6. Sınıf İngilizce Ders Kitabı Cevapları Meb Yayınları Work Book Sayfa 53
Merhaba sevgili öğrencilerim,
Harika bir çalışma sayfasıyla karşı karşıyayız! Gelin, bu soruları birlikte adım adım, kolayca anlayacağınız bir şekilde çözelim. İngilizce’deki bu yardımcı fiillerin ne kadar mantıklı ve basit olduğunu göreceksiniz. Hazırsanız, başlayalım!
8. Soru: Group the given sentences then add one more sentences for each group. (Verilen cümleleri gruplandırın ve her gruba bir cümle daha ekleyin.)
Bu soruda bizden, verilen cümleleri anlamlarına göre Probability (Olasılık), Deduction (Çıkarım), Necessity (Gereklilik), Obligation (Zorunluluk) ve Advice (Tavsiye) olarak gruplamamızı istiyor. Haydi, önce bu kelimelerin anlamlarını hatırlayalım:
- Probability (Olasılık): Bir şeyin olmasının mümkün olduğunu ama kesin olmadığını anlatan cümlelerdir. (could, might, can)
- Deduction (Çıkarım): Bir kanıta veya ipucuna bakarak mantıklı bir sonuca vardığımız cümlelerdir. (must)
- Necessity (Gereklilik): Bir şeyin yapılması gerektiğini, bir ihtiyacı belirten cümlelerdir. (need to, have to)
- Obligation (Zorunluluk): Bir kural veya güçlü bir gereklilik yüzünden yapılması gerekenleri anlatan cümlelerdir. (must, have to)
- Advice (Tavsiye): Birine “şöyle yapsan iyi olur” dediğimiz, öneri verdiğimiz cümlelerdir. (should)
Şimdi cümleleri bu gruplara yerleştirelim ve her gruba kendimizden bir örnek ekleyelim.
Adım 1: Cümleleri Gruplandırma
Probability (Olasılık):
a. That sweet potato could be part of a healthy diet. (O tatlı patates sağlıklı bir diyetin parçası olabilir.)
e. He can enjoy a bagel every morning. (Her sabah bir simidin tadını çıkarabilir.)
g. She might be baking a cake because I smell vanilla. (Vanilya kokusu aldığıma göre kek yapıyor olabilir.)
i. You can add lemon to your tea for extra flavor. (Ekstra lezzet için çayına limon ekleyebilirsin.)
Bizim Örneğimiz: It could be sunny tomorrow. (Yarın hava güneşli olabilir.)
Deduction (Çıkarım):
c. He must be preparing grilled meat because of the barbecue smell. (Mangal kokusuna bakılırsa ızgara et hazırlıyor olmalı.)
Bizim Örneğimiz: The lights are off. They must be asleep. (Işıklar kapalı. Uyumuş olmalılar.)
Necessity (Gereklilik):
b. You need to peel cucumbers. (Salatalıkları soyman gerekiyor.)
j. He has to cook rice before adding it to the stew. (Yemeğe eklemeden önce pirinci pişirmesi gerekiyor.)
Bizim Örneğimiz: You need to study for the exam. (Sınav için ders çalışman gerekiyor.)
Obligation (Zorunluluk):
f. We have to reserve a bagel in advance at the café. (Kafede önceden simit ayırtmak zorundayız.)
Bizim Örneğimiz: You must wear a helmet when you ride a bike. (Bisiklete binerken kask takmak zorundasın.)
Giving advice (Tavsiye Verme):
d. You should eat a spoonful of vegetables for good health. (İyi bir sağlık için bir kaşık dolusu sebze yemelisin.)
h. They should drink more water during hot days. (Sıcak günlerde daha fazla su içmeliler.)
Bizim Örneğimiz: You should go to bed early. (Erken yatmalısın.)
9. Soru: Circle the correct options. (Doğru seçenekleri daire içine alın.)
Bu alıştırmada cümledeki anlama en uygun olan kelimeyi seçeceğiz. Hadi teker teker inceleyelim.
a) You should / mustn’t drink more water during the day to stay hydrated.
Çözüm: Cümle “Sulu kalmak için gün içinde daha fazla su iç…” diyor. Bu olumlu bir tavsiye olduğu için doğru kelime should (yapmalısın) olmalı.
Sonuç: should
b) People with high blood pressure must / shouldn’t consume too much salt.
Çözüm: “Yüksek tansiyonu olan insanlar çok fazla tuz tüket…” diyor. Onlara tuz tüketmemeleri tavsiye edilir. Bu yüzden doğru kelime shouldn’t (yapmamalılar) olacaktır.
Sonuç: shouldn’t
c) We could / must wash fruits and vegetables before eating them.
Çözüm: “Meyve ve sebzeleri yemeden önce yıka…” diyor. Bu sağlık için güçlü bir gereklilik, hatta bir zorunluluktur. Bu yüzden must (zorundayız, -meli/-malı) en doğru ifadedir.
Sonuç: must
d) We might / have to check the ingredients before buying packaged food.
Çözüm: “Paketli gıdaları almadan önce içindekileri kontrol et…” diyor. Bu, özellikle alerjiler veya diyetler için önemli bir gerekliliktir. Bu yüzden have to (zorundayız) kelimesi “belki” anlamındaki “might” kelimesinden daha uygundur.
Sonuç: have to
e) You shouldn’t / needn’t eat late at night; it can affect your sleep.
Çözüm: “Gece geç saatte yeme…; uykunu etkileyebilir.” Bu bir tavsiyedir. “Şunu yapmasan iyi olur” demek için shouldn’t kullanırız. “Needn’t” ise “gerek yok” demektir, bu cümleye tam uymaz.
Sonuç: shouldn’t
f) He can’t / might have an allergy to nuts, but he’s never been tested.
Çözüm: “… fındığa alerjisi olabilir, ama hiç test yaptırmamış.” Cümlenin ikinci kısmı bir belirsizlik, bir ihtimal olduğunu gösteriyor. Bu yüzden doğru kelime might (olabilir) olacaktır.
Sonuç: might
g) If you want to improve your digestion, you should / can’t eat more fiber-rich foods.
Çözüm: “Eğer sindirimini iyileştirmek istiyorsan, daha çok lifli gıdalar ye…” Bu tam bir tavsiye cümlesidir. Bu yüzden should (yemelisin) kullanmalıyız.
Sonuç: should
h) He must / can’t be dehydrated—he hasn’t drunk water all day.
Çözüm: “Susuz kalmış ol… —bütün gün su içmedi.” Bütün gün su içmemiş olması, susuz kalmış olduğu yönünde güçlü bir kanıttır. Bu bir çıkarımdır. Bu yüzden must (olmalı) doğru cevaptır.
Sonuç: must
i) You shouldn’t / needn’t eat late at night; it can affect your sleep.
Çözüm: Bu cümle (e) şıkkındaki ile aynı. Cevap yine, “yapmasan iyi olur” anlamında bir tavsiye olan shouldn’t olacaktır.
Sonuç: shouldn’t
j) Avocados can’t / could be good for heart health.
Çözüm: “Avokado kalp sağlığı için iyi ol…” Bu bir olasılık veya potansiyel bir faydadan bahseden bir cümledir. Bu durumu en iyi could (olabilir) kelimesi ifade eder.
Sonuç: could
Umarım açıklamalarım anlaşılır olmuştur. Unutmayın, pratik yapmak bu konuları daha da iyi anlamanızı sağlar. Harika iş çıkardınız!