6. Sınıf İngilizce Ders Kitabı Cevapları Meb Yayınları Work Book Sayfa 71
Merhaba sevgili öğrencilerim!
Bugün sizlerle birlikte kitabımızdaki “A Letter to My Future Self” (Gelecekteki Kendime Mektup) başlıklı metni ve sorularını inceleyeceğiz. Uzay adında 12 yaşındaki bir çocuğun, 30 yaşındaki haline yazdığı bu mektup hem çok eğlenceli hem de bize gelecek hayalleri hakkında çok şey anlatıyor. Hadi gelin, soruları adım adım birlikte çözelim!
Soru a: How old is Uzay when writing this letter, and how old will he be when he reads it? (Uzay bu mektubu yazarken kaç yaşında ve okuduğunda kaç yaşında olacak?)
Çözüm:
Adım 1: İlk olarak, Uzay’ın mektubu yazarken kaç yaşında olduğunu bulalım. Mektubun ikinci cümlesine dikkatlice bakalım:
“I’m 12 years old now…”
Bu cümle, “Ben şimdi 12 yaşındayım…” anlamına geliyor. Demek ki Uzay mektubu yazarken 12 yaşındaymış.
Adım 2: Şimdi de mektubu okuyacak olan gelecekteki Uzay’ın kaç yaşında olacağını bulalım. Mektup kime hitaben yazılmış? En başta şöyle diyor:
“Hello, 30-Year-Old Uzay!“
Bu da “Merhaba, 30 yaşındaki Uzay!” demek. Yani mektubu okuduğunda 30 yaşında olacak.
Sonuç: Uzay mektubu yazarken 12, okuduğunda ise 30 yaşında olacak.
Soru b: Why does Uzay ask about blue planets if blue is still his favorite color? (Eğer mavi hala en sevdiği renkse, Uzay neden mavi gezegenler hakkında soru soruyor?)
Çözüm:
Adım 1: Metindeki ilgili cümleyi bulalım:
“If blue is still your favourite colour, you’re probably very excited about blue planets as you explore galaxies.”
Bu cümle, “Eğer mavi hala en sevdiğin renkse, galaksileri keşfederken mavi gezegenler konusunda muhtemelen çok heyecanlısındır.” demek.
Adım 2: Bu cümleyi yorumlayalım. Uzay, çocukken en sevdiği rengin gelecekteki astronot hayatıyla birleştiğini hayal ediyor. Eğer hala maviyi seviyorsa, uzayda mavi bir gezegen görmek onun için çok daha özel ve heyecan verici olurdu. Bu yüzden bu soruyu soruyor.
Sonuç: Çünkü en sevdiği rengin, hayali olan astronotluk mesleğiyle birleşmesinin ne kadar heyecan verici olacağını merak ediyor.
Soru c: Why might Uzay specifically ask about making videos at the space station with Efe and Deniz? (Uzay neden özellikle Efe ve Deniz ile uzay istasyonunda video çekmek hakkında soru soruyor olabilir?)
Çözüm:
Adım 1: Mektupta geçen ifade şuydu:
“If you’re still in touch with Efe and Deniz, you should be making videos with them at the space station!”
Yani, “Eğer hala Efe ve Deniz ile görüşüyorsan, onlarla uzay istasyonunda videolar çekiyor olmalısın!” diyor.
Adım 2: Bu ifadeden yola çıkarak bir tahminde bulunalım. Efe ve Deniz, muhtemelen Uzay’ın şimdiki en iyi arkadaşlarıdır. Belki de birlikte oyunlar oynuyor, videolar çekiyor ve uzaya gitme hayalini paylaşıyorlar. Uzay, gelecekte de bu arkadaşlıklarının devam etmesini ve hayallerini birlikte gerçekleştirmelerini umuyor.
Sonuç: Çünkü Efe ve Deniz muhtemelen onun şimdiki en iyi arkadaşlarıdır ve onlarla birlikte uzaya gitme hayalini kuruyordur.
Soru d: What does the question about math difficulties suggest about Uzay’s current school life? (Matematik zorlukları hakkındaki soru, Uzay’ın şimdiki okul hayatı hakkında neyi düşündürüyor?)
Çözüm:
Adım 1: Metindeki kanıtımızı bulalım:
“If you’ve overcome my math difficulties, solving rocket equations is easy for you.”
Bu cümlede “matematik zorluklarımın üstesinden geldiysen” diyor.
Adım 2: Bu ifade çok açık, değil mi? “Benim matematik zorluklarım” dediğine göre, Uzay şu anda, yani 12 yaşındayken, matematik dersinde zorlanıyor. Astronot olmak için matematiğin ne kadar önemli olduğunu biliyor ve gelecekte bu sorunu aşıp aşmadığını merak ediyor.
Sonuç: Bu soru, Uzay’ın şu anki okul hayatında matematik dersinde zorlandığını gösteriyor.
Soru e: Do you think the advice “read more books at 12” would be useful? What would you add? (Sizce “12 yaşındayken daha çok kitap oku” tavsiyesi faydalı olur mu? Siz ne eklerdiniz?)
Çözüm:
Adım 1: Bu bir yorum sorusu, yani sizin düşünceleriniz önemli. İlk olarak tavsiyenin faydalı olup olmadığını düşünelim. “Daha çok kitap oku” tavsiyesi bence kesinlikle faydalıdır. Çünkü kitap okumak hayal gücünü geliştirir, yeni kelimeler öğretir ve genel kültürü artırır. Özellikle astronot olmak isteyen biri için bilim kurgu ve bilim kitapları okumak çok ilham verici olabilir.
Adım 2: Şimdi de biz bir tavsiye ekleyelim. Ben olsam şu tavsiyeyi eklerdim: “Never stop asking questions and be curious.” (Asla soru sormayı bırakma ve meraklı ol.) Çünkü bir bilim insanı veya astronot için en önemli özellik merak duygusunu kaybetmemektir.
Sonuç: Evet, bu tavsiye çok faydalıdır çünkü kitaplar hayal gücünü ve bilgiyi artırır. Ben de buna ek olarak “Asla merak etmekten vazgeçme” tavsiyesini eklerdim.
Soru f: What does the phrase “touching the stars” symbolize about Uzay’s hopes? (“Yıldızlara dokunmak” ifadesi Uzay’ın umutları hakkında neyi simgeliyor?)
Çözüm:
Adım 1: “Touching the stars” ifadesi, gerçek anlamıyla yıldızlara elle dokunmak demek değildir. Bu bir deyimdir, yani mecazi bir anlamı vardır.
Adım 2: Bu deyim, genellikle “en büyük hayallerine ulaşmak”, “imkansız gibi görüneni başarmak” veya “çok başarılı olmak” anlamında kullanılır. Uzay’ın en büyük hayali astronot olmak ve uzayı keşfetmek olduğu için, “yıldızlara dokunmak” onun için bu büyük hayalini gerçekleştirmesi anlamına gelir.
Sonuç: Bu ifade, Uzay’ın en büyük hayallerine ulaşmasını, yani astronot olup uzaya gitme hedefini gerçekleştirmesini simgeliyor.
Soru g: How does the postscript about the moon rock add humor to the letter? (Ay taşı hakkındaki not, mektuba nasıl bir mizah katıyor?)
Çözüm:
Adım 1: Mektubun sonundaki P.S. (Postscript – Not) kısmına bakalım:
“P.S. If you wrote this letter on the Moon, bring me a moon rock!”
Yani, “Not: Eğer bu mektubu Ay’da yazdıysan, bana bir ay taşı getir!”
Adım 2: Bu isteğin komik olmasının sebebi, hem çok çocuksu bir hayal olması hem de imkansız olmasıdır. 30 yaşındaki halinin, geçmişteki 12 yaşındaki haline bir şey getirmesi mümkün değildir. Bu küçük ve sevimli istek, Uzay’ın ne kadar hayalperest ve eğlenceli bir çocuk olduğunu göstererek mektuba tatlı bir şaka katıyor.
Sonuç: Gelecekteki kendisinden geçmişe bir şey getirmesini istemesi imkansız ve çocuksu bir istek olduğu için mektuba esprili ve sevimli bir hava katıyor.
Soru h: If you were Uzay’s future self, which of his questions would be hardest to answer? Why? (Eğer Uzay’ın gelecekteki hali siz olsaydınız, onun hangi sorusunu cevaplamak en zoru olurdu? Neden?)
Çözüm:
Adım 1: Bu da yine kişisel bir yorum sorusu. Herkes için zor olan soru farklı olabilir. Şöyle bir düşünelim…
Adım 2: Bence cevaplaması en zor sorulardan biri, arkadaşları Efe ve Deniz ile ilgili olan soru olabilirdi.
“If you’re still in touch with Efe and Deniz…”
(Eğer hala Efe ve Deniz ile görüşüyorsan…) Hayat her zaman planladığımız gibi gitmez. İnsanlar büyüdükçe bazen en yakın arkadaşlarıyla yolları ayrılabilir. Eğer 30 yaşındaki Uzay artık onlarla görüşmüyorsa, 12 yaşındaki o hevesli ve umut dolu haline bu üzücü gerçeği açıklamak çok zor olurdu.
Sonuç: Bence Efe ve Deniz ile hala görüşüp görüşmediği sorusu en zoru olurdu. Çünkü çocukluk arkadaşlıkları zamanla bitebilir ve bu durumu çocukluk hayallerine açıklamak duygusal olarak zorlayıcı olabilir.