8. Sınıf Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Ders Kitabı Cevapları SDR İpekyolu Yayıncılık Sayfa 23
Merhaba sevgili öğrencim,
Bugün Kader İnancı ile ilgili çok önemli konuları ele alan bu sayfadaki etkinlikleri birlikte yapacağız. Bu sorular, üzerinde düşünmemizi ve öğrendiklerimizi pekiştirmemizi sağlayacak. Haydi başlayalım!
Soru 1: Doktoru, sigara ve içkiyi mutlaka bırakmalısın dediği hâlde kötü alışkanlıklarını sürdürüp ağır bir hastalığa yakalanan; trafik kurallarına uymayıp kaza geçiren ve hayatını kaybeden kişilerin durumunu “Takdir-i ilahi böyleymiş.”, “Allah (cc) böyle yazmış, dilemiş.” diye değerlendirmek mümkün müdür? Niçin? Sınıfınızda arkadaşlarınızla tartışınız.
Çözüm:
Bu gerçekten de üzerinde dikkatle düşünmemiz gereken harika bir soru. Gel birlikte adım adım inceleyelim.
Adım 1: Sorudaki Örnekleri Anlayalım
Soruda bize iki durum anlatılıyor:
- Bir kişi, doktorun “Sakın bunları yapma, sağlığın için çok zararlı!” demesine rağmen sigara ve içki gibi kötü alışkanlıklarına devam ediyor ve sonunda hasta oluyor.
- Başka bir kişi ise trafik kurallarına, mesela hız sınırına veya kırmızı ışığa, uymuyor ve maalesef kaza yapıp hayatını kaybediyor.
Bu iki durumda da ortak olan şey, kişilerin kendi akıllarını ve iradelerini kullanarak yanlış seçimler yapmaları ve gerekli önlemleri almamalarıdır.
Adım 2: Akıl ve İrade Sorumluluğu
Yüce Allah, biz insanlara diğer canlılardan farklı olarak akıl ve cüz-i irade (yani seçme özgürlüğü) vermiştir. Bu sayede iyiyi kötüden, doğruyu yanlıştan ayırabilir ve kendi kararlarımızı verebiliriz. Trafik kurallarına uymak ya da uymamak, sağlığımıza dikkat etmek ya da etmemek tamamen bizim kendi seçimimizdir.
İşte bu seçme özgürlüğü, aynı zamanda bize bir sorumluluk yükler. Yani yaptığımız seçimlerin sonuçlarından biz sorumluyuz.
Adım 3: Kader İnancını Doğru Anlamak
Kader, her şeyin Allah’ın bilgisi ve planı dâhilinde olmasıdır. Ancak bu, bizim bir kukla gibi olduğumuz anlamına gelmez. Bizim seçimlerimiz de bu planın bir parçasıdır. İslam, bize önce aklımızı kullanıp gerekli tüm önlemleri (tedbirleri) almamızı, sonra Allah’a güvenip dayanmamızı (tevekkül etmemizi) öğretir.
Örnekteki kişiler, üzerlerine düşen sorumluluğu yerine getirmemiş, yani tedbir almamışlardır. Kendi ihmalleri ve yanlış seçimleri sonucu ortaya çıkan kötü bir durum için suçu kadere atmak, kader inancını yanlış anlamaktır.
Sonuç:
Hayır, bu kişilerin durumunu sadece
“Takdir-i ilahi böyleymiş.”
diyerek değerlendirmek mümkün değildir ve doğru bir yaklaşım olmaz.
Çünkü bu olaylarda kişilerin kendi ihmalleri, sorumsuzlukları ve yanlış tercihleri ön plandadır. Kader, insanın sorumluluklarını yok sayan bir mazeret kapısı değildir. İnsan, aklını ve iradesini kullanarak yaptığı seçimlerin sonucuna katlanmalıdır.
Soru 2: “Tedbir kuldan, takdir Allah’tandır.” sözüyle anlatılmak istenen nedir? Beyin fırtınası yapınız.
Çözüm:
Bu atasözü, aslında bir önceki sorunun cevabını ve kader konusunun özetini içinde barındıran muhteşem bir ifadedir. Gel, ne anlama geldiğini birlikte keşfedelim.
Adım 1: Sözü İki Bölümde İnceleyelim
- “Tedbir kuldan…”: Bu bölüm, insanın üzerine düşen görevi anlatır. Tedbir almak; önlem almak, dikkatli olmak, aklımızı ve bilgimizi kullanarak olası tehlikelere karşı hazırlıklı olmaktır. Bu, bizim sorumluluk alanımızdır.
Örnekler: Sınava iyi çalışmak, hasta olmamak için sağlıklı beslenmek, araba kullanırken emniyet kemerini takmak birer tedbirdir. - “…takdir Allah’tandır.”: Bu bölüm ise, bizim çabamızın ve önlemlerimizin ötesindeki sonucu ifade eder. Takdir; Yüce Allah’ın her şeyi bir ölçüye göre yaratması, karar vermesi ve son hükmü vermesidir. Biz elimizden gelen her şeyi yaptıktan sonra, sonucun ne olacağı Allah’ın iradesine bağlıdır.
Örnek: Sınava çok iyi çalıştın (tedbiri aldın), ama sınav günü hastalandığın için beklediğin kadar iyi yapamadın. İşte bu sonuç, senin kontrolünün dışındadır ve takdirdir.
Adım 2: Bir Çiftçi Örneğiyle Düşünelim
Bir çiftçiyi hayal edelim. Bol ürün almak istiyor.
Tedbir (Kulun görevi): Çiftçi, tarlasını zamanında sürer, en kaliteli tohumu eker, tarlayı sular, zararlı otları temizler ve gübresini verir. Bunların hepsi onun elindedir ve yapması gereken tedbirlerdir.
Takdir (Allah’ın kararı): Çiftçi tüm bu görevleri yapsa bile, o yıl hiç yağmur yağmayabilir, bir sel veya don olayı bütün mahsulü yok edebilir. İşte bu sonuçlar çiftçinin elinde değildir. Bu, takdir-i ilahidir.
Sonuç:
Bu sözle anlatılmak istenen şudur: İnsan, pasif bir şekilde oturup “nasılsa kaderimde ne varsa o olur” dememelidir. Aksine, aklını ve gücünü sonuna kadar kullanarak üzerine düşen tüm görevleri yapmalı, tüm önlemleri almalıdır. Bu, onun kulluk görevidir. Elinden gelen her şeyi yaptıktan sonra ise sonucun ne olacağı konusunda Yüce Allah’a güvenmeli ve O’nun kararına razı olmalıdır. İşte bu, İslam’ın bizden istediği dengeli ve doğru kader anlayışıdır.