8. Sınıf Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Ders Kitabı Cevapları SDR İpekyolu Yayıncılık Sayfa 60
Merhaba sevgili öğrencilerim,
Harika bir ünite değerlendirme çalışmasıyla karşı karşıyayız. Bu sorular, öğrendiklerimizi pekiştirmek için çok güzel bir fırsat. Gelin, şimdi bu soruları hep birlikte, adım adım ve anlayarak çözelim. Eminim hepsini kolayca yapacaksınız!
A. Aşağıdaki açık uçlu soruları cevaplandırınız.
1. Paylaşma ve yardımlaşma neden gereklidir?
Çözüm:
Paylaşma ve yardımlaşma, bir toplumun tutkalı gibidir arkadaşlar. İnsanlar bir arada yaşarken birbirlerine ihtiyaç duyarlar. İşte bu yüzden paylaşma ve yardımlaşma çok önemlidir:
- Toplumsal Barışı Sağlar: İnsanlar arasında sevgi, saygı ve kardeşlik bağlarını güçlendirir. Zengin ile fakir arasındaki uçurumu azaltır, kıskançlık ve düşmanlık gibi kötü duyguları engeller.
- Birlik ve Beraberliği Artırır: Zor zamanlarda birbirine destek olan bir toplum, daha güçlü olur. Tıpkı bir ailenin bireyleri gibi, toplum da birbirine kenetlenir.
- İnsani Bir Değerdir: Başkasının derdiyle dertlenmek, sevinciyle mutlu olmak bizi daha iyi bir insan yapar. Vicdanımızı rahatlatır ve manevi olarak huzurlu olmamızı sağlar.
- Bereketi Artırır: İnancımıza göre, verdiğimiz zaman malımızın azalmayacağı, tam tersine daha da bereketleneceği öğretilir.
Kısacası, hem mutlu bir birey hem de huzurlu bir toplum olabilmek için paylaşma ve yardımlaşma vazgeçilmezdir.
2. Zekât ne demektir?
Çözüm:
Zekât kelimesi sözlükte “artma, çoğalma, temizlenme ve bereket” gibi güzel anlamlara gelir.
Dini bir terim olarak ise zekât; dinen zengin sayılan Müslümanların, sahip oldukları mal veya paranın belli bir miktarını (genellikle kırkta birini yani %2,5’ini) yılda bir kez olmak üzere Kur’an-ı Kerim’de belirtilen ihtiyaç sahiplerine vermeleri demektir. Zekât, İslam’ın beş şartından biridir ve farz olan bir ibadettir.
3. Sadaka ve infak kavramları ne anlama gelir?
Çözüm:
Bu iki kavram birbiriyle çok yakın olsa da aralarında küçük farklar var. Gelin bakalım:
- İnfak: Allah’ın (c.c.) rızasını kazanmak için sahip olduğumuz mallardan harcama yapmak, yardımda bulunmak demektir. İnfak, hem zekât gibi farz olan yardımları hem de gönüllü olarak yapılan her türlü maddi yardımı kapsayan daha genel bir ifadedir. Yani para, yiyecek, giyecek gibi maddi şeyler vererek yaptığımız yardımların genel adıdır.
- Sadaka: Sadaka ise çok daha geniş bir anlama sahiptir. Sadece maddi yardımları değil, Allah rızası için yapılan her türlü iyiliği ve güzel davranışı içerir. Örneğin, birine gülümsemek, yaşlı birine yardım etmek, güzel bir söz söylemek bile sadaka sayılır. Yani sadaka, hem maddi hem de manevi olabilir.
Unutmayın, her zekât bir infaktır ama her infak zekât değildir. Sadaka ise en geniş kapsamlı yardım şeklidir.
4. Kimler fıtır sadakası (fitre) vermekle yükümlüdür?
Çözüm:
Fıtır sadakası, yani halk arasında bilinen adıyla fitre, Ramazan ayına özgü bir ibadettir. Fitre vermekle yükümlü olan kişiler şunlardır:
- Müslüman olan,
- Temel ihtiyaçları (barınma, yeme-içme vb.) ve borçları dışında, zekât verecek kadar olmasa da belli bir miktar mala sahip olan,
- Herkes kendisi ve bakmakla yükümlü olduğu kişiler (örneğin çocukları) için fitre verir.
Fitre, Ramazan Bayramı namazından önce verilmelidir ki ihtiyaç sahipleri de bayram sevincini yaşayabilsinler.
5. Zekât ve sadakanın toplumsal faydaları nelerdir?
Çözüm:
Zekât ve sadaka, sadece veren ve alan kişiyi değil, bütün toplumu olumlu etkileyen harika ibadetlerdir. Başlıca faydaları şunlardır:
- Ekonomik dengeyi sağlar, zengin ile fakir arasındaki mesafeyi azaltır.
- Toplumda sevgi, saygı ve güven ortamı oluşturur.
- Kıskançlık, kin ve düşmanlık gibi kötü duyguların yayılmasını engeller.
- Sosyal adaleti güçlendirir ve yoksulluğu azaltır.
- İnsanları cömertliğe ve duyarlı olmaya teşvik eder.
- Toplumsal dayanışmayı, birlik ve beraberliği artırır.
6. Hz. Şuayb (as) hangi toplumlara peygamber olarak gönderilmiştir? O, görevini yaparken ne gibi zorluklarla karşılaşmıştır?
Çözüm:
Hz. Şuayb (a.s.), iki farklı kavme peygamber olarak gönderilmiştir:
1. Medyen Halkı
2. Eyke Halkı
Görevini yaparken ise maalesef büyük zorluklarla karşılaşmıştır. Kavmi onu dinlememiş ve ona karşı çıkmıştır. Karşılaştığı başlıca zorluklar şunlardı:
- Ticarette Hile: Kavmi, ölçü ve tartıda hile yapıyor, insanların hakkını yiyordu. Hz. Şuayb onları bu konuda uyardığında onu dinlemediler.
- İnançsızlık: Allah’a inanmıyor, putlara tapıyorlardı. Tevhid inancına (tek Allah inancına) davet edildiğinde bu daveti reddettiler.
- Tehdit ve Alay: Hz. Şuayb ile alay ettiler, onu küçümsediler ve eğer davetinden vazgeçmezse onu ve ona inananları yurtlarından sürmekle tehdit ettiler.
B. Aşağıdaki çoktan seçmeli soruları cevaplandırınız.
1. Aşağıda verilen yargılardan hangisi yanlıştır?
A) Bir Müslüman’ın sıkıntısını giderene Allah (cc) da yardım eder.
B) İnsan her zaman, her yerde sadece kendini düşünmelidir.
C) Paylaşma ve yardımlaşma hem maddi hem manevi konuları kapsar.
D) Kur’an-ı Kerim’de paylaşma ve yardımlaşmayla ilgili birçok ayet bulunur.
Çözüm:
Adım 1: Şıkları tek tek inceleyelim. A, C ve D şıklarındaki ifadeler dinimizin ve genel ahlak kurallarının teşvik ettiği doğru davranışlardır. Birine yardım edene Allah’ın da yardım edeceği, yardımlaşmanın hem maddi hem manevi olabileceği ve Kur’an’da bununla ilgili ayetlerin olduğu doğrudur.
Adım 2: B şıkkına bakalım. “İnsan her zaman, her yerde sadece kendini düşünmelidir.” ifadesi bencillik anlamına gelir. Oysa dinimiz ve kültürümüz bize paylaşmayı, başkalarını düşünmeyi, yani diğerkâmlığı öğretir. Bu nedenle bu ifade yanlıştır.
Doğru Cevap: B
2. “Veren el, alan elden üstündür.” (Buhârî, Zekât, 18.) hadisine göre aşağıdakilerden hangisi doğru bir yorum olur?
A) Yardım eden kişi kendini başkalarından üstün görmelidir.
B) Kişi, kendi çıkarı için iyilik yapmayı gaye edinmelidir.
C) İslam dininde yardımsever olmaya büyük önem verilmiştir.
D) Yardım alan kimselerin herhangi bir üstünlüğü yoktur.
Çözüm:
Adım 1: Hadis-i şerifi anlayalım. “Veren el, alan elden üstündür” sözü, yardım etme eyleminin ne kadar değerli ve sevap bir iş olduğunu vurgulamak için söylenmiştir. Amaç, insanları yardım etmeye, cömert olmaya teşvik etmektir.
Adım 2: Şıkları bu anlam çerçevesinde değerlendirelim. A şıkkı kibir anlamına gelir ki bu yanlıştır. B şıkkı, iyiliğin çıkar için yapılmasını söylüyor, oysa iyilik Allah rızası için yapılır. D şıkkı ise konunun özünden uzaklaşarak insanları karşılaştırıyor, hadisin amacı bu değildir.
Adım 3: C şıkkında ise “İslam dininde yardımsever olmaya büyük önem verilmiştir.” deniyor. Hadis tam olarak bu mesajı vermektedir. Yardım etmeyi övdüğüne göre, yardımseverliğe önem veriyor demektir. Bu yüzden en doğru yorum budur.
Doğru Cevap: C
3. Zengin Müslümanların, sahip oldukları mal veya paranın kırkta birini her yıl fakirlere vermelerine ……………….. denir. Yukarıda tanımı yapılan ibadet hangisidir?
A) Sadakayıcariye
B) İnfak
C) Fıtır sadakası
D) Zekât
Çözüm:
Adım 1: Sorudaki tanımda bize bazı ipuçları verilmiş. Bunların altını çizelim: “Zengin Müslümanlar”, “kırkta birini” ve “her yıl”.
Adım 2: Bu ipuçlarının hangi kavrama ait olduğunu düşünelim. Sadakayıcariye, sevabı sürekli devam eden sadakadır (çeşme yaptırmak gibi). İnfak, genel bir harcamadır. Fıtır sadakası (fitre) ise Ramazan’da verilir ve miktarı bellidir, malın kırkta biri değildir.
Adım 3: Zekâtın tanımını hatırlayalım. Zengin Müslümanların, mallarının kırkta birini, her yıl ihtiyaç sahiplerine vermesi gereken farz bir ibadettir. Sorudaki tanım, zekâtın tanımıyla birebir örtüşmektedir.
Doğru Cevap: D
Umarım tüm açıklamalar anlaşılır olmuştur. Hepinize başarılar dilerim!