8. Sınıf Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Ders Kitabı Cevapları SDR İpekyolu Yayıncılık Sayfa 41
Merhaba sevgili öğrencilerim,
Harika bir üniteye başlıyoruz: Zekât ve Sadaka. Bu ünite, paylaşmanın, yardımlaşmanın ve toplum olarak birbirimize nasıl destek olabileceğimizin önemini bizlere anlatacak. Aşağıdaki hazırlık çalışmalarını gelin birlikte adım adım inceleyelim ve cevaplayalım. Bu sayede üniteye daha hazır bir şekilde başlamış olacağız.
1. Soru: Zekât, sadaka ve fitre kavramlarının anlamlarını defterinize yazınız.
Çözüm: Bu üç güzel kavram, dinimizde yardımlaşmanın farklı yollarını ifade eder. Gelin anlamlarına bakalım:
- Zekât: Kelime olarak “artma, çoğalma, temizlenme, bereket” gibi anlamlara gelir. Dinimizde ise zengin sayılan Müslümanların, sahip oldukları malın veya paranın belli bir miktarını (genellikle kırkta birini, yani %2,5’ini) yılda bir kez ihtiyaç sahiplerine vermesidir. Zekât vermek, hem malımızı bereketlendirir hem de toplumdaki dengeyi sağlar. Unutmayın, zekât farz olan bir ibadettir.
- Sadaka: Allah’ın rızasını kazanmak için yapılan her türlü maddi ve manevi yardıma sadaka denir. Sadaka için belirli bir zaman veya miktar yoktur. Birine gülümsemek, güzel bir söz söylemek, yoldaki bir taşı kaldırmak bile sadaka sayılır. Yani sadaka, sadece parayla yapılan bir yardım değildir.
- Fitre (Fıtır Sadakası): Ramazan ayına özel bir sadakadır. Ramazan ayının sonuna kadar, bayram namazından önce verilmesi gerekir. Ailedeki her birey için verilir. Amacı, bayram günü fakirlerin de ihtiyaçlarını karşılayıp bayram sevincine ortak olmalarını sağlamaktır.
2. Soru: Kur’an-ı Kerim mealinden, zekât ve sadakayı konu alan iki ayet bularak sınıfınızda okuyunuz.
Çözüm: Elbette, Kur’an-ı Kerim’de bu konuyla ilgili pek çok ayet var. İşte size iki güzel örnek:
Adım 1: Birinci Ayet Örneği (Tevbe Suresi, 60. Ayet)
“Sadakalar (zekâtlar), Allah’tan bir farz olarak ancak yoksullara, düşkünlere, (zekât toplayan) memurlara, kalpleri İslam’a ısındırılacak olanlara, kölelere, borçlulara, Allah yolunda olanlara ve yolda kalmış yolculara aittir. Allah, hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.”
Açıklaması: Bu ayet, zekâtın kimlere verileceğini bize açıkça anlatıyor. Yani yardımlarımızı kime ulaştırmamız gerektiği konusunda bize yol gösteriyor.
Adım 2: İkinci Ayet Örneği (Bakara Suresi, 261. Ayet)
“Mallarını Allah yolunda harcayanların durumu, her başağında yüz tane olmak üzere yedi başak veren bir tanenin durumu gibidir. Allah, dilediğine kat kat verir. Allah, lütfu geniş olandır, hakkıyla bilendir.”
Açıklaması: Bu ayette ise Allah, yaptığı yardımın karşılığının kat kat artacağını çok güzel bir örnekle anlatıyor. Tıpkı toprağa ektiğimiz bir tohumun bize yüzlerce tohum olarak geri dönmesi gibi, yaptığımız küçük bir yardımın sevabı da katlanarak artar.
3. Soru: Nisap, infak ve Mâûn kavramlarının anlamlarını genel ağdan araştırıp öğreniniz.
Çözüm: Bu kavramlar da ünitemizin temel taşlarından. Hadi anlamlarını öğrenelim:
- Nisap: Bir kişinin zekât vermekle yükümlü sayılması için sahip olması gereken en az zenginlik ölçüsüdür. Yani bir nevi “zenginlik sınırı” diyebiliriz. Bu sınıra ulaşan kişi, üzerinden bir yıl geçtikten sonra malının zekâtını verir. Örneğin, 80.18 gram altın veya buna denk para ya da mala sahip olmak bir nisap miktarıdır.
- İnfak: Allah rızası için maddi yardımda bulunmak demektir. Bu kavram, hem farz olan zekâtı hem de gönüllü olarak yapılan sadakayı kapsar. Yani infak, yardımlaşmanın genel adıdır.
- Mâûn: Çok güzel ve önemli bir kavramdır. Kelime olarak “yardım, destek” anlamına gelir. Özellikle komşular arasında yapılan küçük, gündelik yardımlaşmaları (örneğin bir komşuya bir kap yemek vermek, ihtiyacı olan bir eşyayı ödünç vermek gibi) ifade eder. Aynı zamanda Kur’an-ı Kerim’de bu isimde bir sure de bulunmaktadır ve bu surede küçük yardımlardan bile kaçınanlar eleştirilir.
4. Soru: Paylaşma ve yardımlaşma konulu bir yazı veya şiir bularak sınıfınızda okuyunuz.
Çözüm: Bu konuda pek çok güzel şiir ve yazı bulabilirsiniz. Ben de size ilham olması için kısa bir dörtlük yazayım:
Bir elin verdiğini, görmesin öbür elin,
Paylaştıkça çoğalır, bereketi bu yerin.
Bir tebessüm, bir lokma, ısıtır üşüyeni,
Yardımlaşmak ne güzel, mutlu eder seveni.
Sizler de Cahit Sıtkı Tarancı’nın “Memleket İsterim” şiiri gibi eserleri veya bu konuyla ilgili güzel hikayeleri araştırabilirsiniz.
5. Soru: Hz. Şuayb (as) hakkında bir araştırma yapınız.
Çözüm: Hz. Şuayb, Kur’an’da adı geçen peygamberlerden biridir. Gelin onun hakkında temel bilgileri öğrenelim:
Adım 1: Kime Gönderildi?
Hz. Şuayb, Medyen halkına peygamber olarak gönderilmiştir.
Adım 2: Halkının Sorunu Neydi?
Medyen halkı, ticaret yaparken hile yapan bir toplumdu. Ölçü ve tartıda haksızlık yapıyorlar, insanların mallarını eksik vererek onları kandırıyorlardı. Ayrıca Allah’a ortak koşan bir kavimdi.
Adım 3: Hz. Şuayb’ın Daveti
Hz. Şuayb, halkını tek olan Allah’a inanmaya ve ticarette dürüst olmaya davet etti. Onları ölçüyü ve tartıyı doğru yapmaları konusunda uyardı. Ancak halkının büyük bir kısmı onu dinlemedi ve sonunda ilahi bir ceza ile helak oldular. Onun bu mücadelesi, bize dürüstlüğün ve hak yememenin ne kadar önemli olduğunu öğretir.
6. Soru: Kur’an-ı Kerim mealinden, Mâûn suresinin anlamını bularak defterinize yazınız.
Çözüm: Mâûn suresi, çok kısa ama mesajı çok derin bir suredir. İşte anlamı:
Rahman ve Rahîm olan Allah’ın adıyla.
1. Gördün mü, o hesap ve ceza gününü yalanlayanı!
2. İşte o, yetimi itip kakan,
3. Yoksulu doyurmaya önayak olmayan kimsedir.
4. Yazıklar olsun o namaz kılanlara ki,
5. Onlar namazlarını ciddiye almazlar.
6. Onlar (ibadetlerinde) gösteriş yaparlar.
7. Ufacık bir yardıma bile engel olurlar.
Açıklaması: Bu sure bize, sadece ibadet etmenin yeterli olmadığını; aynı zamanda yetime, yoksula ve ihtiyaç sahibine yardım etmenin de çok önemli olduğunu anlatır. Gösteriş için ibadet edip en ufak bir yardımdan (mâûn) kaçınanları eleştirir. Dinimizin özünde güzel ahlakın ve yardımlaşmanın yattığını bize hatırlatır.
Umarım bu açıklamalar ünitemize hazırlanmanızda size yardımcı olur. Hepinize iyi çalışmalar dilerim