5. Sınıf Sosyal Bilgiler Ders Kitabı Cevapları E Kare Yayınları Sayfa 105
Harika bir soru, sevgili öğrencim! Gel, birlikte bu grafikleri bir dedektif gibi inceleyelim ve soruların cevaplarını adım adım bulalım. Unutma, grafikler bize sayılarla hikayeler anlatır. Bizim görevimiz de bu hikayeleri doğru okumak!
1. Soru: Bu ifadeler size yöneltilseydi cevabınız ne olurdu?
Bu soru aslında tamamen sana özel bir soru. Yani bunun tek bir doğru cevabı yok. Burada önemli olan, senin sosyal medyada ve televizyonda gördüklerine karşı nasıl bir tutum sergilediğindir.
Adım 1: Kendine şu soruları sor: “İnternette veya televizyonda gördüğüm bir habere, bir bilgiye hemen inanır mıyım? Yoksa ‘Acaba bu gerçekten doğru mu?’ diye aklımdan geçirir, farklı kaynaklardan kontrol etme ihtiyacı duyar mıyım?”
Adım 2: Verdiğin cevaplara göre grafiklerdeki seçeneklerden (Hiç sorgulamam, Sorgulamam, Kararsızım, Sorgularım, Mutlaka sorgularım) hangisinin sana en uygun olduğunu düşünebilirsin. Bu, senin medya okuryazarlığı konusunda kendi durumunu görmen için harika bir fırsat!
2. Soru: Cevaplardaki yüzdelik oranlara bakarak ‘Öğrencilerin tamamına yakını medya okuryazarıdır.’ tespitini yapmak niçin doğru değildir?
Bu çok önemli bir analiz sorusu. “Tamamına yakını” demek, neredeyse herkesin, yani %90-100’e yakın bir oranın öyle olduğu anlamına gelir. Bakalım grafikler bize bunu söylüyor mu?
Adım 1: Öncelikle “medya okuryazarı olmak” bu grafiğe göre ne anlama geliyor, onu anlayalım. Medya okuryazarı bir kişi, gördüğü bilgiyi sorgulayan kişidir. Yani grafiklerdeki “Sorgularım” ve “Mutlaka sorgularım” diyen öğrenciler, medya okuryazarlığı becerisi gösterenlerdir.
Adım 2: Şimdi bu iki grubun yüzdelerini toplayarak sorgulayan öğrencilerin toplam oranını bulalım.
-
Sosyal Medya için:
35,6 (Sorgularım)
+ 26,0 (Mutlaka sorgularım)
61,6Yani sosyal medyada bilgileri sorgulayanların oranı %61,6.
-
Televizyon için:
34,0 (Sorgularım)
+ 26,3 (Mutlaka sorgularım)
60,3Televizyondaki bilgileri sorgulayanların oranı ise %60,3.
Adım 3: Sonuca bakalım. Bulduğumuz oranlar (%61,6 ve %60,3) öğrencilerin yarısından fazlasının bilgileri sorguladığını gösteriyor. Bu güzel bir şey! Ancak bu oranlar “tamamına yakını” demek için yeterli değil. Geriye kalan yaklaşık %40’lık bir kesim ya bilgiyi sorgulamıyor ya da bu konuda kararsız.
Sonuç olarak; öğrencilerin çoğunluğu sorgulayıcı bir tavır sergilese de, “tamamına yakını” ifadesi doğru değildir. Çünkü sorgulamayan veya kararsız olanların oranı da azımsanmayacak kadar yüksektir.
3. Soru: Her iki grafikte de “Hiç sorgulamam.” ve “Sorgulamam.” cevaplarını verenlere medya okuryazarlığı hakkında neler önerirsiniz?
Bu gruplar, karşılaştıkları bilgileri pek sorgulamadan kabul eden öğrenciler. Onlara, dijital dünyada daha güvende olmaları ve doğru bilgiye ulaşmaları için bazı tavsiyelerde bulunabiliriz.
Adım 1: Öncelikle bu davranışın neden riskli olduğunu anlamalıyız. Bilgiyi sorgulamamak, bizi yanlış yönlendirmelere, yalan haberlere ve dolandırıcılıklara karşı savunmasız bırakabilir.
Adım 2: İşte onlara verebileceğimiz bazı somut öneriler:
- Her Gördüğüne Hemen İnanma: Karşına çıkan bir bilgi, özellikle de çok şaşırtıcı veya inanılmaz geliyorsa, ona şüpheyle yaklaş. “Acaba bu doğru olabilir mi?” diye kendine sor.
- Kaynağı Kontrol Et: Bu bilgiyi kim paylaşıyor? Güvenilir bir haber sitesi mi, bir bilim insanı mı, yoksa tanımadığın bir sosyal medya hesabı mı? Resmi kurumların (sonunda .gov.tr olanlar) veya üniversitelerin (sonunda .edu.tr olanlar) siteleri genellikle daha güvenilirdir.
- Farklı Kaynaklardan Araştır: Aynı haberi veya bilgiyi, güvendiğin birkaç farklı haber sitesinden veya kaynaktan daha kontrol et. Eğer hepsi aynı şeyi söylüyorsa, bilginin doğru olma ihtimali artar.
- Haberin Tarihine Bak: Bazen çok eski haberler yeniymiş gibi tekrar paylaşılabiliyor. Bu da yanlış anlaşılmalara neden olabilir.
Unutma ki, iyi bir medya okuryazarı olmak, internette ve televizyonda gördüğümüz her şeye inanmak yerine, aklımızı ve araştırma becerimizi kullanarak doğru bilgiye ulaşmaktır. Tıpkı bir dedektif gibi ipuçlarını takip etmektir!