4. Sınıf Sosyal Bilgiler Ders Kitabı Cevapları Tuna Matbaacılık Sayfa 168
Merhaba sevgili öğrencilerim! Bugün birlikte sosyal bilgiler dersinde yer alan bu metni ve metinle ilgili soruları inceleyeceğiz. Hazırsanız başlayalım!
—
Mustafa Kemal’e göre özgürlüğe kavuşabilmenin yolu bağımsızlıktan geçiyordur. Türk milleti bağımsızlığını kazanmanın yanında yönetme yetkisi anlamına gelen egemenlik hakkına da sahip olmalıydı. Bu nedenle Mustafa Kemal Samsun’a çıktığı andan itibaren bir yandan ülkeyi kurtarmaya, diğer yandan milli egemenliği gerçekleştirmeye çalıştı. O, bu yoldaki en önemli adımını 23 Nisan 1920’de Ankara’da Büyük Millet Meclisini açarak attı (Görsel 6.16). Meclisimiz 8 Şubat 1921 tarihli Bakanlar Kurulu Kararı ile Türkiye Büyük Millet Meclisi adını aldı.
BMM’nin açılışıyla birlikte ulusal egemenliğe dayanan yeni bir Türk devleti kurulmuş oldu. Yönetme yetkisini ifade eden yasama, yürütme ve yargı güçleri Türk milleti adına onun temsilcilerinden oluşan BMM tarafından kullanılmaya başlandı. Böylece Türk tarihinde ilk defa kişi egemenliğinden millet egemenliğine geçildi. Mustafa Kemal bu durumunu “Bütün cihan bilmelidir ki artık bu devletin ve bu milletin başında hiçbir kuvvet yoktur, hiçbir makam yoktur. Yalnız bir kuvvet vardır. O da millî egemenliktir.” (1) sözleriyle dile getirmiştir.
Meclisimizin açıldığı 23 Nisan günü, cumhuriyetimizin ilk yıllarında Ulusal Egemenlik Bayramı adıyla kutlandı. Atatürk’ün Türk çocuklarına armağan ettiği bu bayram 20 Nisan 1983’te çıkarılan bir kanunla Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı adını aldı.
23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı, dünyada çocuklara armağan edilen ilk bayramdır. Türk çocukları bu bayramı her yıl çeşitli ülkelerden gelen çocuklarla kutlarlar (Görsel 6.17). Böylece tüm insanlığa barış, dostluğun ve kardeşliğin ne demek olduğunu gösterirler.
Bağımsız bir ülkenin vatandaşı olmasaydınız hangi özgürlüklerden yararlanamazdınız?
(1) Utkan KOCATÜRK, Atatürk’ün Fikir ve Düşünceleri, s. 32, 33.
—
Şimdi de metinle ilgili soruları inceleyelim.
**Soru 1: Metinde geçen “Milli egemenlik” kavramı, Mustafa Kemal’e göre ne anlama gelmektedir?**
Bu soruda bizden istenen, metinde geçen “milli egemenlik” ifadesinin Mustafa Kemal’e göre ne anlama geldiğini bulmak.
Adım 1: Metni dikkatlice okuyarak “milli egemenlik” kelimesinin geçtiği yerleri bulalım.
Metinde, “Bu nedenle Mustafa Kemal Samsun’a çıktığı andan itibaren bir yandan ülkeyi kurtarmaya, diğer yandan milli egemenliği gerçekleştirmeye çalıştı.” cümlesi ile “Böylece Türk tarihinde ilk defa kişi egemenliğinden millet egemenliğine geçildi.” ifadeleri dikkat çekiyor.
Adım 2: Bulduğumuz ifadelerden yola çıkarak milli egemenliğin anlamını çıkaralım.
Metne göre Mustafa Kemal, ülkeyi kurtarma çabasının yanı sıra “milli egemenliği” de gerçekleştirmeye çalışmış. Hatta bu sayede kişi egemenliğinden millet egemenliğine geçilmiş. Bu da demek oluyor ki milli egemenlik, yönetme yetkisinin millete ait olmasıdır.
Sonuç:
Mustafa Kemal’e göre milli egemenlik, yönetme yetkisinin millete ait olması anlamına gelmektedir.
—
**Soru 2: Türkiye Büyük Millet Meclisi (BMM) hangi tarihte açılmıştır ve hangi tarihte Türkiye Büyük Millet Meclisi adını almıştır?**
Bu soruda iki bilgi istiyor bizden: Meclisin açılış tarihi ve hangi tarihte bugünkü adını aldığı.
Adım 1: Metni tarayarak Meclisin açılış tarihi ile ilgili bilgiyi bulalım.
Metinde şöyle bir cümle var: “O, bu yoldaki en önemli adımını 23 Nisan 1920’de Ankara’da Büyük Millet Meclisini açarak attı (Görsel 6.16).”
Adım 2: Şimdi de Meclisin “Türkiye Büyük Millet Meclisi” adını hangi tarihte aldığını bulalım.
Aynı paragrafta devamında şu bilgi yer alıyor: “Meclisimiz 8 Şubat 1921 tarihli Bakanlar Kurulu Kararı ile Türkiye Büyük Millet Meclisi adını aldı.”
Sonuç:
Türkiye Büyük Millet Meclisi 23 Nisan 1920‘de açılmıştır ve 8 Şubat 1921‘de Türkiye Büyük Millet Meclisi adını almıştır.
—
**Soru 3: Metne göre, Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nın adı neden Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı olarak değiştirilmiştir?**
Bu soruda bayramın adının neden değiştiğini, metindeki bilgilere göre açıklayacağız.
Adım 1: Metinde bayramın adının değişmesiyle ilgili bölümü bulalım.
Metinde şu ifadeler geçiyor: “Meclisimizin açıldığı 23 Nisan günü, cumhuriyetimizin ilk yıllarında Ulusal Egemenlik Bayramı adıyla kutlandı. Atatürk’ün Türk çocuklarına armağan ettiği bu bayram 20 Nisan 1983’te çıkarılan bir kanunla Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı adını aldı.”
Adım 2: Bu bilgiden yola çıkarak bayramın adının neden değiştiğini açıklayalım.
Gördüğünüz gibi, başlangıçta bu bayram sadece “Ulusal Egemenlik Bayramı” olarak kutlanıyormuş. Sonra, Atatürk’ün bu bayramı Türk çocuklarına bir armağan olarak verdiği düşünülerek, 1983 yılında çıkarılan bir kanunla bayramın adının sonuna “ve Çocuk” ibaresi eklenmiş. Yani bayramın adının değişmesinin sebebi, bu bayramın aynı zamanda çocuklara armağan edilmiş olmasının vurgulanmasıdır.
Sonuç:
Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nın adı, bayramın aynı zamanda Atatürk tarafından Türk çocuklarına armağan edilmiş olmasını da belirtmek amacıyla değiştirilmiştir.
—
**Soru 4: Metinde bahsi geçen “BMM’nin açılışıyla birlikte ulusal egemenliğe dayanan yeni bir Türk devleti kurulmuş oldu.” cümlesi, size ne anlatıyor? Bu yeni devletin yönetim şekli hakkında neler söylenebilir?**
Bu soru biraz daha düşünmemizi gerektiriyor. Metinde anlatılan gelişmenin bizim için ne ifade ettiğini ve bu yeni kurulan devletin nasıl yönetildiğini anlamamız gerekiyor.
Adım 1: Metindeki ilgili cümleyi ve öncesindeki bilgileri tekrar gözden geçirelim.
Metin diyor ki: “BMM’nin açılışıyla birlikte ulusal egemenliğe dayanan yeni bir Türk devleti kurulmuş oldu. Yönetme yetkisini ifade eden yasama, yürütme ve yargı güçleri Türk milleti adına onun temsilcilerinden oluşan BMM tarafından kullanılmaya başlandı.”
Adım 2: Bu cümlelerin bize ne anlattığını ve yeni devletin yönetim şeklini çıkaralım.
Bu cümleler bize çok önemli bir şeyi anlatıyor: Artık ülkeyi yönetme gücü tek bir kişide veya küçük bir grup insanda değil, doğrudan Türk milleti adına hareket eden temsilcilerde, yani Meclis’te. Bu duruma “ulusal egemenlik” diyoruz. Yasama (kanun yapma), yürütme (kanunları uygulama) ve yargı (adalet sağlama) gibi devletin en önemli güçleri artık Meclis’in elinde. Bu da bize, kurulan yeni devletin halkın iradesine dayanan, yani bir **demokrasi** ile yönetilen bir devlet olduğunu gösteriyor. Halk, kendi temsilcileri aracılığıyla yönetime katılıyor.
Sonuç:
Bu cümle, artık yönetme gücünün millete ait olduğunu ve devletin halkın temsilcileri tarafından yönetileceğini anlatıyor. Bu durum, kurulan yeni Türk devletinin **demokratik bir yönetim şekline** sahip olduğunu gösterir.
—
Umarım bu açıklamalarımız sizler için faydalı olmuştur. Bir sonraki dersimizde görüşmek üzere!