5. Sınıf Sosyal Bilgiler Ders Kitabı Cevapları Meb Yayınları 2. Kitap Sayfa 84
Harika bir çalışma sayfası! Merhaba sevgili öğrencim, ben Sosyal Bilgiler öğretmeniniz. Bu sorular tam da bizim “Üretim, Dağıtım ve Tüketim” ünitemizle ilgili. Gel, şimdi bu soruları birlikte adım adım, güzelce anlayarak çözelim.
Soru 1: “Giysilerin kullanım süresinin kısalması” ifadesinden ne anlıyorsunuz?
Sevgili öğrencim, bu ifade aslında günümüzde çok sık karşılaştığımız bir durumu anlatıyor. Hadi adım adım düşünelim:
Adım 1: Eskiden anneannelerimizin, dedelerimizin aldığı bir kazağı, bir pantolonu düşünelim. Onlar bu giysileri yıllarca, hatta bazen eskiyince yamayarak bile giyerlerdi. Giysiler daha sağlam olurdu ve insanlar bir giysiyi uzun süre kullanırdı.
Adım 2: Şimdi ise günümüze bakalım. Mağazalarda sürekli yeni modeller, yeni renkler görüyoruz. Buna “hızlı moda” diyoruz. Bu giysiler bazen çok kaliteli olmuyor, birkaç yıkamada rengi solabiliyor veya yıpranabiliyor. Ayrıca sürekli yeni şeyler çıktığı için insanlar elindekinden çabucak sıkılıp yenisini almak istiyor.
Sonuç: İşte “giysilerin kullanım süresinin kısalması” tam olarak bu demek. Yani, bir giysiyi alıp eskiyene kadar yıllarca giymek yerine, çok daha kısa bir süre (belki sadece bir sezon) giyip sonra atmak veya bir kenara kaldırmak anlamına geliyor. Bu da hem ailemizin bütçesine zarar veriyor hem de çok fazla atık çıkmasına neden olarak çevreyi kirletiyor.
Soru 2: Giysilerinizin kullanım süresini nasıl artırabilirsiniz?
Bu çok güzel bir soru! Giysilerimize iyi bakarak onların ömrünü uzatabiliriz. Bu, bilinçli bir tüketici olmanın en önemli adımlarından biridir. İşte yapabileceğimiz bazı şeyler:
- Özenli Kullanmak: Giysilerimizi giyerken dikkatli olmalı, lekelenmemesi veya yırtılmaması için özen göstermeliyiz. Mesela okuldan gelince okul kıyafetlerimizi hemen çıkarıp ev kıyafetlerimizi giymek iyi bir başlangıçtır.
- Yıkama Talimatlarına Uymak: Her giysinin içinde küçük bir etiket olur. Orada nasıl yıkanacağı, ütülenip ütülenmeyeceği yazar. Bu kurallara uyarsak giysilerimiz daha uzun süre yeni gibi kalır.
- Tamir Etmek: Küçücük bir sökük veya düğmesi koptu diye en sevdiğimiz tişörtü hemen atmamalıyız. Annemizden, babamızdan veya bir büyüğümüzden yardım isteyerek onu kolayca tamir edebiliriz.
- Farklı Şekillerde Değerlendirmek: Bize küçük gelen ama hala sağlam olan bir giysiyi, bizden küçük bir kardeşimize, kuzenimize veya ihtiyacı olan birine verebiliriz. Bu, giysinin kullanım süresini başka bir bedende devam ettirmektir!
Soru 3: Giyim sektörünün çevreye zararlarını azaltmak için neler yapılabilir?
Giyim sektörü, yani kıyafetlerin üretildiği fabrikalar ve mağazalar, ne yazık ki çevreyi en çok etkileyen alanlardan biri. Ama hem üreticilerin hem de bizlerin yapabileceği çok şey var:
Adım 1: Üreticiler Ne Yapabilir?
- Daha az su ve kimyasal madde kullanarak üretim yapabilirler. Mesela pamuk yetiştirmek için çok fazla su gerekir. Suyu daha verimli kullanabilirler.
- Doğal ve geri dönüştürülmüş malzemelerden (örneğin plastik şişelerden yapılan iplikler gibi) kıyafetler üretebilirler.
- Daha kaliteli ve dayanıklı, yani kolay kolay eskimeyen ürünler yapabilirler.
Adım 2: Biz Tüketiciler Ne Yapabiliriz?
- İhtiyacımız olmayan, sadece moda diye bir hevesle giysi almaktan kaçınabiliriz. “Az ama öz” almak en doğrusu.
- Giysilerimizi, bir önceki soruda konuştuğumuz gibi, ömrünü uzatacak şekilde kullanabiliriz.
- Kullanmadığımız giysileri çöpe atmak yerine geri dönüşüm kutularına atabilir veya ikinci el olarak satabilir/bağışlayabiliriz. Böylece o giysi çöp olmak yerine yeniden hayata döner.
Soru 4: Doğal kaynakların israf edilmeden verimli kullanımı konusunda insanları bilinçlendirmek için neler söylerdiniz? Aşağıya yazınız.
Bu konuda bir afiş veya kısa bir konuşma hazırladığımızı düşünelim. İnsanların dikkatini çekecek ve onları düşünmeye yöneltecek şeyler söylemeliyiz. Ben olsam şöyle bir metin yazardım:
Sevgili Arkadaşlar, Değerli Büyüklerim!
Bir an durup düşünelim. İçtiğimiz su, yediğimiz yemek, yaktığımız elektrik ve hatta giydiğimiz tişört… Hepsi bize doğanın bir hediyesi, hepsi birer doğal kaynak. Peki, bu kaynaklar sonsuz mu? Elbette hayır!
Tıpkı kumbaramıza attığımız harçlıklar gibi, doğal kaynaklarımız da tükenebilir. Suyu boşa akıttığımızda sadece su değil, geleceğimiz de akıp gidiyor. Tabağımızda yemek bıraktığımızda sadece yemeği değil, onu üretmek için harcanan toprağı, suyu ve emeği de israf ediyoruz. İhtiyacımızdan fazla aldığımız her giysi, dünyamızın kaynaklarından biraz daha çalıyor.
Gelin, bugün bir söz verelim. Sadece ihtiyacımız olanı alalım. Elimizdekilerin kıymetini bilelim. Eskiyeni at-ma-ya-lım, tamir edelim, dönüştürelim. Unutmayalım ki, bu dünya bize emanet. Onu korumak, kaynaklarımızı verimli kullanmak hepimizin görevi.
Küçük adımlar, büyük farklar yaratır. Dünyamızı birlikte koruyalım!