8. Sınıf Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Ders Kitabı Cevapları SDR İpekyolu Yayıncılık Sayfa 11
Merhaba sevgili öğrencim,
Harika bir üniteye başlıyoruz: Kader İnancı. Bu üniteye hazırlık için verilen soruları birlikte inceleyelim ve cevaplarını adım adım, kolayca anlayacağın bir dille açıklayalım. Haydi başlayalım!
Soru 1: Kader ve kaza kavramlarının anlamlarını sözlükten bularak defterinize yazınız.
Bu iki kavram, ünitemizin temelini oluşturuyor. Birbirleriyle çok yakından ilgili olsalar da aralarında önemli bir fark var. Gel birlikte bakalım:
- Kader: Düşün ki büyük bir mimar bir bina yapacak. Önce o binanın her detayını, kaç odası olacağını, pencerelerinin nerede duracağını, ne renk olacağını planlar ve bir proje çizer. İşte kader de, Allah’ın sonsuz ilmi ve bilgisiyle, dünyada olacak her şeyi önceden bilmesi, planlaması ve bir ölçüye göre takdir etmesidir. Henüz gerçekleşmemiş, plan ve program aşamasıdır.
- Kaza: Mimarın çizdiği o proje, zamanı gelince ustalar tarafından inşa edilir ve bina ortaya çıkar. İşte kaza da, Allah’ın kaderde belirlediği şeylerin zamanı ve yeri geldiğinde gerçekleşmesi, yaratılmasıdır. Planın hayata geçmesidir.
Kısacası; kader plandır, kaza ise o planın gerçekleşmesidir.
Soru 2: Günlük konuşmalarda kader ve kaza konusu ile ilgili hangi atasözü, deyim, özdeyişler kullanılmaktadır? Genel ağda araştırınız. Bu çerçevede belirlediğiniz ifadeleri defterinize not ediniz.
Dilimiz, inançlarımızla şekillenmiş çok zengin bir dildir. Kader ve kaza konusuyla ilgili günlük hayatta sıkça kullandığımız bazı ifadeler şunlardır:
- Alın yazısı: Kaderde olduğuna inanılan şeyler için kullanılır. “Ne yapalım, alın yazısı böyleymiş.” deriz.
- Kısmetse olur: Bir işin gerçekleşmesinin Allah’ın takdirine bağlı olduğunu ifade eder.
- Kaderin cilvesi: Beklenmedik, şaşırtıcı olaylar karşısında söylenir.
- Vakitsiz öten horozun başını keserler: Her şeyin bir zamanı olduğunu, zamanından önce yapılan işlerin kötü sonuçlanabileceğini anlatır. Bu da her şeyin bir ölçü ve zamanla (kaderle) ilişkili olduğunu gösterir.
- Her şey olacağına varır: Olayların akışına müdahale edemeyeceğimiz durumlarda teslimiyeti ifade etmek için kullanılır.
Bu sözler, kader inancının kültürümüze ne kadar yerleştiğini gösteriyor, değil mi?
Soru 3: “İşleyen demir ışıldar.” atasözünü açıklayan bir kompozisyon yazınız.
Bu atasözü, çalışmanın ve çaba göstermenin önemini anlatan harika bir ifadedir. Gel bunu adım adım inceleyelim ve kaderle ilişkisini kuralım.
Adım 1: Atasözünün Anlamı
Bir demir parçasını düşünelim. Eğer bir kenarda öylece durursa zamanla paslanır, eskir ve matlaşır. Ama o demir sürekli kullanılırsa, dövülürse, işlenirse paslanmaz, aksine parlar ve daha değerli hale gelir. İşte insanlar da böyledir. Tembel tembel oturan, aklını ve bedenini kullanmayan bir insan zamanla yeteneklerini kaybeder, körelir. Ancak çalışan, üreten, sürekli kendini geliştirmeye gayret eden bir insan ise daha bilgili, daha yetenekli ve başarılı olur; tıpkı ışıldayan bir demir gibi etrafına da fayda sağlar.
Adım 2: Kader İnancıyla İlişkisi
Bazı insanlar kaderi yanlış anlar ve “Nasılsa her şey yazılmış, o zaman benim çalışmama ne gerek var?” diye düşünebilir. İşte bu atasözü, bu yanlış düşünceye en güzel cevaptır. İslam dini, bize çalışmayı, çabalamayı ve gayret etmeyi emreder. Bizim görevimiz, tıpkı o demir gibi “işlemek”, yani elimizden gelenin en iyisini yapmaktır. Sınavına çalışmak, tarlanı sürmek, bir meslek öğrenmek… Bunların hepsi “işleyen demir” olmaktır. Sonucun ne olacağı ise Allah’ın takdiridir. Yani biz çabamızı gösteririz, gerisini Allah’a bırakırız. Bu yüzden “İşleyen demir ışıldar” sözü, kaderin tembellik değil, tam tersine çalışkanlık ve sorumluluk gerektirdiğini bize hatırlatır.
Soru 4: Ecel, ömür ve tevekkül kavramlarının anlamlarını araştırıp öğreniniz.
Bu kavramlar da kader konusuyla yakından ilgilidir. Anlamlarını öğrenelim:
- Ömür: Her canlının doğumundan ölümüne kadar geçen zaman dilimidir. Yani hayat süresidir. Allah her canlıya bir ömür vermiştir.
- Ecel: Allah tarafından belirlenen bu ömrün sona erdiği, yani ölüm anıdır. Her canlının bir eceli vardır ve bu an geldiğinde yaşam sona erer.
-
Tevekkül: Bu çok önemli bir kavramdır. Tevekkül, bir iş için elimizden gelen bütün gayreti gösterdikten, gerekli tüm önlemleri aldıktan sonra işin sonucunu Allah’a bırakmak ve O’na güvenmektir. Örneğin;
Bir çiftçinin tarlasını sürmesi, tohumu ekmesi, sulaması çalışma ve gayrettir.
Bütün bunları yaptıktan sonra iyi bir ürün alabilmek için Allah’a dua edip sonucunu O’ndan beklemesi ise tevekküldür.Yani tevekkül, tembellik edip “Allah nasılsa halleder” demek değil, görevini yapıp gerisini Allah’a havale etmektir.
Soru 5: Hz. Musa (as) hakkında üç ayet bularak defterinize yazınız.
Hz. Musa, Kur’an-ı Kerim’de kendisinden en çok bahsedilen peygamberlerden biridir. Onun hayatı, bizler için pek çok dersle doludur. İşte Hz. Musa ile ilgili üç örnek ayet:
-
Tâhâ Suresi, 25-28. Ayetler:
Hz. Musa’nın, Firavun’a gitmeden önce yaptığı güzel bir duadır:(Musa) dedi ki: “Rabbim! Gönlüme ferahlık ver. İşimi bana kolaylaştır. Dilimdeki tutukluğu çöz ki sözümü anlasınlar.”
-
Kasas Suresi, 21. Ayet:
Hz. Musa’nın, istemeden birini öldürdükten sonra Mısır’dan korku içinde ayrılışını anlatır:Musa, etrafı gözetleyerek korku içinde oradan ayrıldı ve “Rabbim! Beni bu zalim kavimden kurtar” dedi.
-
A’râf Suresi, 143. Ayet:
Hz. Musa’nın Allah’ı görme isteğini anlatan bölümdür:Musa, belirlediğimiz yere gelince ve Rabbi onunla konuşunca, “Rabbim! Bana kendini göster, sana bakayım” dedi. Rabbi, “Beni asla göremezsin. Fakat şu dağa bak, eğer o yerinde durabilirse sen de beni görebilirsin” buyurdu. Rabbi o dağa tecelli edince onu paramparça etti, Musa da bayılıp düştü. Ayılınca, “Seni noksanlıklardan tenzih ederim, sana tövbe ettim ve ben inananların ilkiyim” dedi.
Umarım bu açıklamalar, ünitemize hazırlanmanda sana çok yardımcı olur. Anlamadığın bir yer olursa çekinmeden sorabilirsin. Başarılar dilerim!