8. Sınıf Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Ders Kitabı Cevapları SDR İpekyolu Yayıncılık Sayfa 22
Harika bir metin ve üzerinde düşünmemiz gereken güzel sorular! Bir öğretmen olarak sana bu konuları en anlaşılır şekilde açıklamaktan mutluluk duyarım. Hadi gel, bu soruları birlikte adım adım inceleyelim ve çözelim.
Soru 1: Çevrenizdeki insanlar günlük hayatta hangi olayları, ne gibi durumları kaderle ilişkilendirmektedir? Bu konudaki gözlemleriniz nelerdir?
Merhaba sevgili öğrencim. Bu soru, aslında bizim çevremizi ne kadar iyi gözlemlediğimizi ve duyduğumuz sözler üzerine ne kadar düşündüğümüzü ölçüyor. Gel birlikte düşünelim, insanlar “kader”, “kısmet”, “alın yazısı” gibi kelimeleri ne zaman kullanıyor?
Adım 1: Olayları Düşünelim
İnsanlar genellikle kendi kontrolleri dışında gelişen, ani, beklenmedik veya çok sevindirici/üzücü olaylar karşısında kader kavramına sığınırlar. Gözlemlerine yardımcı olması için bazı örnekler vereyim:
- Ani ve Beklenmedik Ölümler: Özellikle genç yaşta veya bir kaza sonucu yaşanan ölümler için insanlar sıkça “Eceli bu kadarmış.“, “Kaderinde böyle ölmek varmış.” gibi cümleler kurarlar.
- Büyük Kazalardan Sağ Kurtulmak: Çok ciddi bir trafik kazasından burnu bile kanamadan kurtulan biri için “Kaderinde yaşamak varmış, Allah korumuş.” denildiğini duymuşsundur.
- Evlilik ve İlişkiler: İki insanın tanışıp evlenmesi “kısmet” olarak görülür. “Onlar birbirinin kaderiymiş.” gibi ifadeler kullanılır.
- İş ve Başarı: Çok istenen bir işe girememek veya tam tersi, hiç beklenmedik bir yerden iş teklifi almak da “Kaderde bu yokmuş.” veya “Kısmetinde bu iş varmış.” şeklinde yorumlanabilir.
- Hastalıklar ve Sağlık: Ciddi bir hastalığa yakalanan veya tam tersi, zor bir hastalıktan kurtulan kişiler için de kaderle ilgili yorumlar yapılır.
Adım 2: Gözlemlerimizi Yorumlayalım
Bu gözlemlerden yola çıkarak şunu söyleyebiliriz: İnsanlar, hayatın getirdiği büyük dönüm noktalarını, özellikle de nedenini tam olarak açıklayamadıkları iyi veya kötü olayları kaderle ilişkilendirme eğilimindedir. Bu, bazen yaşanan acıyı kabullenmeyi kolaylaştırır, bazen de elde edilen mutluluğa ilahi bir anlam katar. Ancak metinde de okuduğumuz gibi, kendi tedbirsizliğimiz veya hatalarımız sonucu olan şeyleri tamamen kadere bağlamak doğru değildir. Örneğin, hız yapıp kaza yapan birinin “kaderim böyleymiş” demesi, kendi sorumluluğunu göz ardı etmesi anlamına gelir.
Soru 2: “Ecel geldi cihane, baş ağrısı bahane.” sözüyle verilmek istenen mesaj nedir?
Bu çok güzel ve derin anlamlı bir atasözümüzdür. Hadi gel bu sözün ne anlama geldiğini adım adım çözümleyelim.
“Ecel geldi cihane, baş ağrısı bahane.”
Adım 1: Kelimeleri Anlayalım
- Ecel: Metinde de geçtiği gibi, Allah tarafından her canlı için belirlenmiş olan yaşam süresinin sonu, yani ölüm anıdır.
- Cihan: Dünya, alem demektir. “Ecel geldi cihane” demek, “ölüm vakti dünyaya, yani o kişiye geldi” anlamındadır.
- Bahane: Bir şeyin asıl nedeni değil de, görünürdeki göstermelik nedenidir.
Adım 2: Mesajı Çıkaralım
Bu kelimeleri birleştirdiğimizde atasözünün anlamı ortaya çıkıyor. Bu söz bize şunu anlatmak istiyor: Bir canlının Allah tarafından belirlenmiş ömrü (ömür) sona erdiğinde, yani eceli geldiğinde, ölümü için mutlaka bir sebep ortaya çıkar. Bu sebep bir baş ağrısı, bir kalp krizi, bir kaza ya da başka bir hastalık olabilir. İşte bu görünürdeki sebepler aslında birer “bahane“dir. Asıl ve değişmez gerçek, o canlının ecelinin gelmiş olmasıdır.
Sonuç olarak; bu söz, ölümün kaçınılmaz olduğunu ve ecel geldiğinde hiçbir şeyin buna engel olamayacağını vurgular. Ölümün sebebi olarak gördüğümüz olaylar (hastalık, kaza vb.) ise bu ilahi planın gerçekleşmesi için sadece birer araçtır. Metindeki “Her can ölümü tadacaktır.” ayeti de bu düşünceyi desteklemektedir.