sürekli olarak faydalı bir işle meşgul ol!
- Adım 2: Düşünelim, bir işi bitirince ne yaparız? Bazen yoruluruz ve dinleniriz, bu çok normal. Ama ayet bize, dinlendikten sonra veya bir işi bitirip boşa çıktıktan sonra hemen yeni ve hayırlı bir işe yönelmemizi öğütlüyor. Bu bir ödevi bitirdikten sonra kitap okumak olabilir, ailene yardım etmek olabilir ya da yeni bir şeyler öğrenmek için araştırma yapmak olabilir.
- Adım 3: Bu ayetin ana mesajı çalışkanlık, üretkenlik ve zamanın değerini bilmektir. Hayatımızdaki her anın kıymetli olduğunu ve bu anları boş geçirerek ziyan etmememiz gerektiğini vurgular. Sürekli hareket halinde olmak, hem bedenimize hem de zihnimize iyilik yapmaktır.
Sonuç olarak; bu ayette verilmek istenen mesaj, insanın tembellikten ve ataletten uzak durması, bir işi bitirdikten sonra hemen başka bir faydalı işle meşgul olarak vaktini en verimli şekilde değerlendirmesi gerektiğidir.
Soru 3: Ülkemizde ve dünyanın farklı yerlerinde çok değişik meslek alanlarında milyonlarca insan çalışmaktadır. Bu insanlardan binlercesi, çalıştıkları alanda son derece başarılı kişilerdir. Acaba bir insan çalıştığı alanda, bulunduğu konumda başarıya nasıl ulaşmıştır? Başarının tesadüfen olması mümkün müdür? Değilse başarıya ulaşmak için neler yapmak gerekir?
Bu sorular da aslında dersimizin ana konusu olan “çaba ve tevekkül” ile çok yakından ilgili. Hadi bu sorulara da birlikte cevap arayalım.
- Adım 1: Başarı nasıl gelir? Başarılı insanları düşündüğümüzde, örneğin çok iyi bir sporcuyu, bir bilim insanını veya bir sanatçıyı… Onların bu noktaya bir gecede gelmediğini biliriz. Başarı, genellikle uzun ve yorucu bir çalışmanın, sabrın ve azmin sonucudur. Yani başarı, emek ve gayret ile gelir.
- Adım 2: Başarı tesadüf müdür? Hayır, başarı kesinlikle tesadüf değildir. Bazen “şanslıymış” dediğimiz durumlar olabilir ama o “şans” anı geldiğinde hazır olan, yani daha önce çok çalışmış olan kişiler o fırsatı yakalayabilir. Piyango çıkması gibi durumlar hariç, gerçek başarı asla tesadüfen olmaz. Bir ressamın harika bir tablo yapması, bir doktorun zor bir ameliyatı başarması tesadüf olamaz. Arkasında yılların eğitimi, çalışması ve tecrübesi vardır.
-
Adım 3: Başarıya ulaşmak için ne yapmak gerekir? İşte başarının sırrını oluşturan adımlar:
- Hedef Belirlemek: Önce neyi başarmak istediğini bilmelisin.
- Plan Yapmak: Hedefine ulaşmak için hangi adımları atacağını planlamalısın.
- Çok Çalışmak: Planına sadık kalarak disiplinli ve düzenli bir şekilde çalışmalısın.
- Sabırlı Olmak: Başarı hemen gelmeyebilir. Yılmadan, sabırla çalışmaya devam etmelisin.
- Hatalardan Ders Çıkarmak: Başarısız olduğunda pes etmek yerine, “Nerede hata yaptım?” diye düşünüp o hatayı bir daha yapmamaya çalışmalısın.
- Kendini Geliştirmek: Sürekli yeni şeyler öğrenmeli ve kendini yenilemelisin.
Sonuç olarak; başarı, tesadüflerin değil; bilinçli bir çabanın, planlı çalışmanın ve sabrın bir meyvesidir. Tıpkı tevekkülde olduğu gibi, başarı için de önce üzerimize düşen tüm “tedbirleri” almalı, yani çok çalışmalı, sonra da sonucun hayırlı olması için dua etmeliyiz.