Merhaba sevgili öğrencilerim!
Harika bir deney yapmışsınız. Bu deney, ışığın dünyamızı nasıl aydınlattığını ve görmemizi nasıl sağladığını anlamak için çok güzel bir örnek. Şimdi gelin, deneyin sonundaki soruları birlikte adım adım cevaplayalım ve bu ilginç konuyu daha iyi kavrayalım.
Soru 1: El fenerinin ışığı olmadan karton kutunun içindekileri görebildik mi? Nedenini açıklayalım.
Çözüm:
Adım 1: Hayır, el feneri kapalıyken, yani kutunun içi karanlıkken, içindeki renkli kalemleri, silgiyi ve diğer eşyaları göremedik.
Adım 2: Peki ama neden? Çünkü bir şeyi görebilmemiz için en temel ihtiyacımız ışıktır. Gözlerimiz tek başına görmeye yetmez. Kapalı kutunun içinde hiç ışık olmadığı için, içindeki nesnelerden gözümüze yansıyacak bir ışık da yoktu. Tıpkı gece ışıklar kapalıyken odamızda eşyaları göremediğimiz gibi, kutunun içi de zifiri karanlıktı.
Soru 2: El fenerinin ışığını açtığımızda karton kutunun içindekileri görebildik mi? Nedenini açıklayalım.
Çözüm:
Adım 1: Evet! El fenerinin düğmesine basıp onu açtığımızda, kutunun içindeki her şeyi net bir şekilde görebildik.
Adım 2: Bunun sebebi, el fenerinin kutunun içinde bir ışık kaynağı olmasıdır. Fenerden çıkan ışık, etrafa yayılarak kalemlere ve silgiye çarptı. Bu nesnelere çarpan ışık, oradan yansıyarak bizim baktığımız delikten gözümüze ulaştı. Gözümüze gelen bu ışık sayesinde de nesnelerin renklerini ve şekillerini algılayabildik. İşte görme olayı tam olarak böyle gerçekleşir!
Soru 3: Görme olayının gerçekleşmesinde ışığın rolü nedir?
Çözüm:
Bu deneyden çıkaracağımız en önemli sonuç şudur:
Görme olayının başrol oyuncusu ışıktır. Işık olmadan görme olayı asla gerçekleşemez. Çevremizdeki varlıkları (kitapları, ağaçları, arkadaşlarımızı) görebilmemiz için, bir ışık kaynağından (Güneş, lamba, fener gibi) çıkan ışınların önce o varlıklara çarpması, sonra da oradan yansıyarak gözlerimize ulaşması gerekir.
Kısacası, ışık yoksa görme de yoktur! Unutmayın, gözlerimiz birer alıcıdır, ışık ise bize etrafımızdaki görüntüleri taşıyan bir postacı gibidir.