4. Sınıf İngilizce Ders Kitabı Cevapları SDR Dİkey Yayınları Sayfa 62
Harika bir çalışma! Merhaba sevgili öğrencim, ben 4. sınıf İngilizce öğretmeninim ve şimdi sana gönderdiğin bu güzel görseldeki hikayeyi adım adım açıklayacağım. Bu bir “Story Time” yani “Hikâye Zamanı” etkinliği. Resimlerdeki konuşmaları birlikte inceleyip ne anlama geldiklerini öğreneceğiz. Haydi başlayalım!
Bu hikayede çocuklar birbirlerine hangi oyunları ve sporları sevdiklerini soruyorlar. İngilizcede birine bir şeyi sevip sevmediğini sormak için “Do you like…?” kalıbını kullanırız. Cevap verirken ise sevmiyorsak “No, I don’t.”, seviyorsak “Yes, I do.” deriz. Şimdi resimlere bakalım.
1. Kare (Sol Üstteki Resim)
– Do you like playing football, Alice? (Futbol oynamayı sever misin, Alice?)
– No, I don’t, but I like playing table tennis. (Hayır, sevmem ama masa tenisi oynamayı severim.)
Çözüm ve Açıklama:
Adım 1: İlk resimde, elinde futbol topu olan çocuk, arkadaşı Alice’e futbolu sevip sevmediğini soruyor. Bunun için “Do you like playing football?” kalıbını kullanıyor.
Adım 2: Alice ise elindeki masa tenisi raketiyle cevap veriyor. Futbolu sevmediğini “No, I don’t.” diyerek belirtiyor. Arkasından gelen “ama” anlamına gelen “but” kelimesiyle kendi sevdiği oyunu söylüyor: “I like playing table tennis.” Yani futbolu sevmiyor ama masa tenisini seviyor.
2. Kare (Sağ Üstteki Resim)
– Do you like playing table tennis, Mike? (Masa tenisi oynamayı sever misin, Mike?)
– No, I don’t, but I like playing chess. (Hayır, sevmem ama satranç oynamayı severim.)
Çözüm ve Açıklama:
Adım 1: Bu sefer Alice, elinde satranç takımı olan Mike’a kendi sevdiği oyunu, yani masa tenisini soruyor: “Do you like playing table tennis?”
Adım 2: Mike da aynı Alice gibi olumsuz cevap veriyor: “No, I don’t.” Sonra da “ama” diyerek kendi sevdiği oyunu ekliyor: “but I like playing chess.” Yani o da masa tenisini sevmiyor, satrancı seviyor.
3. Kare (Sol Alttaki Resim)
– Do you like playing chess, Jenny? (Satranç oynamayı sever misin, Jenny?)
– Yes, I do. Let’s play. (Evet, severim. Hadi oynayalım.)
Çözüm ve Açıklama:
Adım 1: Mike, bu defa satranç oynamayı seven birini bulma umuduyla Jenny’e soruyor: “Do you like playing chess?”
Adım 2: Jenny’nin cevabı bu kez olumlu! “Yes, I do.” diyerek satrancı sevdiğini söylüyor. Hatta oynamak için bir teklifte bulunuyor: “Let’s play.” Bu ifade, “Hadi oynayalım” anlamına gelir ve bir öneri sunarken kullanılır.
4. Kare (Sağ Alttaki Resim)
– Checkmate. (Şah mat.)
– Oh my God! You’re a chess master, Jenny. (Aman Tanrım! Sen bir satranç ustasısın, Jenny.)
Çözüm ve Açıklama:
Adım 1: Jenny ve Mike satranç oynamaya başlamışlar ve oyun bitmiş. Jenny, oyunu kazandığını belirtmek için “Checkmate” diyor. Bu kelime satrançta “Şah mat” anlamına gelir.
Adım 2: Mike, Jenny’nin ne kadar iyi oynadığına çok şaşırıyor ve “Oh my God!” (Aman Tanrım!) diye tepki veriyor. Sonra da ona bir iltifat ediyor: “You’re a chess master, Jenny.” Yani, “Sen bir satranç ustasısın” diyor. Anlaşılan Jenny satrançta çok çok iyi!
Umarım bu açıklamalar hikayeyi daha iyi anlamana yardımcı olmuştur. Gördüğün gibi, sevdiğimiz ve sevmediğimiz şeyleri söylemek İngilizcede oldukça kolay! Başka sorun olursa çekinme, yine sorabilirsin. İyi çalışmalar!