6. Sınıf İngilizce Ders Kitabı Cevapları Meb Yayınları Work Book Sayfa 34
Harika bir çalışma! Merhaba sevgili 6. sınıf öğrencim, ben İngilizce öğretmeniniz. Şimdi bu görseldeki alıştırmaları birlikte, adım adım çözeceğiz. Hazırsan, haydi başlayalım!
2- Complete the dialogue with the words below. There is an extra one. (Aşağıdaki kelimelerle diyaloğu tamamlayın. Bir tane fazladan kelime var.)
Önce kutudaki kelimelerin anlamlarına bir göz atalım, böylece işimiz kolaylaşır:
- blamed: suçladı
- acknowledge: kabul etmek, doğruluğunu kabul etmek
- attempts: girişimler, çabalar
- conflict: anlaşmazlık, çatışma
- maintain: sürdürmek, korumak
- objective: nesnel, tarafsız
- inherit: miras almak
- failures: başarısızlıklar
- desperate: umutsuz, çaresiz
Şimdi diyaloğu okuyup boşlukları dolduralım.
Adım 1: Boşluk (1)
Hazan: Hello, Zeynep. You look (1) ………………………. Are you OK?
Hazan, Zeynep’in nasıl göründüğünü söylüyor ve iyi olup olmadığını soruyor. Zeynep’in cevabında “I feel sensitive today.” yani “Bugün hassas hissediyorum.” diyor. Bu durumda Zeynep’in yüz ifadesi pek iyi olmamalı. Kötü, üzgün veya endişeli göründüğünü anlıyoruz. Kutudaki kelimelerden bu duruma en uygun olanı desperate yani “umutsuz” kelimesidir.
Sonuç: (1) desperate
Adım 2: Boşluk (2)
Hazan: You told me something about her before. She hasn’t solved the family (2) ………………………. yet, has she?
Hazan, Zeynep’in kız kardeşinin ailedeki bir şeyi henüz çözemediğini söylüyor. Aile içinde yaşanan problemlere, anlaşmazlıklara ne deriz? Tabii ki conflict! Bu kelime “anlaşmazlık” veya “çatışma” anlamına gelir ve tam olarak buraya uyuyor.
Sonuç: (2) conflict
Adım 3: Boşluk (3)
Zeynep: Yes, unfortunately. This makes life difficult for all of us. So, I have been making (3) ………………………. to defend my sister against my parents for a while.
Zeynep, bir süredir kız kardeşini ailesine karşı savunmak için bir şeyler yaptığını söylüyor. Bir şeyi başarmak için yaptığımız denemelere, çabalara ne isim veririz? Elbette attempts! Yani “girişimlerde, çabalarda bulunuyorum” diyor.
Sonuç: (3) attempts
Adım 4: Boşluk (4)
Hazan: You have never (4) ………………………. your sister or parents, have you?
Hazan, Zeynep’e “Kız kardeşini ya da aileni hiç … yapmadın, değil mi?” diye soruyor. Aile içi tartışmalarda insanlar birbirine ne yapar? Suçlar, değil mi? Buraya en uygun kelime blamed yani “suçlamak” fiilinin geçmiş zaman halidir. Cümle “Hiç kız kardeşini veya aileni suçlamadın, değil mi?” anlamına geliyor.
Sonuç: (4) blamed
Adım 5: Boşluk (5)
Zeynep: Of course. I love them. My sister blames herself. Because she has had some (5) ………………………. and has regretted not studying enough recently.
Zeynep’in kız kardeşi son zamanlarda yeterince ders çalışmadığı için pişmanmış ve kendini suçluyormuş. Ders çalışmayınca ne olur? Maalesef bazen başarısızlıklar yaşanır. İşte bu boşluğa da failures kelimesi gelecek. Yani “birkaç başarısızlık yaşadı” diyor.
Sonuç: (5) failures
Adım 6: Boşluk (6)
Zeynep: My parents (6) ………………………. and approve of the situation.
Bu cümle biraz kafa karıştırıcı olabilir, dikkatli olalım. “Ailem durumu … ve onaylıyor.” diyor. Ancak cümlenin devamında “Still, there is sometimes a tension between them.” yani “Hala aralarında bazen bir gerginlik oluyor.” diyor. Bu durumda anne-babanın durumu tam olarak onayladığı söylenemez. Ancak kelimelere baktığımızda, durumu “kabul ettiklerini” söylemek en mantıklısı. Acknowledge kelimesi “bir şeyin varlığını veya doğruluğunu kabul etmek” anlamına gelir. Bu yüzden en uygun seçenek budur.
Sonuç: (6) acknowledge
Adım 7: Boşluk (7)
Hazan: You have been trying to unite and (7) ………………………. your family bond nowadays.
Hazan, Zeynep’in aile bağlarını birleştirmeye ve … çalıştığını söylüyor. Aile “bağı” (family bond) ne yapılır? Korunur, devam ettirilir, sürdürülür. Bu anlama gelen kelimemiz maintain. Cümle “Aile bağlarınızı birleştirmeye ve korumaya çalışıyorsun.” anlamına geliyor.
Sonuç: (7) maintain
Adım 8: Boşluk (8)
Hazan: You are both (8) ………………………. and sincere.
Hazan, Zeynep ve kız kardeşinin bir özelliğini daha söylüyor. “İkiniz de … ve samimisiniz (sincere).” diyor. “Samimi” kelimesinin yanına gelebilecek olumlu bir sıfat arıyoruz. Kalan kelimelerden objective yani “tarafsız, nesnel” kelimesi buraya çok yakışıyor.
Sonuç: (8) objective
Gördüğün gibi, inherit (miras almak) kelimesini hiç kullanmadık. O da fazladan verilen kelimeydi!
4- Match the words with their definitions. There is an extra one. (Kelimeleri tanımlarıyla eşleştirin. Bir tane fazladan tanım var.)
Şimdi de kelimelerle anlamlarını eşleştireceğiz. Bu harika bir kelime öğrenme etkinliği!
Adım 1: Kelimeleri ve tanımları inceleyelim.
- a. sensitive: hassas, duygusal
- b. to defend: savunmak
- c. to regret: pişman olmak
- d. to approve: onaylamak
- e. a bond: bağ, ilişki
- f. sincere: samimi, içten
Adım 2: Eşleştirmeyi yapalım.
- a. sensitive kelimesi, diğer insanların duygularını anlayan, onlara karşı duyarlı olan kişi demektir. Bu da “aware of and able to understand other people and their feelings” (diğer insanların ve onların duygularının farkında olan ve anlayabilen) tanımıyla eşleşir.
- b. to defend kelimesi, birini veya bir şeyi saldırıdan korumak demektir. Bu da “to protect somebody/something from attack” (birini/bir şeyi saldırıdan korumak) tanımıyla eşleşir.
- c. to regret kelimesi, yaptığın bir şeyden dolayı üzüntü duymak, yani pişman olmak demektir. Bu da “to feel sorry about something you have done” (yaptığın bir şey için üzgün hissetmek) tanımıyla eşleşir.
- d. to approve kelimesi, bir şeyin iyi, kabul edilebilir veya uygun olduğunu düşünmek, yani onaylamak demektir. Bu da “to think that somebody/something is good, acceptable or suitable” (birinin/bir şeyin iyi, kabul edilebilir veya uygun olduğunu düşünmek) tanımıyla eşleşir.
- e. a bond kelimesi, insanlar veya gruplar arasında bir bağlantı oluşturan şey, yani bağ demektir. Bu da “something that forms a connection between people or groups” (insanlar veya gruplar arasında bir bağlantı oluşturan şey) tanımıyla eşleşir.
- f. sincere kelimesi, gerçekten ne düşündüğünü veya hissettiğini göstermek, yani samimi olmak demektir. Bu da “showing what you really think or feel” (gerçekten ne düşündüğünü veya hissettiğini göstermek) tanımıyla eşleşir.
Sonuç:
- a. sensitive → aware of and able to understand other people and their feelings
- b. to defend → to protect somebody/something from attack
- c. to regret → to feel sorry about something you have done
- d. to approve → to think that somebody/something is good, acceptable or suitable
- e. a bond → something that forms a connection between people or groups
- f. sincere → showing what you really think or feel
Peki hangi tanım boşta kaldı? Evet, doğru bildin! “telling the truth” (doğruyu söylemek) tanımını hiçbir kelimeyle eşleştirmedik.
Umarım açıklamalarım anlaşılır olmuştur. Anlamadığın bir yer olursa çekinmeden sorabilirsin. Harika iş çıkardın, tebrikler!